İletişim
İletişim +90 (532)2439735

Turhan Soyaslan

Turhan Soyaslan Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisi

 

Değerli okurlar, bu yazımı Soyaslan Design kurucusu Turhan Soyaslan ile yapmış olduğum röportaja ayırmak istiyorum. Çok keyifli ve özel bir sohbetti. Bu sebeple Turhan Bey’e ve ekibine misafirperverlikleri için sonsuz teşekkür ediyorum.

 

- Turhan Soyaslan kimdir, buradan başlayabiliriz.

64 yaşında, evli ve iki çocuk babası Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları Mühendisi. Ressam bir anne babanın çocuğuyum. O sebeple akademide büyüdüm diyebilirim. Herkes akademide resim bölümüne mi mimarlık bölümüne mi gideceğimi tartışırken ben Kabataş Erkek Lisesi’nde kendimi buldum. Sonrasında gemiler, tekneler ilgimi çekmeye başladı, iş bugünlere kadar geldi.

 

- Sizi bu sektöre iten sebepler neler oldu?

Okulda aklıma düştü tekneler, gemiler hoşuma gidiyordu. Üniversite sınavının ikinci yılıydı, 1975 yılı. Babama “Gemi inşa mühendisi olacağım.” dedim. O da bana “Senden iyi ressam olurdu be.” dedi o kadar.

 

- Babanızın anlayışı sizin de önünüzü açmış anlaşılan.

Tabii. Yalnızca bunu söyledi bana. Öyle bir adamdı ki kimsenin üzerine gölge düşürmeyen. Babama 15 yaşından itibaren baba değil, usta demeye başladım. 2000 yılında vefat etti ama hiç çıkmayacak aklımızdan öyle biri ve gerçekten hayatımıza ustalık etti. Annem de öyle biriydi.

 

- Üniversite yıllarınız nasıl geçti?

Fakülteye başladığımda gördüm ki ne gemi var ne inşaat var ne de benim lisede camdan bakarken gördüğüm ve “Ben bunlardan bir gün tasarlayacağım.” diye iç geçirdiğim gemileri yapabileceğim bir ortam var. Zaten o yıllar çok zor yıllardır. Terör olayları sebebiyle okul sürekli kapanıyordu. Kız kardeşim İngiltere’de yaşıyordu onun yanına gittim. Avrupa’da okumanın mümkün olmadığını hemen kararlaştırıp Türkiye’ye geri döndüm. Geri döndüğümde aklı başına gelmiş 19 yaşında bir genç olarak Haliç’teki tersanelerde iş aramaya başladım. Üniversiteden de kaydımı sildirmemiştim ama okulda da gemi yoktu.

 

- İş hayatınıza atılmanız nasıl oldu peki?

Staj için Haliç’teki tersanelere gidiyorum, resimhaneler var ama gemi tasarlanmıyor. Hazır tasarımlarla kısıtlı imkanlarla kargo gemileri yapılıyor. Başka hiçbir şey yapılmıyor. Şehir Hatları vapurlarının projeleri İngiltere’den geliyor. Birkaç klas kuruluşunun yolunu buldum Türk Loydu’nun, Amerikan Loydu’nun oralardan bir takım kitaplar edindim ama henüz bir Türk tasarım görmemiştim. Bir tane Türk tasarımcı olduğunu öğrendim, Almanya’dan mezun. Hemen peşine düştüm; adı Haluk Şişman Yazıcı. Sonrasında Tuzla tersanesinde kaynakçı çırağı olarak işe başladım. Daha sonra Öner Şaylan ismiyle yolumuz kesişti. Haluk Bey ve Öner Hocamın peşinden hiç ayrılmadım diyebilirim. Neredeyse bütün tersanelerde birlikte çalıştık.

 

- Soyaslan Design ne zaman kuruldu?

Öner hocamla beraber Proteksan’da çalıştık Haliç’teydi. Orada yıllarca çalıştık 1987’de üniversiteden sınıf arkadaşım Çoban & Soyaslan olan bir firma kurduk daha sonrasında da 1992’de Soyaslan Design’ı kurarak çalışmalarıma devam ettim. Yılın 150 gün kadarı Rusya’da projeler üzerine çalıştım. Ama çok fazla gemi tasarlama niyetinde olmadım. Daha çok yatlara yönelik çalışmak istedim her zaman.

 

Ayrıca şirketimizin vizyonuyla ilgili de şunu belirtmek isterim. Eğitim hayatına devam ettirmeyen kimseyle çalışamıyoruz. Bizim için eğitim ve her gün üstüne koymak vazgeçilmez bir durum.

 

 

- Türkiye’de tasarım işiyle ilgilenen firmaların durumu nasıl peki?

Türkiye bugün neredeyse Avrupa’nın tamamı kadar tasarım ofisine sahip. Şu anda Gemi Mühendisleri Odası’nda tescilli olan ofis sayımız 75-80. Bu ofislerin en az 50’si yatlar üzerine çalışmaktadır.

 

- Oğlunuz da meslektaşınız sanıyorum. Sizin de çoğu baba gibi aynı mesleği yapmasını istemediğiniz oldu mu?

Evet. Oğlum meslektaşım oldu. Ben babamla meslektaş olamadım ama oğlum benden iyi diyebilirim. Ben hiç meslek önermedim. İlkokulu bitirirken geldi bana; “Hangi okula gideceğim biliyor musun? Atatürk’ün okuluna gideceğim.” dedi. Şişli Terakki için. Daha sonra üniversitede “Senin okuluna gideceğim.” dedi ve O da İTÜ’yü kazandı.

 

 

- Sektörü dünyada nerede görüyorsunuz?

Sektörle ilgili temel şikayetim şu anda bir lig düşmesi yaşıyoruz. Batı’da bizden iyi olanlar artık bizimle çalışmaz oldular. Bu genel olarak 2008’den bu yana böyle geliyor. 2008’deki krizi aşamadık. O zamanki ayrışmada üst ligde kalamadık.

 

- Denizlerin ortasındayız ancak denizci bir toplum değiliz, deniyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Gemi inşacı, denizci, tasarımcı her şey diyebilirsiniz ama bu Türkler tarafından kabul edilmiyor. Batı’da da Doğu’da da bizi denizci olarak kabul etmeyen yok. Şöyle; bir tarafı da emeğimizin de sermayemizin de çok önemli bir çoğunluğunu yabancılar için harcıyoruz bu sektörde. O yüzden dünya da bizi kabul ediyor. Biz kendimizi kabul etmiyoruz. Türkler bu işte var. Hem de acayip iyi var! Dünya haritasını önünüze alıp bir bakın. Bizim olduğumuz paralele bir bakın. Yatay değerlendirilir. İddia ediyorum bana göre California ile İtalya arasında, en kötümserimize göre Kore ile İtalya arasında en iyi biziz. Biz ne yaparsak kendimizi daha çok seveceğiz bilmiyorum.

 

 

- Genel olarak denizcilik sektöründen bağımsız baktığınızda piyasalar ve ekonomik durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tabii ekonomi konusunda bir şey söylemek haddini aşmak olur. Dünyayı bu yönüyle yaşayan, bilen, uzmanlık alanım olan biri değilim. Ancak kaygı duyuyorum şahsen. Kaygı duyulmalı mı, bence duyulmalı. Bir sürü konunun öncesinde çözülmesi gereken bir durum. Fakat şunu belirtmeliyim ki bireysel çıkış yoktur. Hepimiz için bir çıkış yolu varsa çıkış vardır.

 

 

- Döviz kurlarındaki dalgalanma tasarım aşamasında değil de inşa aşamasında maliyetlerde değişiklik yaratıyordur muhtemelen. İşadamı gözüyle bu durumu nasıl yönetiyorsunuz?

Biz esas olarak mühendislik hayatı yaşıyoruz. Yaptığımız tasarım, mühendislik tasarımıdır. Bizim konulara yaklaşımımız sadece mühendisçe. Biz aritmetiği doğru bilmek ve hesaplamak durumundayız. Dolayısıyla inşa işinde de, tasarım işinde de, para işlerinde de bunu yapmak zorundayız ancak kesinlikle bu dalgalanmalardan çıkar elde etme çabamız yoktur. Utanarak söylerim hep bunu ama burada çalışan arkadaşlarımızın da bu dalgalanmaya adapte edecek şekilde düzenleme yapmaya çalışıyoruz.

 

 

- Yarış kariyerinizden de bahseder misiniz?

Tabii şikayetler içinde bu konuyu atladık. Aynı tasarlamak gibi yelken yapmak ve yelkenli tekneleri tasarlayıp yarışmalara katılmak güzel bir şey. Yarışanlar profesyoneller değil çalışma arkadaşlarımız. Bu da bizi motive edici bir durum. Çünkü yaptığınız teknelerin gerçekten rekabet eder şartlarda olduğunu görmek mutluluk veren bir durum. Elimizden geldiğince yarışmalara katılmaya devam edeceğiz.

 

Turhan Bey’e misafirperverliği ve hoşsohbeti için sonsuz teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

 

Cem Özkan

Yorum Yap