Yağmurla Gelen Adam - 13

1974  senesi... Güzel Sanatlar Akademisinde 2. yılım. Akşam etüdündeyken sanatçı bir büyüğümüz okulumuzu ziyarete gelmiş, etüde girmeyen arkadaşlarımızla sohbette bulunmuşlar. Sonradan öğrendik ki bu sanatçı ağabeyimiz Özdemir Asaf’mış. O güne kadar bazı şiirlerinden tanıdığımız bu ağabeyimizin Bebek Polis Karakolunun hemen hanında bir mekanı varmış . Bir gece okul çıkışı ziyarete gittik. Üç - dört basamaklı, dar bir girişi olan yer. Biraz arkaya doğru ilerleyince geniş bir salonu andıracak şekilde tahta masalı, tahta iskemleli çok sıcak bir mekan. Duvarlar, el yazması şiirlerle dolu. Kendimizi tanıtmamıza gerek yoktu sanırım. Çünkü uzun saçlarımız, ispanyol paça pantolonlarımız ve koltuk altlarımızda oldukça kabarık, karakalem çalışmalarımızı içine koyduğumuz kalın kartondan dosyalarımız vardı. Hepimizle tek tek ilgilendi . Sonraki gecelerde haftanın hemen hemen 1 - 2 gecesi uğrak yerimiz olmuştu.

 

Özdemir ağabey şiirle aramızın nasıl olduğunu sorduğunda her gencin lise çağlarında şiirler yazdığını biliyordu aslında. Ne de olsa lise yıllarında başımızda kavak yelleri esiyordu.

 

Lisede fen kolunda okumama rağmen edebiyata karşı büyük ilgim vardı. O yıllarda basımı yapılmış ne kadar edebi roman varsa hepsini okumuş ve ifadelere çok dikkat etmiş, bilhassa noktalama işaretleri konusunda kendi kendimi eğitmiştim. 

 

Acemice yazmış olduğum bazı şiirlerimi Özdemir ağabey ile paylaşmış ve nerelerde hata yaptığımı sayesinde öğrenmiştim. Şiirin aynen edebi eserlerde olduğu gibi giriş bölümü, gelişme bölümü ve sonuç bölümü olarak düşünülmesi gereketiğini yine kendisinden öğrendim.

 

Bir gece okul çıkışı eve uğrayıp  yine Özdemir ağabeyin mekanına gitmeyi planladık. Ben, o yıllarda Yıldız'da, Ertuğrul Sitesinde oturuyordum.

 

Kış ayıydı ve yağmur yağıyordu. Beşiktaş’a kadar vesait buldum sonra Beşiktaş’tan Bebek'e kadar yürüdüm. Yağmur oldukça şiddetini arttırmıştı ve bayağı ıslanmıştım. Mekana vardığımda benden başka arkadaşımın olmadığını gördüm ve Özdemir ağabeyin bana şöyle hitap etmesini daha sonra değiştirdim. Aynen şöyle demişti: ''Yağmurla gelen genç''  

 

Tabii o zamanki genç halime bakarak söylemişti. Bugün aramızda olsaydı o da ''Yağmurla gelen adam'' derdi herhalde.

 

Rahmetlinin mekanından bahsederken hep ''Mekan'' dedim. Zira o yıllarda Cafe diye bir terim henüz Türkçemize girmemişti. Bundan dolayı bu mekanın ismi ''Asafın Yeri idi''

 

28 Ocak 1981 yılında kaybettiğimiz üstadı sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.

 

 En sevdiğim şiirlerinden birisi olan  MUM ALEVİ İLE OYNAYAN KEDİ'yi ilişikte takdim ediyorum.

 

Belki de şundan seviyorum; 15 tane sokak kedim, birkaç martım, birkaç kargam ve yaz aylarında gelen kirpilerim var...

 

Benzer Yazılar

Bu yazıya benzer içerik bulunamadı.

Yorum Yap