Adım Adım Yelkenciliğe / 7. Bölüm

Marineros ile 2017 yılında gerçekleştirdiğimiz Marmara Turu...

18 Temmuz 2017 - Salı

Kötü havanın son günü. Bütün gece yağmur ve poyraz devam etti. Sabaha karşı dolunun, teknemin üstündeki perküsyonuyla uyandım. Tekneden çıktım. Dışarıda harika bir hava… Kara bulutlar, yağmur, dolu, gök gürültüsü. Yetmedi, al sana bir de 30 knot poyraz. Daha ne olsundu. Tam tatil havası…

Çay parkına gittim. Buradaki tentelerin su geçirebilme özelliği var. En kuru masaya oturdum. Koruk suyumu söyledim. Bizim mürettebat geldi. Bazılarımızın sırtına yağmur yağarken, kuru yerdekilerin de ayakları su içinde kalıyordu. Bir şekilde adalet vardı yani. Kahvaltımız bittikten sonra aklımıza müthiş bir fikir geldi. Çay parkının kapalı kısımına geçtik. Ne güzel bir yerdi. Kuru ve sıcak. Ama ne yazık ki, biz burayı son günümüzde keşfetmiştik. Erkek tayfa, tavlaya başladı. Bayanlar da dolaşmaya çıktılar. Biraz sonra büyük bir sevinç ve coşku içerisinde döndüler. Meğerse bugün kurulan pazar yerini görmüşler. Çantalarını kapıp gittiler. Pazar yerinde de beş tezgah var. Ne yapsın garibanlar, burada AVM yok işte. Pazar varken bahçeli evin sahiplerine hediye götürmek de ayıp olurdu. Birkaç saat bekledikten sonra teknelere gidince onları orada bulduk. Onları pazar yerinde çantalarla yakalayıp fotoğraf çekerim diye, sessizce sıvışmışlar. Öyle bir şey yapar mıyım ya! Sonra akşam yemeğinde çorbaları, dolmaları, kızartmaları kim yapacak? Bir de Deniz, editörlüğe devam ediyor halâ…

Manastır Koyu yürüyüşü

Öğleden sonra hava biraz açtı. Çok methedilen, limanın doğu tarafındaki Manastır Koyu’na yürüyelim dediler. Tırmanma ve inme şeklinde yaklaşık 100km (bel fıtıklılarına göre) yürüdük. Bir ara düz yolda Şeyda’yla Doğaç’ı kaybettik. Meğerse bizim Marineros Keçileri, hemcinslerini görünce bir yere tırmanıp, selfie çekmişler. Sonra Manastır Koyu’na gittik, baktık, “Hım güzel, bakir bir yermiş” deyip, geri döndük.

Vahşi armut ağaçlarını ziyaret

Dönüşte Erol Ağabey ile armutlara daldık. Ama özel bahçe değil, doğadaki bir armut ağacıydı. Akşam üzeri yağmur yine çıldırdı. Erol ağabeyle bir ara inatla güneş şemsiyesi altıda oturmayı denedik ama sonra tekneye kaçtık. Akşam keyfimiz yine teknede oldu. Bu, buradaki son gecemiz. Yarın denizlerdeyiz.

19 Temmuz 2017 - Çarşamba

Hava pırıl pırıl. Poyraz, insani boyutlarda. Topağaç'taki son iskele üstü kahvaltı keyfinin ardından hazırlıklar başladı. Tatlı su ve buz takviyeleri tamam. Son kez teknemi yıkayıp, son hortum duşumu aldıktan sonra palamarları çözdük. Sanki Atlantik’e açılacağız. Gideceğimiz yer 6 mil güneyimizdeki İlhanköy. Bir saatlik yol. Poyraz biraz sert, dalgalar biraz dişli ama sıkıntı yok. İskele kıç omuzluktan geldiği için. 5.5 - 6 knot’la İlhanköy’e vardık. Rüzgaraltı, sakin bir yere bağlandık. Ancak burası biraz fazla sakin. Hiçbir şey yok. Barınak içinde yalnızca iki köy kahvesi, bir de bakkal var. AVM yok mesela. En kötüsü de bira satan bir yer yok.

Ne yapalım biz burada. Üstelik seslerini duyabilecek kadar yakınımızda bir sürü rüzgar tribünü var. Onlar varsa biz yokuz diyerek bir saat oyalanıp ayrıldık. Bu kez rotamız Narlı. 3 mil, yarım saat. Tam pupa seyriyle 6,7 knot’ları gördük. Narlı, Balıkesir, Kapıdağ Yarımadası’nın batı tarafında. Yani ana karada. Yalnız barınağı biraz sıkıntılı. Bağlanabileceğimiz bir karış yer var, orada da boş yer yok. Batı tarafı baştan ya da kıçtan kara yapmak mümkün ama işimize gelmiyor. Çünkü karaya ulaşması zor. Böyle durumlarda hemen büyük balıkçı tekneleri ile ahbap çavuş olunur ve birine aborda olursun. Bizde öyle yaptık. İlk iş, daha palamarları bile bağlamadan öğlen sofrası kuruldu. Kıtlıktan çıktık, okyanusu aştık ya, ondan ötürü…

Narlı'da bir plaj...

Narlı, köy filan değil. Yazlıkçıların yeri. Birkaç plajı var. Güneybatıya bakmasına rağmen poyraz kendini hissettiriyor. Saçak altıyız ama civarnalar sert. Tepelerdeki rüzgar tribünleri fırıl fırıl dönüyor. Ama plajları sakin. Akşam üzeri bir saatlik yüzme ve duşun ardından, bir olta balıkçısından biraz canlı uskumru aldık. Peki niye kendimiz tutmadık? Çünkü bir sürü işimiz var. Sağa sola kaçınmamız, her yeri görmemiz ve yüzmemiz lazım. Akşam yemeği sırasında aborda olduğumuz balıkçı gırgırın sahibi geldi. Hazırlık yapmaya başladı. Sabah 04.00’te açılacaklarmış. Zaten poyraz da deli deli esiyor. Yani bu gece rahat uyku yok.

NOT: Fotoğraflar Marineros Keçilerine aittir. (Şeyda, Doğaç)

Devam Edecek.

Konuk Yazar: Yavuz Çetin

Fotoğraflar: Yavuz Çetin Arşivi

Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735