Türkiye Cumhuriyetinin Gençleri

ATA'mızın bize armağan ettiği bu özel günde; bir kez daha bu vatan için savaşmış atalarımızı yad ediyor, onları rahmetle anıyoruz. Ve biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti ilelebet mevcudiyetini sürdürerek Cumhuriyet'e yakışır akıllı, dinamik, ilime ve bilime önem veren gençler yetiştirecek, tüm Dünyaya örnek olacak bir mahiyette bulunacaktır. YELKENCİNİN GAZETESİ

Gazetemiz yazarlarından Levent Dinçer'in 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için kaleme almış olduğu yazıyı dikkatle okumanızı rica ediyoruz…

“Çocuk” Bayramı…

Gazetem bana bu bayram için bir yazı yazma görevi verdiğinde, alışılageldik kalıpların dışına çıkıp, bugüne farklı bir pencereden bakmak istedim. Bazı okuyucular ve ebeveynler için can sıkıcı olabilir ancak ben yine de yazacağım.

Geçen yıl “Egemenlik” konusunu kaleme almıştım. Şimdi de bu anlamlı günün “Çocuk” boyutunu irdelemek istedim. Öncelikle bayramın adını bir kez daha anımsayalım: “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”. Günler öncesinden başlayan hazırlıklar bittiğinde, tören alanlarına çıkıp hançerelerimizi yırtarcasına bağırır, duygulanır, içimizde ukde kalmış bazı şeyleri adeta dışarı haykırırız. Sonra! Törenler biter, 23 Nisan sıradan bir tatil gününe dönüşür. Oysa, çökmüş bir imparatorluğun ardından kan dökerek kalkmış bir milletin tarih çizgisindeki bağımsız ve egemen varlığının tescil edildiği bir gün olduğu unutulmuş gibidir.  

Atatürk Türkiye Cumhuriyetini kurduğunda, bu devlete her türlü kararı kimseye danışmayarak özgür iradesiyle alıp uygulama yeteneği de kazandırmıştı. “Egemenlik” olarak da adlandırılan bu özelliğin ne derece yaşamsal bir öneme sahip olduğunu günümüz dünyasındaki gelişmelerden de yakından görebiliyoruz.

Ancak Atatürk, bu bayramı özellikle de çocuklara armağan etmişti. Kanımca, o dönem itibariyle “Millî Mücadele”, “Devrimler”, “Cumhuriyet”, “Bağımsızlık” gibi kavramları derinliğine idrak edecek ve sonraki kuşaklara aktaracak insan kaynağı konusundaki endişeleri ve bu emanete gelecek nesillerin daha iyi sahip çıkacağı düşüncesi ağır basmış olmalıydı. O nedenle Nutuk’u bile “Gençliğe Hitabe” ile bitirmişti.

Buraya kadar her şey normaldi. Ata’yı sonsuzluğa uğurlayalı 88 yıl oldu. Peki, Türkiye Cumhuriyeti’ni geleceğe taşıyacak genç nesiller bugün ne durumda idi? 15 yıl gibi insan ve insanlık için kısa sayılabilecek bir süre içinde; bağımsızlığını kazanan, emsalleriyle arasındaki çıpa farkını kapatan hatta büyük ölçüde burun farkı atan, Atatürk’ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti bu 88 yıl içinde ne kadar yol kat etmişti acaba!!!

Ne diyordu Atatürk?

“Çocuk sevgisi insan sevgisi için bir ihtiyaçtır.” 

Seviyor muyuz çocuklarımızı? Onlara gereken özeni gösteriyor muyuz? Koruyor muyuz onları? Güvende yaşamalarını sağlayabiliyor muyuz?

“Çocuklarımızı iyi yetiştirelim. Çünkü onlar geleceğin mimarları olacaklar.” 

Çocuklarımızı iyi yetiştirebiliyor muyuz? Onlara geleceği imar edecek sağlam bir alt yapı sağlayabiliyor muyuz?

“Çocuklarımıza vereceğimiz en büyük miras, onlara iyi bir eğitim vermektir.”  

Türkiye Cumhuriyeti’ni geleceğe güvenle taşıyacak, bilgi birikimiyle ülkesini çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine taşıyacak eğitimi verebiliyor muyuz? Öyle ya, Kuzey ülkeleri 30’lu yaşlardaki gençlerine devletin anahtarını teslim ederken biz ne yapıyoruz? Bu ağır sorumluluğu taşıyacak vizyonu verebiliyor muyuz onlara?

“Her çeşit istismar ve ihmalden çocuklarımızı koruyalım.” 

Bir ülkenin en önemli taşıyıcı kolonlarının iyi yetişmiş, sağlıklı düşünen, sorumluluk sahibi kuşaklar olduğunun farkında olan ülkelerin, rakip toplumların bu özelliklerini istismar ederek kendilerine alan açtıklarının farkında mıyız? Bu tehditlere karşı çocuklarımızı ne derece koruyabiliyoruz? Onları her türlü dış etkiye rağmen bu toprakların birikim ve kültürüyle yoğurabiliyor muyuz?

“Çocukları sağlıklı ve bilgili yetiştirilmeyen uluslar, temeli çürük binalar gibi çabuk yıkılırlar.” 

Çocuklarımızı sağlıklı yetiştirebiliyor muyuz? Onları yaşama hazırlayacak, zorluklarla başa çıkabilecek özellikler ve beceriler kazandırabiliyor muyuz?

“Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.” 

Bugünkü çocukları bu zor yükü yükseltecek şekilde biçimlendirebiliyor muyuz? Onlara daha şimdiden sorumluluk vererek gelecekteki ağır yükleri sırtlamaya hazırlayabiliyor muyuz?

Peki, tüm bunlardan sonra, kendi aynamıza dönüp baktığımızda ne gibi bir görüntü çıkıyor karşımıza? 

Daha küçücük yaşlardan başlayarak besin değeri taşımayan gıdalarla beslenen, potansiyel hastalıklara doğru yol alan bir kuşak. Sorumluluk verilmeyen, aşırı korumacılık altında büyüyen, hemen her işleri anne-babaları tarafından üstlenilmiş, bağımsız hareket etmelerine izin verilmeyen, özgür düşünme yeteneğini geliştiremeyen, okul çantasının bile taşıma sorumluluğunu alamamış bir nesil. İçi boşaltılmış bir eğitim sistemi içinde bocalayan bir kuşak. Çevre bilinci gelişememiş, çalışmadan, üretmeden, alın teri dökmeden başarı bekleyen, öğrenmeye ve öğretmene saygısını yitirmek üzere olan bir kitle.

Bu satırları kaleme alırken, Urfa ve Kahramanmaraş illerinde çocuklara yönelik olarak yaşanan/yaşatılan katliamlar da buna eklediğinde, ortaya çıkan bu manzara karşısında, tekrar idrak ettiğimiz yeni bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, Atatürk’ün hedeflerine ulaşmış olmaktan çok uzak bir ülke olarak neyi kutlamalıyız ya da neyi kutlamayı hak ediyoruz!!! Bu, aynanın karşısında kendimize sormamız, dahası acil yanıtlamamız gereken yaşamsal bir başka bir sorudur.

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, sahip olduğu evlatlarının bu ülkeye yararlı bireyler olmaları için çabalayan, elindeki maddi, manevi tüm olanakları geleceğin garantilerini çocuklarına feda eden anne-babalar. Bu çabalara layık olmak için karşılaştığı her türlü engeli aşma azmini yitirmemeye çalışan öğrenciler. Fırsat eşitsizliği yüzünden çalışmasının karşılığını alamadığı için içi kan ağlayarak geleceğini başka topraklarda aramak zorunda olan çocuklar. Türkiye’nin geleceğini inşa etmek üzere yola çıkan, ellerine verilen işlenmemiş ham maddeyi cevhere dönüştürmeye soyunan, her türlü engel ve eksikliklere rağmen kendi maddi, manevi imkanlarını da seferber ederek Cumhuriyetin çatırdayan kolonlarına destek vermeye çalışan, öğrencilerinin yaşamı için gerektiğinde canını onlara siper eden bir öğretmen kadrosu.

Türk toplumunun, bu birbirine kökten zıt iki atmosfer arasında kalmış haliyle bile, tarihi derinliğinin bilincini anımsayarak, o derinliğin kazandırdığı yönetimsel deneyimi, zorluklarla başa çıkma refleksini, önüne konan engelleri yılmadan aşma azmini süratle harekete geçirip kendine yakışmayan bu duruma son vermekten başka çaresi yoktur.

Ulusal Bayramlar; âdet yerini bulsun diye kutlanacak günler değil, ulusça bir öz eleştiri yapma ve kendi içine dönüp sorgulama fırsatlarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ne kadar övünsek azdır. Ancak övünmek tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Kurucu ayarlarının işlerliğinin ne derece sağlıklı olduğu, çağdaş uygarlık yolunda ne kadar yol alındığı, hedeflerin ne ölçüde gerçekleştirildiği sorularına yanıt verilmeden kutlanacak bir 23 Nisan Bayramı’nın formaliteden öteye bir anlamı olmayacaktır. Okunacak bir yazı, yüksek sesle dillendirilecek birkaç şiir, anlık heyecanlar uyandırmak dışında hiçbir işe de yaramayacaktır…      

İçinde bulunduğumuz olağanüstü zor koşullar içinde halâ idealist, içinde vatan, millet sevgisi tohumları yeşerten, bu bilinci sorumluluğuna verilen çocuklara aşılamak konusunda hevesli ve istekli, hala şevk ve heyecanla görev yapan öğretmenlerimiz vardır. Atatürk’ün gösterdiği “Çağdaş Uygarlık Seviyesinin Üstüne Çıkma” hedefine uygun karakterde, sorumluluklarının bilincinde, geleceği omuzlayacak güçte bir nesil yetiştirmek için her yol denenmeli, çıkabilecek/çıkarılabilecek her türlü engel ısrarla bertaraf edilmeli, bu yolda özellikle ve mutlaka öğrenci aileleri de bu mücadeleye ortak edilmelidir.

106. yılında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı; Atatürk Cumhuriyeti’ne yepyeni, taze bir kan vermesi temennisiyle kutlu olsun.

Levent Dinçer / Yelkencinin Gazetesi Bodrum Bölge Temsilcisi

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735