İnsan bir kere o dünyayı kaplayan iyot, yosun, hayat kokan suya girdi mi hele bir de onun sonsuzluğu da bir ceviz kabuğunda ve kumaştan yelkenlerle bilmediği yerlere gidip tanımadığı sabahlara uyandı mı bence bitmiştir. Geçmiş olsun artık nerede olursanız olun siz hala bir deniz insansınız. Denizden kilometrelerce uzakta bir dağ başında da olsanız, bir ovada da olsanız! Deniz artık sizinledir ve siz de artık biraz deniz olmuşsunuzdur. Tıpkı artık yanımızda olmayan o çok sevdiklerimizin her rüzgar esişinde ya da minik bir kelimede tüm varlıklarıyla bizimle olmaları gibi... Yani bir kere tanıdık bildik, bir kere biz olduk..
Neden bu kadar uzun bir giriş yaptım. Çünkü aynı durumdayım. Bahar geliyor terasımda sevgili kırlangıçlar yuva tadilatinda ve şarkılarıyla uyanıyorum muhteşem yemyeşil bir güne.
İşte bu harika lacivert kuşlar beni alıp yıllar yıllar önceye götürüyor. Yine böyle bir sabah ve ben minik yelkenlimizin havuzlugunda kahvemi yudumluyorum. Onlar da her yerdeler ve yine şarkılar söylüyorlar.
Değişen ne?
Aslında hiçbir şey.
Ben yine denize kaçan insanın düşündüğü gibi düşünüyorum. Aslında karada yelken yapmak gibi ama elbette çok zor.
Her geçen gün zihnine yabancılaşan, beyin ölümü gerçekleşen insanlar arasında hayatın kutsallığının nasıl da ezilip geçildiğini acıyla izliyorum. Aynı denizden karaya baktığım günlerdeki gibi..
İnsanın, insanlığın korkunç bir hızla yokoluşunu izliyorum. Çare yok gibi…
Bundan sonra daha büyük fırtınalar gelecekmiş gibi hissediyorum insana.
Hele 5 g diye öve öve bitiremedikleri ve hatta bedava verdikleri bu hızın insana neler yapabileceğini göreceğiz.
Hız her anlamda ölümdür bence… Ne kadar hızlı yaşarsak o kadar hızlı tükenir ve tüketiriz.
Unutmayalım, hiçbir gül zamanından önce açmaz. Açandan da hayır gelmez.
Sonsuzluğunda bir ceviz...
Sema Erdal / Yelkencinin Gazetesi
Benzer Yazılar
Bu yazıya benzer içerik bulunamadı.