
Arapça’dan gelen bir kelime olan Cumhuriyet sözcüğü, “Cumhur” kökü üzerine türetilmiştir. Latincede “Res publica” olarak karşılık bulan bu sözcüğün Türkçe olarak tek bir karşılığı vardır: HALK.
Cumhuriyet, bir hükümet sistemini ifade etmekle birlikte gücünü insandan alan bir yönetim biçimidir.
“Kabile Düzeni” şeklinde başlayan yönetim şekilleri “teokrasi” ile farklı bir noktaya evrilmiş, “monarşi” ile imparatorluk yönetimi ortaya çıkmış, “aristokrasi” ya da “oligarşi” sonrasında insan topluluklarının yönetim süreçlerine katılım talepleri sonucu ilk “demokrasi” denemeleri ortaya çıkmış, Fransız İhtilali sonrasında gelişen ulus bilinciyle bugünkü “Cumhuriyet” rejimleri yaygın yönetim biçimi haline gelmişti.
İlk çağlardan başlayarak tarihe mal olmuş hemen tüm Türk kavim ve devletlerinin kurultaylar yaparak yöneticilerini seçmeleri demokrasi ve cumhuriyete ne denli yatkın olduklarının canlı kanıtıydı. Bir Türk devleti olarak da tarih sahnesine çıkan Osmanlı zamanla özünden koparak mutlak monarşiye sonra teokrasiye evrilmiş, son dönemlerde de meşruti monarşiyle halktan iyice uzaklaşmıştı.
Başlangıçta kurucu asıl unsur olarak devlette söz hakkı olan ancak daha sonra devlet yönetiminin önce mutlak monarşi sonra teokrasiye dönüşmesiyle söz hakkını kaybeden Türk halkı yüzyıllar boyunca tebaa konumundan kurtulamamıştı.
Osmanlı döneminde Anadolu’da çıkmış Türk isyanları, Türk halkının bu durumu içine sindiremediğini, tarihten gelen nitelikli birikimi ve kültürüne uygun şekilde yönetilmek istediğinin bir kanıtıydı. Türklerde yönetenler, yönetilenler için vardı. Örneğin Bilge Kağan “Türk Milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” demişti. Yönetimsel kararlar “Kurultay” denen toplantılarda alınır, bu toplantılara kadınlar da katılırdı. İyi işleyen bir kamu düzeni, köklü hukuk geleneği devletin olmazsa olmazlarıydı. Türk halkının bu özüne dönüş çabaları her seferinde kanlı bir şekilde bastırıldı. Ancak toplumdaki bu geleneksel yönetilme özlemi hiçbir zaman söndürülemedi.
Osmanlı İmparatorluğu 20'nci yüzyıl başında tarihe karıştığında, kurucu asli unsuru Türk Halkı Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde tekrar tarih sahnesine çıktı. Yüzyıllardır gasp edilmiş haklarına tekrar kavuştu. Özgürleşti, hanedanlık ve saltanatı kaldırdı, kendi yöneticisini özgürce seçti. Laikliği hâkim kılarak aklı hurafenin önüne aldı. Toplumun adeta dışına itilmiş Türk kadınına çağdaş haklarını iade etti. Tarihi derinliğini tekrar keşfederek kendine güvenini yeniden kazandı. Böylelikle çağdaş uygarlık yarışındaki yerini de aldı.
Bugün, 103'üncü yıldönümünü idrak ettiğimiz Cumhuriyet Bayramı’nda bu kazanımların önemini bir kez daha hatırlamayı, bu konuda Türk toplumuna önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha minnet ve saygı duymayı bir borç bilerek Cumhuriyet Bayramı’nın Yüce Türk Milletine kutlu olmasını diliyorum.
Levent Dinçer / Yelkencinin Gazetesi
Fotoğraf: AI ile oluşturulmuştur.
Yapılmış Yorumlar (1)
Sevgili Levent, kadın - erkek her Türk ferdinin bilmesi gereken hususları belirttiğin yazın; açık, sade ve kolay anlaşılır kaleme alınmış. Tabii bilmek ve anlamak isteyenlere. Tebrik ve taktirlerimle. Sevgiler.