
Bu vakit gecenin solmuş yüzü müdür?
Neden görülmez yıldızlar?
Yoksa, utanıp da maballarından
İnsanın,
Ar edip, küsmüş müdür ışıklarından?
Belki ay, yorgun bir bakışla
Çekildi bulutların ardına,
Belki de karanlık, haklı bir sitemle
Sustu zamana.
Eksikti bu gece bir çocuğun duası,
Bir annenin gözyaşı belki de tamamladı duayı.
Gökyüzü neyi bekler?
Bir özrünü mü insan denen varlığın,
Yoksa yeniden yazılacak ilk hecesini mi bir kaderin?
Karanlık,
Konuşsa da duymazdık,
Kulaklarımız alıştı nefrete,
Ah o nefret!
Yıktı geçti, her bir kum tanesini,
Her bir su damlasını.
Gözlerimiz kamaştı loş ve kışkırtıcı ışıklarda,
Yıldızlar, işte bu yüzden gitmiş olabilir aramızdan belki de.
Belki dönerler!...
İnsan bir gün,
Kendi gecesine dürüstçe
Yeniden bakmayı öğrenince,
Utancından başını eğmeyince.
O vakte kadar,
Birer kör mağara gibi çınlayan boşluk içimizde,
Kavga ediyor kendi sesimizle;
Çarpıyor duvarlara,
Kimi zaman bir hırs, kimi zaman bir öfke.
Kin, bir kurşun gibi ağırlaşıyor dilimizin ucunda,
Bir küfür, bir beddua.
Bir erdem değil artık, sakinlik
Bir korkunun başka yüzü çoğu zaman,
Sussak da, susmasak da.
İnsan kaybolmuş,
Kendi içinde çıkamadığı labirentlerde,
Bir adım ileri atarken,
Çarpıp düşüyor kendi gölgesine
Tekrar ve tekrar,
Basıp düşüyor en eski yarasına.
Görmüyoruz artık birbirimize bakarken,
Hüküm taşıyoruz bakışlarımızda.
Sevgi, bir hatıra gibi yıpranmış,
Anlamını unutmuş, çocukluk dualarında kalmış.
İşte bu yüzden susuyor yıldızlar,
Işıklarını emanet edecek yürek bulamıyorlar.
Gece,
Gökyüzünün değil sadece,
Karanlığı artık, insanın içinin de.
Belki bir gün,
Bir damla merhamet iner de
Yıkar içimizdeki duvarları,
Yıldızlar o vakit geri döner…
İşte o gün gece,
Beyazın varlığını gösteren
Siyahıyla,
Yeniden gece olur sadece.
Saklanır tüm masumiyet
İnsanlığın duasıyla.
Ömer Faruk Ertem / Yelkencinin Gazetesi
Benzer Yazılar
Bu yazıya benzer içerik bulunamadı.