Günümüzde bir ülkede insan, mal ve hizmetlerin ulaştırılmasında kullanılacak en ekonomik seçeneklerin ya deniz ya da demiryolu olduğu artık tartışılmaz bir gerçek. 17 milyon km2’lik devasa topraklara sahip Rusya, ulaşım için demiryolu hattının ülke için en ekonomik yöntem olduğunu kavramış, bu anlamda Moskova’dan başlayarak ülkenin Pasifik Okyanusu kıyısındaki kenti Vladivostok’a kadar uzanan yaklaşık 9300 km uzunluğundaki demiryolu hattıyla Rusya topraklarının batısıyla doğusunu birleştirmiş. Bu hattı, ana hat yakınlarında bulunan bazı önemli sanayi merkezleriyle de desteklemiş. Sonuçta ortaya hem Rus halkının yer değiştirme arzusunu karşılayan hem de yer altı zenginlikleri ve sanayi ürünlerinin farklı noktalara süratle ve ekonomik olarak ulaştıran bir ağ ortaya çıkmış.
Şanslıydık ki doğuya doğru uzanan Sibirya rotamız da zaman zaman bu demiryolu hattı ile kesişecekti. Tataristan’dan ayrılan trenimizin bu hattın başat noktalarından Yekaterinburg’a varması için yaklaşık 15 saatlik bir yol kat etmesi gerekiyordu. Rusya topraklarındaydık, yolumuz uzundu. Kompartımanlarımız gayet güzel ve uzun yolculuklara yanıt verecek şekilde tasarlanmıştı. Gündüz saatlerinde portatif bir masa etrafında oturup laflarken, gece saatlerinde kompartıman duvarından indirerek oluşturduğumuz yataklarımızda dinlenerek ertesi gün sabah saatlerinde Yekaterinburg’a ulaştık.



Başkentten yaklaşık 1800 km. uzakta yer alan Yekaterinburg, bölgede Uralların merkezi olarak da biliniyordu. Bir Rus kenti olmanın avantajını fazlasıyla yaşayan görüntüsü, düzenli yapılaşması, halka sağladığı günün koşullarına uygun yaşam alanları, üniversiteleriyle güzel bir kentti.



Ayrıca Asya ve Avrupa kara kıtalarını birbirinden ayıran hayali boylam da bu kentten geçiyordu.

Asya ve Avrupa kıta parçalarını ayıran hayali boylam hattı
Kentin kalabalık caddelerinden biri kenarında yer alan “Kare Lale Anıtı” deyim yerindeyse Rusya’nın bulaştığı tüm savaş ve çatışmaları ve bu çatışmalarda kaybedilen askerleri anmak amacıyla inşa edilmişti. Rusya bu anıtla övünç ya da utanç mı duymayı amaçlamıştı, bilemedim doğrusu.


Kara Lale Anıtı
Kenti bir bütün olarak izlemek isteyenlerin Vysotsky Kulesi’ne çıkmaları gerekiyordu. Nefis manzarasıyla gelen konuklara çağdaş bir kent izletmek istemiş Rusya.




Vysotsky Kulesi
Bizim Rusya Devlet Başkanı olarak tanıdığımız Boris Yeltsin bir zamanlar kentin yerel yöneticisiymiş. Bakıldığında kente sağladığı kazanımlar oldukça fazla. Bunlardan biri de kendi adını taşıyan “Yeltsin Center”. Çeşitli kültürel faaliyetlerin yürütüldüğü salonları, eğlence merkezleri ve alışveriş mağazalarıyla merkez kent için büyük bir çekim alanı olmuş. Yekaterinburg sadece bu kadarla yetinen bir kent değil.
1918 yılında, kentin yakınlarındaki küçük tepe üzerinde yer alan bir evde yaşamını sürdüren yedi kişilik bir aile o gece evin bodrum katına indirilerek kurşuna dizildi ve öldürüldü. Bu olay 350 yıllık çarlık rejimini ve 300 yıllık Romanov hanedanının sona erdiğini ilan eden bir infazdı. Yıllar sonra kötü bir tarihi iz taşıyan ev, dönemin belediye başkanı (Daha sonra Rusya devlet başkanı) Yeltsin tarafından yıktırılarak yerine büyük bir katedral yaptırılmış.



Church on the blood: Eski romanov evi
Bu yazının konusu tarih değildi, ancak insan kısa süre de olsa içinde yaşadığı kenti anlamlandırmak, geçmişi ile bugünü arasında bir köprü kurma ihtiyacı hissediyor.

Yeltsin Center


Sibirya gezimiz bir sonraki yazı ile devam edecek.
Levent Dinçer / Yelkencinin Gazetesi
Benzer Yazılar
Bu yazıya benzer içerik bulunamadı.