Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Denizle bağınız nasıl başladı?
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyum. Uzun yıllar moda tasarımı sektöründe bulundum. Bu süre içinde resimden uzaklaşmadım. Birçok sergide yer aldım. İlk kişisel sergimi yolculuğum esnasında Vanuatu’da açtım. Denizle bağım, yazları denizle iç içe olmam ve dedemin balık sevdası ile başladı. Yelkenli bir tekne ile tanışmam ise ortaokul yıllarımda Göcek’te oldu.
Yıllar içinde deniz sizin için nasıl bir yaşam biçimine dönüştü?
Deniz sevgisi her zaman içimdeydi. Gerçekleşmesi pek de mümkün görünmeyen hayallerim oldu hep.
Bir skipper olarak sizi en çok zorlayan ve en çok güçlendiren yönler neler?

Zor diyebileceğim tek şey, özellikle ülkemizde birçok alanda olduğu gibi denizcilikte de erkek hegemonyasının olması. Bu durum bir çok hemcinsimi maalesef etkiliyor; kadın oldukları için ikinci plana atılan, oysa ki teknede tüm sorumluluğu sırtlanan, buna rağmen isimleri anılmayan çok kadın denizci tanıdım. Belki de biraz sert olan mizacım, benim bu olumsuzluklardan etkilenmemi önlüyordur. Uzun okyanus geçişleri, sert hava koşulları ve tersine akıntılar da eklenince çelik gibi sinirler gerektirir. Sanırım güçlendiren, doğanın kendisi. İşin içine insanlar girince ortalık ego savaşlarından geçilmiyor. Çirkinleşiyor...
Denizde liderlik nasıl bir sorumluluk? Yaklaşımınızı nasıl tarif edersiniz?

Verdiğim eğitimlerde insanların yüzünden okuduğum güven, her şeyin yolunda gitmesini kolaylaştırıyor. Ben bu konuda net bir yaklaşımda oluyorum. Bir yelkenli teknede, vince binen yükün insanlara verebileceği zararı, istemsiz bir kavançada bumbanın nelere dönüşebileceğini bilmeleri gerekir.
İlk ciddi seyir deneyiminizi hatırlıyor musunuz?

Asla unutamam. Bora Bora’da ters rüzgarlardan dolayı mahsur kalmıştık. Nihayet bir ay sonra Batı Samoa’ya doğru yelken açtık. 1200 deniz mili uzaklıktaki Apia Limanı’na 12 günde vardık. Yosun, senelerce karada içine yağmur suyu dolmuş bir şekilde beklemiş. Buna bağlı olarak seyirde birçok sorun çıkmıştı.
Kadın bir skipper olarak sahada karşılaştığınız tepkiler nasıl? Size göre bu alanda kadınların rolü nasıl gelişiyor?

Daha önce de bahsettiğim gibi erkek hegemonyası işleri biraz sevimsizleştiriyor. Bunun yanında kadınların yaklaşımı inanılmaz pozitif ve takdir dolu oluyor. Bir çok kadın kaptan tanıdım, erkek kaptanlardan daha güçlü ve başarılıydılar. Bu alanda, kadınların rolleri gelişmez. Bu toplumda bu pek de mümkün görünmüyor. Tek tavsiyem hayallerinin peşinde gitmeleri ve düzene aldırış etmemeleri olur.
Uzun seyirlerde en çok neye dikkat edersiniz? Mutlaka uyguladığınız vazgeçilmez bir deniz kuralınız var mı?

Önce güvenlik. Teknenin bakım ve kontrolleri tam olmalı. Mutlaka arızalar olacaktır. Bunlara hazırlık çok mühim. Beslenme ve sağlık da çok önemli. Fırtınanın yaklaştığını görünce ilk yaptığım şey kolay yiyecekler olur. Günlerce süren fırtınalardan geçtim ve o kaosta cebinden çıkarıp yiyeceğin bir sandviç hayat kurtarıcı oluyor. Erzak planlaması da çok önemli. Kızıldeniz’de bir marsada yirmi tekne, on iki gün mahsur kalmıştık. Bazı teknelerin yiyecekleri tükendi ve ben Yosun’dan onlara takviye yapmıştım.
Sizin için “ideal bir rota” nasıl olur? Huzur mu, macera mı, yoksa ikisinin dengesi mi?
Benim için ideal rota, denize ve doğaya meydan okunmayan rotadır.
Deniz emeğinizin sanatınıza yansıması nasıl oluyor? Renkler, ışık ya da duygular üzerinden bir bağlantı kuruyor musunuz?
Deniz ve resim tutkusu harmanlanıyor. Renkler hep maviye ulaşıyor.
Hem sanatla hem tasarımla ilgileniyorsunuz. Bu iki alan denizcilik deneyiminizi nasıl besliyor?
Fırtınalarda, kırılan dalgalardaki turkuaz tonlarını izliyorum. Okyanusa vuran güneşin renk kırılmalarını görüyor, seviniyorum. Sanat, denizcilik deneyimimi beslemiyor ama deniz, sanatsal bir şölen sunuyor bana.
Tek başınıza denize çıktığınızda içinizde nasıl bir duygu hakim olur?

Her insanın hayatında en az bir kere deneyimlemesini dileyeceğim bir duygu. Tam tarif edemesem de özgürlük kavramına yakın olduğunu söyleyebilirim.
Türkiye’nin kıyıları içinde sizi en çok etkileyen koy veya rota hangisi? Neden?
Heybeli Ada, Çam limanı. Tüm hayallerimi bu koy’da kurdum.
Denizde yaşadığınız ve “Bu yüzden deniz benim evim” dediğiniz bir anı paylaşır mısınız?
Denizde olduğum her an.
Önümüzdeki dönemde hayata geçirmek istediğiniz denizcilik projeleri neler?
Birkaç resim sergisi planlıyorum. İleriki vadede tek başıma bir Dünya seyahati düşünüyorum.
Bu yoğun temponuz da bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Röportaj: Banu Demir / Yelkencinin Gazetesi
Fotoğraflar: Yeşim Tokol Arşivi
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.