Ne elektrik sistemi düzgün çalıştı, ne motoru. Benim bütçem ne marina parasına yetti, ne de bilgim, yeteneklerim o teknenin yüzer kalmasına yetti. Bir süre sonra, marinada bir ufak pansiyona dönüştü benim için. En sonunda başka birisine sattım. Bugün hala en son halat bağladığımız yerde duruyor.
Son birkaç senedir, tekrar denizcilerin arasına karışabilmek ümidimi yeşertiyorum. Forumları okuyor, whatsapp gruplarındaki yazışmaları izliyorum. Bulduğum tüm dergileri karıştırıyorum. Özellikle yelkenciler arasında gelişmiş bir kültür dikkatimi çekti: Teknesini tamir edebilmek, kara bakımını kendisi yapabilmek çok büyük değer görüyor. Bunun zorluğunu ve bunu yapabilenleri taktirle karşılıyorum. Ben gerçekten bu tür konularda çok yeteneksizim. Benim için denizde olmak; rüzgarın sesini dinlemek, sakin birkaç saat geçirmek demek.
Denizcilerin bir kısmının bu tür tamirleri yapamayanlara karşı bir önyargısı olduğunu görüyorum. Oysa, denizde hepimize yer var. Hepimiz Dünya turu yapacak donanımda olmak istemiyoruz. Kimi yelkenciler, kıyılarımızda keyifle zaman geçirmek istiyorlar. Koylarımız, benim gibi düşünen denizciler için bir dünya kadar zengin ve aslında Dünya’nın pek çok yerinden daha güzel. Denizlerimiz, temiz tutabilirsek eğer, Dünya’nın en güzel denizleri.
Doğrudur; kimi denizcilerimiz teknesinde bir arıza olduğunda usta çağırıyor, teknesinin temizliği için arada bir hizmet alıyor. Kimi denizcilerimiz ise tüm işlemlerini kendisi yapmayı seviyor, başarıyorlar da. Bence denizlerimizde bu ve benzeri farklı farklı tüm bakış açılarına yer var. Yan yana bağlandığımızda birbirimize destek olmak, saygı göstermek ve bize bahşedilen bu eşsiz denizin tadını birlikte çıkartmak, ortak paydada buluşmak için yeterli olmalı.
Sonunda aynı rüzgar yelkenlerimizi dolduracak, yönlerimiz farklı olsa bile.
Konuk Yazar: Jan Devrim
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.