Orman Mühendisliği mesleğine başlamadan önce üniversite sınavında Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümünü kazanmıştım. Uzak yol kaptanı olarak denizleri ve Dünya’yı dolaşmayı planlıyordum ancak sağlık sorunu nedeniyle denizcilik okuluna kabul edilmedim. Bir tesadüf eseri Orman Fakültesine girdim. Mesleğimden de memnunum, doğa içinde bir meslek hayatım oldu. Yirmi dokuz sene, denize kavuşacağım günü geri saymakla geçti diyebilirim.
Yirmi dokuz yıl süren devlet memurluğunun ardından emeklilik sizin için bir “durma” mı yoksa asıl yolculuğun başlangıcı mı oldu?
Dediğim gibi emeklilik bir durma noktası değil tam tersine Denizcilik Fakültesine giremediğim gün ‘’kendi teknemle bu hayali gerçekleştireceğim’’ diye verdiğim sözün başlangıç anıdır.

Paramour ile tam zamanlı tekne yaşamına geçerken sizi en çok zorlayan şey neydi, en çok özgürleştiren ne oldu?
Minimalist yaşam döngüsünde yaşamak istiyordum. Paramour’daki deniz yaşamı, bu felsefeye çok uygun. Beni deniz yaşamında konfordan uzaklaşmak hiç yormadı, tam tersine mutlu etti.
11 Ağustos 2025’te Fethiye’den ayrılırken geride ne bıraktığınızı, yanınıza ne aldığınızı düşünüyordunuz?
Geride bırakılan, verilen emekler bu hayal için ödenen bedeller ve sevdiklerimdi. Yanıma sadece özgürlüğümü aldım.
Çeşitli koylarda demirde kalmakla uzun seyirler yapmak arasında ruh hâliniz ve bakış açınız açısından nasıl farklar oluştu?
Hiçbir fark yok, benim için demirde kaldığım koyların milliyeti değişti sadece . Ben kendimi denizler ülkesi vatandaşı olarak tanımlıyorum.

Karayipler’de seyir yaparken Akdeniz’de edindiğiniz denizcilik deneyimi size ne ölçüde rehberlik etti?
Denizcilik deneyimi adına yaşanan her gün bir katkı sunuyor. Yol zaten kendisi öğretici. Tecrübe biriktirmeye devam!
Yıllarca doğayla iç içe çalışmış bir orman mühendisi olarak, denizi ve ekosistemleri gözlemlemek sizde nasıl bir farkındalık yarattı?
Ben zaten farkındalıklara düzen getirmiş, psişik enerjisi yüksek birisiyim. Doğada çalışırken de denizdeyken de, gerçek patronun doğa olduğunu hep hatırlatırım kendime. Doğayla inatlaşmak değil uyum içersinde olmak temel doktrin.
Tek başına ya da sınırlı bir yaşam alanında olmak, insanın kendisiyle ilişkisini sizce nasıl değiştiriyor?
Dediğim gibi küçük alanlarda minimal yaşam ve aşılan güçlükler farkındalıklara düzen getiriyor. Bu da daha güzel ve büyük hedefler koymanıza ve onun için mücadele ederken haz almanıza sebep oluyor.

Bu yolculuk boyunca sizi en çok dönüştüren an ya da deneyim hangisi oldu?
Bu yolculukta karşılaştığım zorluklarla başa çıkmak benim için önemliydi. Kanarya adaları Cape Verde seyrinde otopilotum kırılınca sert havada orsa seyriyle Gran Canaria (Büyük Kanarya) adasına dönmek zorunda kalmıştım. Bu zorluğu aşmak önemliydi benim için.
“Ev” kavramı sizin için artık bir yer mi, yoksa bir hâl mi?
Mülkiyet duygusunu kaybetmiş birisi olarak ev düşüncesi yok benim için. Benim evim Paramour ve deniz. Şartlar uygun olduğu sürece böyle olacak.

Benzer hayalleri olan ama cesaret edemeyen insanlara, özellikle emeklilik sonrası hayatı yeniden kurmak isteyenlere ne söylemek istersiniz?
Hayaller yeterince güçlü olmalı ve sürekli onları diri tutmak gerekir. Kapının altındaki eşiği atlama cesaretini göstersinler, her şeyin çok farklı olduğunu görecekler.
Önümüzdeki yıllarda rotanızda neler var; bu yolculuğun sizi götürmesini umut ettiğiniz bir iç ya da dış liman var mı?
Denizde plan olmaz diyenlerdenim. Ancak diğer uzak okyanuslar seyir planım elbette, ne zaman olur bilemiyorum.
Yoğun temponuz ve devam eden Dünya turu seyirleriniz arasında bu röportaja vakit ayırdığınız için içtenlikle teşekkür ederiz.
Röportaj: Banu Demir / Yelkencinin Gazetesi
Fotoğraflar: Murat Adak Arşivi
Instagram: Paramour07
Youtube: Paramour07
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.