Son Seferin Hatırlattıkları

İon Mimarlık Yayınları tarafından basılan, yayın yönetmenliğini Fuat Selim Ramazanoğlu’nun yaptığı vapur, deniz ve Marmara Adası aşıklarının beğenisine sunulan ‘’Son Sefer Marmara Denizi Eskileri’’ kitabını okumanızı öneririz. Kitap 2021 yılının nisan ayında piyasaya çıktı. Kitabı Marmara Adası’nın Gündoğdu Köyü’nde 1964 yılında dünyaya gelen İsmet Değirmenci kaleme aldı.

 

 

İsmet Değirmenci, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde öğrenim gördü.  İlk öykü ve şiirleri 1990 yılında yayınlandı. Uzun ve kısa metrajlı film çalışmalarının yanı sıra şiir-desen kitabı, ‘’Gemi Ne Zaman Gelecek’’ adlı şiir kitabı bulunmaktadır. Aylık gazetelerde makaleler yazan İsmet Değirmenci, 2001 yılından bu yana Yeditepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Plastik Sanatlar Bölümü’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.

 

Birçok kişinin Marmara Adası ve Marmara ve Avşa Adası’na sefer yapan Gemlik, Ayvalık, Marakaz ve Sus vapurlarında anıları vardır.

 

Vapur Avşa Adası’na uğrayıp dönüş yoluna geçtiğinde Marmara Adası’ndan ayrıldığı esnadaki gibi iskeleye ve adaya hüzünle bakanlara Avşa Adası’nda vapura binenlerde eklenmiştir. Bende bu seferlerin birkaç tanesinde bulunan bir kişi olarak dönüş yolunda çok hüzünlenmiştim.

 

Marakaz vapuru pruva güvertesinde ambarda mevcuttu. Irgatın önünde annem Gül Gürbüz. Uzun yola sefer yapan vapurlarda pruva güverteye çıkmaya müsade ediyorlardı. Diyebilirim ki kardeşimle ben bütün yolculuğumuzu pruva güvertesinde tamamladık. Bir tek yemek yemek için pruva güvertesinden ayrıldık, seyahat boyunca koltuklarımız boş kaldı.  (Fotoğraf B. Hulusi Gürbüz  ©)

 

 

Birinci fotoğraf; annem ve ben. İkinci fotoğraf; Seyahatimizi beraber yaptığımız merhum İsmail Yasan ve ben.

 

İlk olarak Avşa Adası’na 1969 senesinde Marakaz yolcu vapuruyla gitmiştik. Tatilimizi Yiğitler Köyü’nde (eski adı Araplar Köyü) geçirmiştik. Yiğitler Köyü’nde unutamadığım bir anım da fırtınanın çok olduğu bir günde Ayvalık vapurunun Yiğitler Köyü’nün önüne gelip demir atmasıydı. Yiğitler Köyü’ndeki balıkçıları büyük bir heyecan kaplamıştı. Çünkü Yiğitler Köyü’ndeki balıkçılar gelen vapurdan yolcuların tahliyesini yapacaklardı. Bu işten para kazanacaklardı.

 

Ayvalık yolcu vapuru Yiğitler Köyü açıklarında alargada (Fotoğraf B. Hulusi Gürbüz  ©)

 

O gün yine unutamadığım bir olay da refiti bitmemiş olan bir hayli büyük matyösün (boyu yaklaşık on iki metre) sahibinin altına acele felenkleri atarak, kahvedekilerden de yardım isteyerek arkadaşlarıyla tekneyi denize itmeleri ve bir arkadaşını yanına alarak açıkta alargada bekleyen Ayvalık vapuruna ilk yanaşacak kişi olmak için makineye yüklenmesiydi. Biz bu olayı Yiğitler Köyü’nün ufak iskelesinden ağabeyim Doğan Gürbüz, kardeşim S. Servet Gürbüz ile merakla izliyorduk.

 

  

Pruvada baş kasarada kardeşim S. Servet Gürbüz, sırasıyla merhum Ziya Yasan, merhum Halil Yasan, annem Gül Gürbüz, dümende ben B. Hulusi Gürbüz

Merhum Halil Yasan teknede makineden sorumluydu, dümendeki B. Hulusi Gürbüz. Yiğitler Köyü'nden Altınkum'a çok gidip geldik.(Fotoğraf Doğan Gürbüz ©)

 

Pruva baş kasarada kardeşim S. Servet Gürbüz, merhum Ziya Yasan, merhum Halil Yasan, annem Gül Gürbüz ve dümende B. Hulusi Gürbüz (Fotoğraf Doğan Gürbüz ©)

 

İrili ufaklı balıkçı teknelerinin hepsi vapura doğru hareket etti. Vapura ilk aborda olan, denize acele atılan matyösdü. Karaya ilk yolcuları çıkaran da o matyös oldu. Balıkçı tekneleri yolcuları indirip tekrar Ayvalık vapuruna gittikleri zaman çok az yolcuyla geriye döndüler. Yiğitler Köyü tarihi bir anı yaşıyordu. 1969 yılının Ağustos ayına kadar ilk defa Yiğitler Köyü’ne bir vapur gelip demirlemişti. Yiğitler Köyü’ndeki pansiyon sahipleri de sahile toplanmıştı. İnen yolculara kendi pansiyonlarını öneriyorlardı. Karaya çıkan yolcuların bir bölümü adada motorlu araç olmadığı için at arabalarıyla merkez ilçeye hareket etti. Yiğitler Köyü’nde o zamanlarda elektrik ve su şebekesi yoktu. Gaz lambası, lüks veya lpg tüpüyle aydınlatma yapılıyordu. 16 milimetrelik makineye sahip köyün kapalı sineması jeneratörle çalışıyordu. Dolayısıyla iç aydınlatma da yapılıyordu. Sinemada her akşam farklı, siyah-beyaz filmler oynatılıyordu. Film arasında  büyük şehirlerde olduğu gibi soğuk yiyecekler satılmıyor, kovalarda kalıp buzlarla soğutulan gazoz satılıyordu.

 

O yıllarda Avşa Adası merkez ilçenin önünde alargada bekleyen vapurdaki yolcular da yine merkez ilçede ikamet eden balıkçılar tarafından sahile taşınıyordu. Tekrar başa dönersek Marmara ve Avşa Adası’ndan hüzünle ayrılanların içinde ilk kez aşık olanlardan tutun da ilk kez denize girip tatil yapanlar vardı.

 

Ayvalık yolcu vapuru İstanbul'da gün batarken Karaköy'de rıhtıma yanaştı. İnen yolcuların hepsi hüzünlü. Güzel anılarını Marmara ve Avşa Adası'nda bırakmışlardı.

 

Vapur İstanbul’un keşmekeşine doğru yol alıyordu. Hava karardığında Ayvalık vapuru İstanbul’un Karaköy rıhtımına yanaşacaktı. İşte bana İsmet Değirmenci Beyefendi’nin Son Sefer kitabının hatırlattıkları…

 

Yazı B. Hulusi Gürbüz

Fotoğraflar: B. Hulusi Gürbüz arşivi

Yapılmış Yorumlar (2)

Doğan Gürbüz
01 Haziran 2022, 00:25

Hulusi kardeşim, çok güzel yazmışsın, taa gençlik yıllarıma götürdün beni. O tarihlerde Avşa Adası ve denizi çok güzeldi, o tarihlerden beri hiç gitmedim Avşa’ya, orası da mutlaka beton yığını olmuştur herhalde..

Yavuz yeniçeri
02 Haziran 2022, 18:00

Hulusi ağabey çok güzel anılar. Eskinin güzelliği yaşadığımız zorluklarmış. Her yerde az insan varken, herkesin mahallesinde oturanları tanıdığı günler. O günlerde dostluk, arkadaşlık, komşuluk ilişkilerindeki samimiyet ne güzeldi.

Yorum Yap

Sosyal Medyada En Çok Bu Hashtag'lerle Arandık!