Vergi İdaresinin Anlaşılamaz Bir Uygulaması

Maliye bir yıl içinde iki tane araç alır satarsanız bunu normal hayatın akışı içinde doğal bir işlem gibi görüyor ve burada ticari bir amaç olmadığı yönünde değerlendirme yapıyor.

 

Diğer yandan eğer yıl içinde 3 ve daha fazla araç alıp sattı iseniz bunu gizlenmiş bir ticari faaliyet olarak kabul edip sizi vergi mükellefi yapıyor ve geçmişe dönük cezaya muhatap oluyorsunuz.

 

İşin garibi başka hiçbir kritere bakmıyor. Mesela araçların piyasa değeri, alım satıma konu araçların kimin için alındığı, kimin kullandığı, kişinin mesleği, sosyal statüsü, ekonomik durumu vb. unsurları dikkate almıyor. Siz bir yıl içinde eşinize, evladınıza ya da ana babanıza kullanması için araç aldıysanız ve parasını siz ödediğiniz için ruhsatlarını kendi adınıza çıkardıysanız, bu araçların her biri 100.000 tl’lik araç bile olsa, vergi idaresinden araç ticareti yapmaktan vergi mükellefi oldunuz diye bir yazı ile karşılaşabilirsiniz.

 

Bir başkası da her biri 4.000.000 tl değerinde iki tane araç alıp satsa, bunu ticari faaliyet olarak görmüyor. Bir tarafta toplam da 300.000 tl’lik bir ciro, diğer tarafta 8.000.000 tl’lik bir ciro… Sizce eğer niyet para kazanma ise hangisinde daha çok kazanç vardır?

 

Kanaatimizce vergi idaresi işin kolayına kaçmaktadır. Pekala kötü niyetli ve vergiden kaçınarak araç ticareti yapanlar eşi, oğlu, kızı, anası, babası, kardeşi, arkadaşı vb. kişileri kullanarak yılda onlarca araç alıp satabilir. Ama dürüst bir vatandaşın bu uygulamadan haberi olmadığı için anlattığımız gerekçelerle 3 tane araç aldı ya da sattıysa günlerce vergi incelemesine tabii olacak ve vergi müfettişine hesap verecek.

 

Çünkü bu tür detaylar kanunlarda olmaz, idare tebliğ genelge, tamim, mukteza gibi yöntemle belirlenir. Sıradan bir vatandaşın mevzuatı bu detaylı takip etmesi hayatın akışına uygun değildir.

 

Tarihten ilginç vergiler…

Eski zamanlarda devletler gelir elde etmek için bugün çok komik gelen vergileri uygulamaya koymuşlardır. Özellikle 17. yy. ve 18. yy.da çok yaygın olmuş bu vergilerden bahsetmek istiyorum.

 

  • 18. yy.da İngiltere’de şapka vergisi konuldu. Halk şapka vergisinden kurtulmak için farklı biçimde ürettikleri şapkaları başka isimle kullanmaya başlayınca bu sefer devlet başa takılan her şeye vergi koydu.

 

  • 18. yy.da Fransa tuzdan vergi almaya başladı ta ki Fransız devrimine kadar.

 

  • 18. yy.da Rusya’da sakal bırakan erkeklere sakal vergisi konulunca bütün erkekler sakallarını kesmeye başladı.

 

  • 17. yy. da İngiltere’de evlerdeki pencere sayısına göre pencere vergisi alındı.

 

  • 16. yy. da sabuna vergi konuldu ve yaklaşık 200 yıl bu vergi hayatta kaldı.

 

  • Eski Mısır’da yemeklik yağ kullananlardan yağ kullanma vergisi alınıyordu.

 

  • Romada 38 yaşını aşmış ve halen evlenmemiş erkekler bekarlık vergisi  ödemek zorunda idi.

 

  • Osmanlıda gerdek vergisi vardı ve gerdeğe girmeden önce bu vergiyi ödemek zorundaydı.

 

  • Yine Osmanlıda bekarlardan bekarlık, evlilerden evlilik vergisi alındığını biliyormusunuz.

 

  • Yine Osmanlıda belli bir bölgede yaşayan insanlara mahsus vergiler de vardı. Bunlardan biri aynaroz vergisidir. Bugün Yunanistan sınırları içindeki Aynaroz Adası’nda yaşayanlar ekstra vergi verirlerdi.

 

Günümüzde ise halen devam eden tuhaf vergiler de mevcuttur. Mesela…

1.   Macaristan’da abur cubur vergisi

2.   Amerika’da bronzlaşma vergisi

3.   Japonya’da şişmanlık vergisi

4.   Balear Adaları’nda güneşlenme vergisi

5.   Estonya’da inek gazı vergisi

6.   İtalya’nın veneto bölgesinde gölge vergisi

7.   Belçika’da mangal vergisi

 

Devletler bazen gelirlerini artırmak için böyle tuhaf vergiler koyabiliyor.

 

Ülkemizde de bugün itibariyle 532 adet vergi ve ceza çeşitleri mevcuttur.

 

Güncel hayatımızı yaşarken bu vergilerin çoğunu farkında olmadan ödüyoruz. Dolaylı vergiler olarak adlandırılan yani vatandaşın alışveriş yaparken, bir işlemi gerçekleştirirken, bir hizmeti alırken, resmi dairede iş yaptırırken farkına varmadan ödediği bu vergiler, devletler için cazip vergi türleridir. Bu tür vergilerin olumsuz tarafı zengin fakir ayırt etmeden, o işlemi yaptıran ya da hizmeti alan herkesin farkına varmadan aynı tutarda vergiyi ödemesidir.

 

Vergiye kutsaliyet kazandırmak için slogan bile üretilmiş ve ‘’VERGİLENDİRİLMİŞ KAZANÇ KUTSALDIR” denmiştir. Tabii ki adil ve gelirle doğru orantılı alınan vergi devletlerin ve milletlerin var olması için gerekli olduğu için kutsaldır.

 

Bazı vergiler tarihteki Deli Dumrul misali oluyor. Deli Dumrul’un birçok hikayesi var, birini de biz anlatalım.

 

Deli Dumrul, kurumuş akmayan dere üzerine köprü kurmuş, köprüden geçenden 10 akçe geçmeyenden 15 akçe alırmış, vermek istemeyenden de döve döve alırmış. Onun misali vergi devletlerin gelir ve geçim kaynağıdır. Öyle ya da böyle yaşadığınız toplumda uygulanan vergileri ödemek zorundayız.

 

Adil ve eşit bir vergilendirme dileğiyle…

 

Süreyya Özkan

Mali Müşavir & Bağımsız Denetçi

Benzer Yazılar

Bu yazıya benzer içerik bulunamadı.

Yorum Yap