107'inci Yılında ''19 Mayıs'' Süreci

Yelkencinin Gazetesi olarak ‘’19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'' nedeni ile bu özel günü, hep beraber yine birlik ve beraberlik içinde kutlamanın sevincini yaşıyoruz. Bize bu bayramı hediye eden Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucu Lideri Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü bir kez daha çok büyük bir özlem, saygı ve rahmetle anıyoruz. Ve biliyoruz ki; ATA'mızdan bizlere emanet olan bu vatan hep bizim, Türklerin olacaktır. Sonsuza kadar… Yelkencinin Gazetesi

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

Geçtiğimiz 23 Nisan gününü bu satırlar arasında, öncesinde yaşanan okul katliamları yüzünden bayram değil bir özeleştiri günü olarak kabul etmiş, Ata’sız geçen 88 yılın bir değerlendirmesini yapmış, “çocuklarımızın” içinde bulunduğu durumu kısaca özetlemeye çalışmıştım. Bugün Ata’nın yine armağan ettiği bir başka bayramı, “Gençlik” bayramını idrak ederken, bu kez 88 yıllık “gençlik” karnemizle yüzleşelim istiyorum. En azından böyle bir zorunluluğumuzun olduğunu düşünüyorum.   

Atatürk için Türkiye Cumhuriyeti’nin -kendi deyimiyle- ilelebet payidar kalması ancak ve ancak yeni nesillerle mümkün olabilirdi. Zira Millî Mücadele’yi birlikte yürüttüğü kadroda hâkim, “savaşın kazanılması ve padişahlık makamının tekrar ihdası” yönündeki baskın eğilim, süreç içinde yaşanan bazı gelişmeler O’nu böyle bir düşünceye itmiş olmalıdır. Örneğin 1923 yılında “Cumhuriyetin İlanı”, 1924 yılında gerçekleştirilen “Öğretimin Birleştirilmesi”, “Medreselerin Kapatılması”, “Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun” gibi köklü reformlara tepkiler ve hemen akabinde yaşanan “İzmir Suikastı” devrimlerin sağlıklı devamı konusunda mevcut kadronun hiç ümit vermediğini ortaya koymuş olmalıdır. Nitekim Ata’nın vefatı hemen sonrasında başlayan, özellikle 1945-1950 yılları arasında hız kazanan uygulamalar daha sağlığında iken nelerle karşılaşılacağını öngördüğünün adeta canlı kanıtları olsa gerektir.

Atatürk’ün gençliğe yönelik sözlerine baktığımızda ise, satır aralarında gelecek kuşaklardan beklentilerini net ve açık olarak görürüz. O sözlerden birkaçını tekrar anımsayalım:

  • Bütün ümidim gençliktedir.

  • Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz.

  • Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz.

  • "Milletin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak!"

  • "Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. Buna gerçekten sevinmekteyim. Fakat beraber yaşadığımız sürece benim hedefime yürümenizi hepinizden istemek, geçerli bir hakkım olarak tanınmalıdır."

  • “Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.”

  • "Asla şüphe yoktur ki cumhuriyetin gelecek evlâtları, bizden daha çok bolluğa ve rahata kavuşmuş ve mutlu olacaklardır. "

  • "Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunu düşünerek, ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz."

Yukarıdaki cümleleri dikkatle okuduğumuzda Ata’nın gelecek kuşaklara bir “güven” duygusu beslediğini anlıyoruz. Cumhuriyeti, Laikliği, Devrimleri, Bağımsızlığı çok iyi özümsemiş ve kavramış Reşit Galip, Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç gibi eğitimcilerin yetiştirecekleri kuşaklarla rejimin daha da kökleşeceğini, devletin kurucu kolonlarının daha da sağlamlaşacağına olan inancını defalarca yinelemiştir Atatürk.

Peki ya sonra? Bugünün gençleri olarak bizler 88 yıl boyunca bu güvene layık olmak adına ne yaptık?

Ata’nın vefatı sonrasında, özellikle “Milli Eğitim” gibi yaşamsal noktalarda görev yapan isimleri görevden uzaklaştırıp yerlerine Atatürk, rejim ve devrimlerle sorunlu kişileri göreve getirdik. Bu kişilerin Milli Eğitim’in göz bebekleri olan ve yukarıda isimleri sayılan değerlerini hoyratça harcamalarına seyirci kaldık.

Yüzyıllarca eğitimden mahrum bırakılan Türk halkının cehaletine süratle son verecek ve toprak reformunu gerçekleştirecek kadroları yetiştirecek olan Köy Enstitüleri’ni kapatarak Atatürk’ün “Millî Mücadele sonunda bağımsızlık kazandırdığı halkı tekrar karanlığa ittik.

Kendi kendine yeten ve üreten bir ülke haline dönüşmüş Türkiye Cumhuriyeti’ni kaynaklarından uzaklaştırıp başkalarının eline bakar hale getirdik.

Çağdaş eğitim vermek şöyle dursun, Türk gencine milli ve manevi değerler kazandıracak tüm bilgi birikimini çöpe attık. Bugün neredeyse dört işlem bile yapamayan kuşaklara sahibiz.

Atatürk’ün sözlerine kulak vermeye devam edelim:

  • “Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği amaca, bizim yüksek ülkümüze durmadan, yorulmadan yürüyecektir."

  • "Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu! o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! Bu belli. Fakat zekânı unut!  Daima çalışkan ol."

  • "Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için hakiki mefkûre ne ise onu görecek, hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır”

  • "Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız."

  • “Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız”

  • “Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir”

  • "Gençliği yetiştiriniz. Onlara bilim ve kültürün olumlu fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Özgür fikirler uygulamaya geçtiği zaman Türk milleti yükselecektir."

Bu sözleriyle Atatürk bu kez gençliğe adeta bir direktif vermekte, daha bağlayıcı konuşmaktadır. İnsanlığın devamlı gelişmekte ve ilerlemekte olduğu gerçeğinin altını çizmekte, geri kalmamak için durmaksızın çalışmak gerektiğini belirtmekte. Geçmişten örnekler vererek aynı hataya düşülmemesini salık vermekte, devamlı uyanık olmak gerektiğini yinelemekte. Daha ne söylesin ki?

Peki biz gençler bu direktiflere nasıl karşılık verdik?

Askeri zaferlerin artık çok gerilerde kaldığı, savaşların bundan böyle akılla, ekonomiyle, kültür ihracıyla kazanılacağı gerçeğini göz ardı ederek zamanımızı geçmiş kahramanlıklarımızı anımsamakla geçirdik.

Gençlerimizi aktif, üretken bireyler olarak yetiştirmek yerine bilgisayar başında gün boyu oyun oynayan ve sağlığı bozulan kuşaklar haline dönüştürdük.

Sağlıklı, zinde, düşünen, sorgulayan gençler yerine çevresiyle uyumsuz, ailesine, arkadaşlarına, öğretmenlerine, topluma düşman gençler ürettik.

Elinden kalem düşürmemesi gereken öğrenci gençler yerine eli silahlı çeteler yarattık.

Çevresine duyarlı, toprağına, ülkesine sahip çıkmaya çalışan gençleri ödüllendirmek yerine hapse attık.

Karanlık bir tablo çizdiğimin farkındayım. Ancak bu yaşamsal yanlıştan dönmek istiyorsak, şapkamızı önümüze koyup özeleştirimizi tüm açıklığıyla yapmak zorundayız.

Tüm bu olumsuzluklara karşın, millî refleks ve değerlerini korumak için direnen gençlerimiz yok değildir. Geleceğini hala bu topraklarda gören gençlerimiz ve onları titizlikle yetiştiren ailelerin varlığı gelecek için hala ümit vericidir. Tablo karanlık bile olsa, onlar var oldukça kurtuluş ümidi sönmeyecektir. Ancak bu “ümit” kuru bir beklenti olarak değil, daralan zamanın bize artık fazla fırsat tanımayacağı ve harekete geçilmesi gerektiği gerçeği olarak kabul edilmelidir.

Bir “19 Mayıs”ı daha idrak ettiğimiz bugünde, Ata’ya rahmet, saygı ve minnet duygularımı sunmayı bir görev sayarken, hedeflerinden çok sapmış bir toplum olarak kurucu değer ve ilkelerin yoluna en kısa zamanda tekrar dönme umutlarımı da tazelemek istiyorum.

Levent Dinçer / Yelkencinin Gazetesi

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735