20 Günlük Unutulmaz Bir Seyir

Teos Marina’dan Hisarönü Körfezi’ne uzanan bir seyir

Bu bölümde sizlerle, bu yaz yaptığımız unutulmaz 20 günlük bir seyir anımızı paylaşmak istiyorum. Teos Marina’dan avara olup Hisarönü Körfezi’ne uzanan bu seyir; rüzgârı, akıntısı, demiri, dostluğu ve tekne hayatının küçük ama gerçek detaylarıyla hafızamızda yer etti.

Dört yelkenli ve bir motoryat olarak yola çıktık. Bizim için ilk kez grup halinde yaptığımız bir seyirdi. Normalde hep bireysel olarak açılır, gezeriz. Belki de bu yüzden bambaşkaydı.

Teos Marina'dan vira bismillah

Sabah saatlerinde Ege Denizi, birçok denizde olduğu gibi genellikle sakinliğini korur. Bu nedenle 20 gün boyunca her sabah 05.00’te uyandık, en geç 06.00’da avara olduk. Teos Marina’dan yola çıkarak önce Bodrum koylarına vardık. On saatlik yolculuklar normalimiz hâline geldi. Kimileri için kısa sayılabilecek bu mesafeler, bizim için uzun ama keyifli seyirlerdi.

Aslı ve Gökhan Çatalkaya

Rüzgâr, Akıntı ve Seyir

Beş tekne, telsizlerimizi 6 no’lu kanala aldık. Yolda “kaptanım…” diye başlayan sohbetler hiç bitmedi. Rüzgâr; Doğanbey’e kadar genelde kuzeyden eser, bu da pupa seyirler için büyük avantaj sağlar. Zaman zaman 20 knot’lara çıkan rüzgârda stabil 7 knot hızla ilerledik.

Bayrak Adası

Dilek Boğazı’na gelince rüzgâr yön ve şiddet olarak değişkenlik gösterir. Topografyanın etkisiyle zaman zaman ani bastıran, sertleşen rüzgârlar görülebilir; bu nedenle buralarda daha dikkatli olmak gerekir. Çoğu zaman apaz seyrine imkân tanır burası ve camadansız gitmek bence doğru olmaz (Her kaptanın kendi tercihi ancak ben camadanı çok severim).

Bu bölgede Bayrak Adası’na doğru belirgin bir akıntı başlar. Akıntı hızımızı yaklaşık 1 knot düşürür ancak teknemizin boyutuna göre güçlü bir makinemiz var. 38.4 feet’lik teknemizde 40 hp Volvo Penta motor bulunduğu için bu etkiyi rahatlıkla tolere edebiliyoruz.

Koylar ve Tekne Hayatı

Çocuklu yelkenciler iyi bilir, çocuklar hep acıkır. Seyir halindeyken benim için en pratik öğle yemeği çözümü genelde mantıdır.

Seyir yemeğimiz mantı

Turgutreis’te yakıt ikmali ve atık verme işlemlerimizi tamamladıktan sonra yola devam ettik. Biz burada hep küçük bir kurnazlık yaparız, bu sırrımızı sizinle de paylaşmak isterim. El telsizi henüz çekmiyorken, içerideki uzun menzilli telsizle, marinayla iletişime geçip bir saat önceden yakıt sırasına gireriz. Özellikle yaz aylarında, düşünün ki marinaya vardığımızda hala dördüncü sıradaydık. Bodrum; mandalinası ile meşhur, bence motoryatları ile de meşhur olmalı. Yaklaşırken kimi zaman iskelede, kimi zaman sancakta, bazen de aynı anda motoryat dalgaları arasında kalıp tekneyi kollamaya çalıştık. Neyse ki sorunsuz bir şekilde Karaincir’e vardık.

Motoryat trafiği

Karaincir ve Aspat

Karaincir’i çok severim. Buranın gün batımları bir başka güzeldir, Kurucabük’teki gibi bir manzara ile batar günler. Birçok denizcinin denizde olmasının sebebidir bu güzel gün batımları.

Gün batımı

Karaincir’de gün batımının dışında bizi güzel bir sürpriz de karşıladı: Hemen yanımızda demirli olan Osman Batur’un sevgili Tinkerbell teknesi. Bodrum Sail diye tanınır sosyal medyada Osman Bey. Böyle durumlarda hiç çekinmem, tanışmak istediklerime seslenirim. Seslendim, beni duydu, jestler ile anlaştık fakat aramızda biraz mesafe vardı. O yüzden Instagram üzerinden yazışmaya devam ettik. O kadar naif biri ki gece bizi caz müziğine bile davet etti. Çok güzel saksafon çalıyor, bilenler bilir. Ancak kalabalıktık ve ekibimizin önceden bir planı vardı. Maalesef bu güzel daveti kaçırdık, umarım bir sonrakine yine denk geliriz.

Keyifli seyirler

Hemen yanda Aspat Koyu var, grubumuzda daha önce Aspat’a girmemiş arkadaşlarımız vardı. Aspat bana biraz İtalya’daki şehir dışı kırsal outlet’leri hatırlatır.  Arkadaşlarımızın da orayı görmesi için karaya çıkmak istedik.

Aspat Koyu

Hepimizin demir yerleri oldukça iyidi, diğer tekneler ile aramızda mesafe vardı. Karaincir o kadar kalabalık oluyor ki demir atacak yer bulmak yazın bazen sıkıntı. Hava kararmak üzereydi. Dolayısıyla hiçbir yelkenli yerini bırakmak istemedi. Biz de grubumuz on dört kişi olduğu için, grubumuzun beşinci teknesi olan 7 metrelik motoryat ile Aspat’a girdik. Gerçekten alışveriş merkezinin içine kadar tekneyle girdik. Venedik gibi kanallar yapmışlar, burası aslında sitenin içinde evleri olanların teknelerini bağlaması için yapılmış bir yer. Hayal gibi… Evinin önüne tekneni bağlıyorsun, muhteşem değil mi!

Tabi girdik tekneyle girmesine de bir de tekneden inmesi vardı bu işin : )

Motoryatta 14 kişi

Komikti, o kadar kişiyi tekneden inerken izlemek.  Size de olur mu bilmiyorum, ben bazen içinde bulunduğum anı sanki bir kamera gibi dışarıdan izliyorum. Eminim o gün bizi görenler de epey eğlenmiştir.

Uğradığımız koylarda kimi zaman bir gece, kimi zaman bir saat kaldık. Böylece 20 günde 60’a yakın koy gördük desem yalan olmaz.

Dostlarla Aspat'ta akşam yemeği

Akşam yemeklerini genelde teknede yeriz. Eskiden teknede ilave bir buzluğumuz yoktu, bu sene o da var. İnsan buzluğa sevinir mi? Denizde insan her şeye seviniyor. Çünkü kaynaklar kısıtlı. Bulaşıkları elde yıkarız; su kısıtlı olduğu için çoğu zaman tabakları önce peçeteyle siler, sonra tuzlu sudan geçirir, en son bitkisel deterjanla temizleyip tatlı suda durularım. Böylece çok az tatlı su harcamış olurum.

Knidos Burnu

Knidos’a Doğru

Sabah erkenden Karaincir’den ayrıldık.

Knidos’a kadar sadece yelken yaparak geldik. Motor seyrini sevmez yelkenciler, gürültülüdür motor. İnsanı yorar o ses. Halbuki yelken açmak öyle mi? Tekne stabil gider yelkenle ve o sessizlik, dalgaların tınısı tarifi olmayan bir güzelliktir.

Knidos Feneri

Tam Knidos Feneri göründü derken, o meşhur Knidos Burnu’nun dalgaları bizi selamladı. Telsizde söylenmeler başladı ki iki şamandıranın arasından geçip pırıl pırıl Knidos’a girdik. Burada çok maceramız var. Bir sonraki bölümde anlatmak üzere şimdilik saklıyorum.

Sevgiyle kalın, denizden gelin.

Yazar

Aslı Çatalkaya, İzmir’de yaşayan bir yelkenci, turist rehberi ve deniz tutkunu bir gezgin. İngilizce ve İtalyanca başta olmak üzere beş dil biliyor. Hayatının önemli bir bölümünü Ege ve Akdeniz’de eşi Gökhan Çatalkaya ve kızı Su Çatalkaya ile tekneleriyle seyir yaparak geçiriyor. Denizden öğrendiklerini “Denizden Gelen” adlı YouTube kanalında ve Instagram hesabında paylaşıyor.

👉 YouTube: Denizden Gelen

👉 Instagram: Denizden Gelen

Yazı: Konuk Yazar Aslı Çatalkaya / Namı diğer “Denizden Gelen'' 

Fotoğraflar: Aslı ve Gökhan Çatalkaya Arşivi 

Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735