Değerli deniz severler, 2012 yılında almış olduğum Lagoon 400 teknemin Türkiye’ye transferi hikayesini birkaç bölüm halinde sizlerle paylaşacağım. Benim için ilk olan bu uzun deniz yolculuğundan çok bilgi edindim, gitmeden önce 6 ay kadar konu ile ilgili çalıştım, yazılar okudum, navigasyon çalışmaları yaptım, seyir planımı tamamladım, sonrasında transfer günü gelip çattı ve hikayemiz böylece başladı. Okyanus nedir, gelgit nasıl planlanır, gelgit bölgelerinde marina nasıl seçilir, hava durumuna göre nasıl seyir planı yapılır, gece seyri, yelken kullanımı, seyirde balık avı gibi birçok detay barındıran seyir notlarımı umuyorum sizler de keyifle okursunuz.
Yapılan hatalar, alınan doğru kararlar, arkadaşlık ilişkileri notlarım içinde yer alıyor. Sorularınız ve yorumlarınız için aşağıdaki e posta adresimden doğrudan iletişim kurabilirsiniz.

Katamaran Maya ile Fransa'dan Türkiye'ye transfer hikayesinin ilk bölümünü aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.
https://yelkenciningazetesi.com/katamaran-maya-ile-fransa-dan-turkiyeye-1-bolum
9 Temmuz Pazartesi
Gece seyrine tüm ekip alıştı artık problemsiz bir şekilde devam ediyor, nöbetler aksamıyor, bütün ekip görevlerinin hakkını veriyor. Gündüz nöbetleri 2’şer saat olduğundan kimseyi rahatsız etmiyor, geceleri nöbetlerimizi ikişer kişi dörder saat tutuyor ve sohbet ile uyanık kalıyoruz. Bu sayede geceleri nöbet öncesi ve sonrasında 4-6 saatlik uykular mümkün oluyor. Dalga yükseklikleri 2,5 – 3 m civarında, rüzgar da kafadan gelmeye devam ediyor. Yelken seyri halen imkansız, yolumuza 2000 devir ile devam ediyoruz, bakalım ne kadar yakıt sarf edeceğiz. Her saat başı koordinatlar, pusula ve hız kayıtları alınıyor ve belli aralıklarla kağıt haritalara işleniyor. Okyanustaki yalnızlık duygumuz giderek artıyor. Artık seyir gittikçe rutin bir hal almaya başladı, nöbet, uyku, acıkanların sandviç ve benzeri gıdalar tüketmesi şeklinde devam ediyor. Acilen arkadaşlarımı rutin dışına çıkaracak hareketler olması gerekiyor, yoksa 30-35 gün aynı ritmi tutturmamız zor olacak. Uzun süre ıssız okyanus sularında tek başımıza seyahat etmeye alışmışken ufukta bir yelkenli belirdi, bir süre sonra birbirimize iyice yaklaştık ve bayrağını görünce Belçika bandıralı bir katamaran olduğunu anladık. Rotasından kaçmaya çalıştıkça üzerimize geldi, neredeyse okyanus ortasında çarpışacaktık. Sonunda niyetini anladık, bu nedenle borda bordaya gelerek laflamak istemişler biraz. Nereden gelip nereye gidiyorsunuz soruları cevaplandıktan sonra herkes kendi yoluna devam etti ve ufukta kayboldular.


Saat 21.30 gibi yunuslar gelip yarım saat tekne etrafında oynaştılar. Bu hayvanlara bayılıyorum, yüzerken yan dönüp insanın gözünün içine bakıyorlar. Tuhaf bir duygu, vahşi olduklarını biliyorum ama dost olduklarını düşünüyor insan, güleç yüzlerinden olsa gerek, anlatmak zor.
10 Temmuz Salı
Gece nöbetleri hepimizde yorgun yüzler yaratmaya başladı, nöbetini bitiren yatağa koşuyor. Gece nöbetim sırasında hiçbir yüzen nesne görmedim, gece karanlıkta iki kişi nöbette ve bomboş, zifir gibi bir alan, yine de gözlerimi bir an bile kırpmam mümkün değil. Nöbetimi Levent kaptana devrettikten sonra iki saat de navigasyon nöbeti tutacağım, yani kaptanı uyutmayacak ve yarenlik edeceğim, gerçi öyle çok sohbet konusu var ki nöbette uyumak mümkün değil. Saat 06.30’da çıkışımızdan beri teknenin arkasından gelen sırtı, sinyal verdi. Kuvvetli bir cırlama duyunca yerimden fırladım ve oltayı toplamaya başladım, oltayı toplamam oldukça zor oldu, alışık olmadığım ağırlıkta geliyordu ve epey mücadele sonunda büyücek bir orkinos bizi ziyarete geldi. Levent çengel kakıcı hemen bulamadığı için oltayı yukarı kaldırarak balığı içeri almaya çalıştık, hatalı bir deneme olduğunu biliyorum ama balığı kaçırma heyecanı ile çekiverdik yukarıya. Balık kancadan kurtuldu ve teknenin üzerine düştü, iki ayak darbesiyle havuzluğa gönderdim ve rahatladım, artık kaçması imkansızdı. Uzun zaman arayarak aldığım, 35 kg tartma yeteneği olan terazime balığı bağladım ve tarttım. Balık 4 kg geldi, daha büyük balık avlayanlar için küçük olabilir belki ama benim olta ile yakaladığım en büyük balık oldu, en azından hepimizi doyuracak bir büyüklük.

Balığı çekerken yarattığımız gürültü tüm arkadaşlarımızı güvertede buluşturdu, uyanan arkadaşlarımın da oluru ile balığın öğlen yemeğinde yağda unlu kızartılması ve yenmesi kabul edildi. Yüce, mahir elleri ile balığı kılçıksız parçalara ayırdı. Levent de kızartılması işini üstlendi. Bana da bulaşıkları düştü. Balık müthiş lezzetliydi, tekrar yakalamak için okyanusun gözünün içine bakıyoruz.

Balığı yer yemez koşarak uyku için kamaraya indim ve biraz uyudum. Saat 15.00 sıralarında bu kez Cem ve Levent birlikte cırlayan oltaya sarıldılar, yirmi dakikalık bir uğraş sonucunda bir zargana azmanını tekneye buyur ettik ve yine Yüce tarafından balık temizlenerek buzluktaki yerini aldı. Elbette tüm balık anları, fotoğraflandı ve arşivlendi.


Sonraki nöbetlerde hesap yaptık ve hızımızı düşürerek gün ışıyınca limanda olacak şekilde ayarladık ve son gece nöbetleri tuttuk. Haritaya göre tespit ettiğimiz fenerleri, sırası ile bordalayarak marinaya doğru rota tutuyoruz.



11 Temmuz Çarşamba
Son nöbet olarak 03.00 – 06.00 nöbetini Yüce ile birlikte tuttum. Birlikte kalabalık bir deniz trafiği arasından gün ışıyınca La Coruna’ya ulaştık. Cem Kaptan telsiz ile A Coruna Marina ile konuşarak rezervasyonumuzu yaptı. Öncelikle yakıt iskelesine yanaştık ve yakıt aldık. Kredi kartı ve otomatik makine kullanarak kendi başımıza yakıtımızı aldık. Artık sistemi de öğrenmeye başladık zaten.


Motorlarımız birbirinden biraz farklı tüketim yapmalarına rağmen toplam 260 lt yakıt ile 375 deniz mili yol yaptık. Teknenin yakıt sarfiyat değeri bana uygun geldi, çok kulağımı tırmalamadı. Ben bir depo ile 400 deniz mili yapacağım tahmini ile 300 – 350 deniz milinden uzun seyir planlamamıştım ve 200 lt yedek yakıt taşımayı öngörmüştüm. Bu sonuçtan sonra yedek yakıt stoklarını 100 lt olarak düzelttim.

La Coruna’da ilk iş olarak marina ofisinden işlemlerimizi yaptırdık, pasaportların fotokopilerini teslim ettik, gerekli belgeleri imzaladım ve 55 Euro günlük marina kiramı ödedim. Hızlıca 50 saatlik motor bakımları için randevu aldık. Saat 16.00’da randevu verdiler. Tekneye döndük ve hepimiz interneti bulunca işlerimizi hallettik. Saatimiz gelene kadar market alışverişimizi bitirdik, sonrasında da tekne ile 1,5 deniz mili uzaktaki servise gittik. Yanmar servisinde motorlarımızın yağ değişimi ve ilk bakımlarını da yaptırdık. Tertemiz çalışan İspanyol bir usta biraz geç gelmekle birlikte işini tamamladı. Biz de marinaya tekrar dönerek eski yerimiz dolu olduğundan bir iskelenin dışına bağlandık.


Alışveriş ve şehir gezisi sonrası tekneye döndük. Herkesin banyo gibi kişisel ihtiyaçlarını karşılamasını takiben tekne havuzluğunda hazırladığımız yakalamış olduğumuz, stoklarımızdaki balık ve makarna ile doyduk. Uzun sohbetler ettik ve birer ikişer yataklara çekildik. Sabah için hareket saatimizi 07.30 olarak belirledik.
Devam Edecek…
Yazı: İhsan Erkın Özkan / ieozkan@hotmail.com
Fotoğraflar: İhsan Erkın Özkan Arşivi
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.