KATAMARAN MAYA
FRANSA - TÜRKİYE TRANSFERİ (5 TEMMUZ 2012 - 10 AĞUSTOS 2012)
Değerli deniz severler, 2012 yılında almış olduğum Lagoon 400 teknemin Türkiye’ye transferi hikayesini birkaç bölüm halinde sizlerle paylaşacağım. Benim için ilk olan bu uzun deniz yolculuğundan çok bilgi edindim, gitmeden önce 6 ay kadar konu ile ilgili çalıştım, yazılar okudum, navigasyon çalışmaları yaptım, seyir planımı tamamladım, sonrasında transfer günü gelip çattı ve hikayemiz böylece başladı. Okyanus nedir, gelgit nasıl planlanır, gelgit bölgelerinde marina nasıl seçilir, hava durumuna göre nasıl seyir planı yapılır, gece seyri, yelken kullanımı, seyirde balık avı gibi birçok detay barındıran seyir notlarımı umuyorum sizler de keyifle okursunuz.
Yapılan hatalar, alınan doğru kararlar, arkadaşlık ilişkileri notlarım içinde yer alıyor. Sorularınız ve yorumlarınız için aşağıdaki e posta adresimden doğrudan iletişim kurabilirsiniz.

Ocak ayından itibaren, benim ve arkadaşlarımın yaptığı ön çalışmalar dosyalanarak bilgisayarlarımıza yüklendi. Çalışmalar rota, nöbet, kağıt haritalar, tekne için alınacaklar, teknenin teslim alınması için kontrol edilmesi gerekenler, yiyecek-içecek, evden götürülecekler listeleri, problem halinde yol üzerinde bulunan marinaların uydu fotoğrafları ve koordinatları gibi dosyalardan oluşuyordu. Bu seyri yapacağım kesinleştikten sonra yardımcı olmayı öneren birçok arkadaşım arasından yapmak zorunda olduğum, dört mühendis ve bir doktordan oluşan ekip seçimi en zorlandığım konu oldu.
Levent Gürbüzer
Kendisi ile tanışıklığım 1974’e kadar gider. O yıllarda Levent’in sandalı ile balık avlama dahil paylaştığımız epey deniz maceramız vardır.
Cem Kalyoncu
Kendisi ile tanışıklığım 2004 yılları civarında olmuştur. Tekne sahibi olana kadar 10 yıl süreyle katamaran kiralayarak deniz tecrübemizin önemli bir kısmını “herif turu” başlıklı gezilerimizde edindik.
Yüce Erim
Kendisi ile Ankara Kolejinden başlayıp, ODTÜ yıllarının sonuna kadar aynı sıraların tozunu yutmuşuz, ancak dostluğumuzun 2011 yılında başladığını söyleyebilirim.
Doktor Pamir Payzanoğlu
Bacanağımdır, kendisine ait yelkenli teknesi vardır ve yelken konusunda oldukça iyi teknik bilgiye sahiptir. Seyir sırasında bir doktorun yanımızda olması sanıyorum hepimizi bir nebze rahatlatmıştır.
Ayrıca ismini anmadan geçemeyeceğim, Hacettepe Üniversitesinden Cemal Saydam hocamız Ankara’dan bizler için yaşamsal öneme sahip meteorolojik destek verdi. ‘’Havadan tozdan’’ isimli sitesi ile ilgilenen herkese meteorolojik yorumları ile katkıda bulunan Cemal hocama bu seyirdeki katkıları için özellikle teşekkür ediyorum. Bir de tabi ki ben, İhsan Erkın Özkan, teknenin sahibi olmamdan dolayı teknenin kaptanlığı benden soruluyor olacak. Benim deniz tecrübem ise 1994 yılında sahibi olduğum 8m boyundaki el yapımı bir fiber tekne ile başlamıştır. Her türlü hatayı, en az bir kez yaparak öğrenmeye başladım denizde. Sonrasında 10 yıl kadar süre ile dostların yelkenli teknelerinde lisanslı yelken sporu ile uğraştım. Görevim ön yelken ayarları ve vinç çevirmekti. Birkaç küçük denemem olduysa da diğer bölümlere terfi etme şansı bulamadım pek. Omuzumda oluşan sakatlıktan, bir yıl kadar fizik tedavi ile uğraşarak kurtuldumsa da yarışlara tekrar dönmeyi tercih etmedim. İki yıl kadar DAKSAR’da bot kaptanı olarak görev yaptım ve denizde arama ve kurtarma eğitimlerimi aldım. Tekne ile ilgili problemlere çare olmak amacı ile edindiğim iki yıldız dalgıç brövem de var.
5 Temmuz sabah erken uçuş ve kiraladığımız araç ile Fransa Les Sables d’Olonne şehrine ulaştık. Ertesi gün tekneyi teslim alacağımız “Sailing Atlantic Services’’ şirketine başvurumuzu yaptık ve hafta sonu çalışmadıklarını öğrendik. Seyir planımızı uygulayabilmek ve tekne teslim alma konusu için sadece bir günümüz vardı. Şirket yetkililerinden deneme seyri talep ettik ve hepimiz için bir ilk tecrübe olan, yelken yapmak üzere okyanusa açıldık. Ne yazık ki şirketin bize gönderdiği iki yelkenci arkadaş Fransızca olarak tekneyi bizlere tanıttılar. Aramızda Fransızca bilen yok, Fransızlarda da başka dil yok, birlikte yaptığımız kısa seyirden sıfır bilgi ile tekrar karaya döndük. Önceden çalışarak hazırlamış olduğumuz listelere uygun olarak kontrolleri yaptık ve bulduğumuz birkaç eksiğin tamamlanmasını yetkililerden istedik. Akşam saatlerinde bazı maddelere şerhler koyarak tekneyi teslim aldık. Türkiye’den tekne satın alan ve teknelerini yurt dışında teslim alacak arkadaşlara tavsiyem, mutlaka Türk şirketinden bir yetkilinin teslimat sırasında orada bulunmasını şart koşmalarıdır. Tekne, Türk şirket yetkilisinden teslim alınmalı. Konunun gerçek muhatabı olmayan kişilerden, hele yabancı dil eksiği ile teslim almak hatalı bir iş. 7 Temmuz Cumartesi yiyecek ve su dahil teknenin tüm eksiklerini tamamladık. Her ne kadar çalışmalar sırasında gel git ile ilgili türlü olasılığı dikkate aldıksa da gerçek hayatta karşılaşmak ilginç oluyor. Örneğin alışverişte kullandığımız market arabasını hareketli yüzer iskele altına bırakıp döndüğümüzde ezilmiş bir halde bulmak, kağıt üzerinde gel git planlaması yapmak ile gerçek hayatın ne kadar farklı olabileceğini bize gösterdi. Yaklaşık altı saatte bir 5-6 m gel git çok ciddiyetle ele alınması gereken bir durum. Planımız, 6 deniz mili sürati ortalama kabul ederek, bu hızı ve fazlasını yelken ile yapabiliyorsak sadece yelken, yoksa motor + yelken, rüzgardan yararlanamıyorsak sadece motor ile durmadan seyir yapmaktı.''
8 TEMMUZ PAZAR - LES SABLES D’OLONNE / FRANSA – LA CORUNA/İSPANYA

Sabah teknedeki malzemeler ile kahvaltı sonrası tekne toparlandı ve yola çıkışa hazır hale getirildi. Güvenlik için satın aldığımız emniyet kayışlarının bağlanacağı ana halatı, teknenin her iki tarafı için almıştık ancak boyları yetmeyince tek tarafa bağladık. Can yeleklerini ve emniyet kayışlarını tüm ekibe birer tane olacak şekilde verdik, odalarında saklamaları, nöbetleri sırasında mutlaka giymeleri ve kullanmaları konusunda mutabakata vardık. Güverteye, koşullar ne kadar iyi olursa olsun emniyet halatları bağlanmadan çıkmama konusunda hepimiz hemfikiriz, ve kuralları uyguluyoruz.
Yapmış olduğumuz plan gereği çıkıştan hemen sonra yelkenleri açtık ve seyir yapabildiğimiz açıya rota ayarladık. Yolumuz biraz uzadı ancak 7-8 deniz mili civarında bir süratle seyir yapmayı başardık. Birkaç saat sonra hızımız 1-2 knot seviyesine düşünce yelkenleri topladık ve motor ile seyre devam ettik. Seyir takibi için daha önceden hazırladığımız çizelgelere saat başı kayıtları not ettik. Düzenli olarak koordinatları kağıt haritalara çizerek her saat nerede olduğumuzu kayıt ettik ve elektronikler ile uyuşmasını kontrol ettik.


Saatler geçtikçe etraftaki tekneler birer birer kayboldu ve okyanus içinde yalnız olma duygusu hepimizi, tanımadığımız duygular ile buluşturdu. Kara görünmez oldu, ilginç bulut yapıları, 22.30’a kadar kararmayan, hatta 21.00 civarları bulutun altından tersten doğan güneş, ara sıra bulutlar arasından gördüğümüz ay ve dünya üzerinde, denizler ortasında bir yerde yalnız olma duygusu oldukça garipti. Dalgalı ama bana göre nefis bir seyir oluyor ancak dalgalar alıştığımızdan biraz büyük ve aralıkları fazla. Dalgalardan etkilenen arkadaşlarımız oldu, bu nedenle en çok etkilenen arkadaşımızı nöbet dışı bıraktık. Az etkilenen arkadaşlarımız hızla toparladılar, hatta nöbetlerini bile aksatmadan tuttular. Okyanus ortasında gece seyri yapmak kolay, geç saatlere kadar hava kararmadığı için göz seyri yapılabiliyor. Ayrıca radar ve AIS sistemleri oldukça güzel işliyor. AIS sistemine kayıtlı tüm gemileri, denizde yüzen her aracı gösteriyor. Bizim de bu kayıtları yapmamız gerekiyor ki diğer gemiler de bizi görsün, maalesef memlekete ulaşmadan bu kaydı yapmak mümkün olmadı. Diğer gemilerin radarlarında beliriyoruz ama AIS sistemlerinde görünmüyoruz. Hala rüzgar olmadığı için yelken seyri yapamıyoruz ve motor ile yolumuza devam ediyoruz.

Hava 22.30 civarında karardıktan sonra ay ışığı da olmadığı için zifiri karanlık içinde seyir devam ediyor. Saat 24.00 civarında radarda birçok tekne belirdi. Sancak tarafından bir tanesi üzerimize gelmeye başladı. Bir şey görmek mümkün değil, konuyu radardan gözlüyoruz. Benim nöbetim sırasında gerçekleşen çatışma beni epey tedirgin etti. Bir saat kadar çatışma ile uğraştım, sonrasında balıkçı teknesi arkamızdan geçerek uzaklaştı, galiba bizi merak ettiler ve yakından bakmaya geldiler, gece ne gördülerse artık. Sonrasında dört, beş tekne daha uzaktan geçtiler ve sıra ile radardan kayboldular.

Devam Edecek…
Yazı: İhsan Erkın Özkan / ieozkan@hotmail.com
Fotoğraflar: İhsan Erkın Özkan Arşivi
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.