Eşim Benimle Geldi, Gerisi Hikaye!

İnsanları ayrıştıran donanımları çıkarınca üstümüzden doğaya ait olduğumuz ortak noktalar bizi buluşturuyor.

Altı yıl önce “Evimizi sattık, denize attık”. Yıllar önce Kendimize bir söz vermiştik. Hayalimiz için bir hedef koymuştuk.

Kırk yaşına kadar para biriktirip yaptık, yaptık… Yapamazsak bin bir zorlukla aldığımız evi satar öyle yaparız dedik. Ne yaptıysak para birikmedi. Boğazımda bu iş olmazsa ölecekmişim gibi bir his vardı ve gitgide büyüyordu. Ev bir türlü satılmıyordu. Bir sene önce satılsaydı ufak çaplı bir katamaran bile alabiliyorken pandeminin patlamasıyla hem evsiz, hem teknesiz kalma riskiyle karşı karşıya kaldık...

Zorda olsa sahip olduğumuz güzelimiz, tek evimizi ve akla gelecek her şeyimizi satıp hayalimizin peşinden yollara düştük…

Buraya kadar okuyup değerli vaktinizi harcadığınıza göre tanışma vakti.

Ben Cüneyt, 46 yaşımdayım ve Eşim Müjgân 44 yaşında

Teknemizin adı LAGOM (Tam Kararında) Yirmi iki yıllık evliyiz. İki yıl önce olduğumuz emeklilik tek gelirimiz... Bu kadar tanışmak yetmezse ‘’Arkadaşının Teknesi''  YouTube / Instagram ev adreslerimiz. 

Evet, nerede kalmıştık?

Delilik miydi?

Çok zekice bir iş mi yapmıştık?

"Yoksa evi satmadan alaydınız" diyen dâhileri mi dinleseydik... Bilemedik!

Yollara düştük,

Yollarda yattık,

Yollarda kaldık,

Artık yolluyduk,

O yolun yolcusuyduk,

O yolun öğrencisi olduk,

Yollarda rezil de olduk,

Çook keyifte aldık.

Yolda tanıştığımız denizcilerden,

Yelkencilerden,

Kaptanlardan,

Gemicilerden,

Palamarlardan,

Tamircilerden,

Boyacılardan,

Elektrikçilerden,

Balıkçılardan,

Broker’lardan,

Tekne sahiplerinden,

Marinacılardan,

Charter’cılardan,

Malzemecilerden,

Birinin bildiğini diğerinin bilmediği yolculuklardan mezun olduk…

Ölürsünüz dediler,

Kafayı yemişsiniz dediler,

Ev mi satılır dediler,

Deniz aptal ile fakiri sevmez dediler,

Önce bir eğitim alın dediler,

Kiralayın dediler,

Eğitime ve kiralamaya bütçemiz olmadığını bilemediler.

En ağır küfürün çok hafif kaldığı bir dünyaya giriyorsunuz dediler,

İnsanlara güvenilmez dediler.

Arabada yata geze 11 bin km eğitim gördük.

İlk olarak ne aradığımızı öğrendik.

İnsanlara değil de tekneye güvenmeyi seçtik.

Bavaria 42.4 kamara bizim cevabımızdı.

Araya araya zor da olsa en sonunda bulduk...

Sadece 2 gün marinada kaldık ve teknemizin bütün sorunlarıyla birlikte kendimizi kışın ortasında denize attık.

Aylardan Aralık, Fethiye / Göcek bölgesinde…

Eğitim yok.

Deneyim yok.

Hayatımızda ilk defa bir teknede kalıyorduk.

Her söylediğimde eşimin hâlâ güldüğü "Ben 10 yıldır bot kullanıyorum" lafım, yıllardır tuvaletimizden eksik olmayan amatör denizci el kitabı ve el becerimiz tek güvencemizdi.

Arızalı ırgat, pastan birbirine yapışmış 50 m zincir ve CQR kopyası tutunursa mucize olur, yamuk çapamızla bol bol sürüklendik.

İçinde yaşarken her şeyi tamir ettik.

Tehlikeye düşmemek adına üşenmeyi hayatımızdan çıkardık.

Mümkün olduğunca her işi kendimiz yaptık.

Yaptığımız işleri saymakla bitmez ve paylaştıklarımız yaptıklarımızın onda biri bile etmez.

Merdivenden Irgata, karadan tam bağımsız elektrik sisteminden kendi yaptığımız su yapıcıya,

Gelshield’ten Epifanes verniğe, buzdolabından dikişe üstesinden geldik.

Biz tekneyi tamir ettik, tekne de bizi...

Elimizden her iş geliyor desek yeridir. Bizi tanıyanlar, bizi yetenekli sanıyorlar ama aslında sadece bütçemiz kısıtlı. Yani "yokluk insanı mucit ediyor" sözü işin özeti...

Zorluk sıralamasında ilk 3’ü saymak gerekirse:

3 numara: Bir vida yüzünden üstesinden gelemediğim için motor.

2 numara: Eski Gelshield'i kazımak, normalde 1 usta 3 günde kazıyor... Biz ise acemilikle 2 haftada bitirebilmiştik.

1 numara: Ve en zoru bence 2.5 ay süren Epifanes vernik için zımpara ve uygulamasıydı.

Heves edenler için söylüyorum bu vernik işine kalkışmayın.

Bunca uğraşa karşılık gezdik mi? Valla gezdik.

Denizde iş bitmez. Her gün mutlaka en az bir işle meşgul oluyoruz.

Bunca uğraşa değiyor mu? Çok sevdiğimizden keyif bile alıyoruz.

Denizde 6 kış geçirdik ve 7'nci seneye girdik

Şimdi düşünüyorum da deniz bizi sevdi ki hâlâ buradayız.

Lüks motoryat, gulet, gezi teknesi her türden arkadaşımız oldu... Aynı koyda veya sofrada oturunca yüksek derecede farklarımız olmasına rağmen deniz sevgimiz bizi ayıran şeyleri ortadan kaldırdı.

"Rüzgâr şiddetlenince biz şu koya sığınıyoruz" diyoruz. Adam bize "Ha! Biz o koyu aldık" diyor. Biraz muhabbet sonrası durup durup “En iyisini yapıyorsunuz diyor"

Zor durumdaki birine yardıma koşuyoruz. Teşekkür için çörek getiriyorlar. Kahvemizi içip hoş sohbet ediyoruz. İnanılmaz mütevazı insanlar. Teknelerinin büyük olma sebebini mahcubiyetle anlatıyorlar. Sonradan öğreniyoruz ki IMF’de üst düzey görevde çalışan 3 Türk ten biriymiş.

Bir guletle bir koyda bir sebepten tartışma yaşıyoruz. İki saat sonra başka bir koyda doğal kaynaktan su alabilmek için hortumlarımızı birleştiriyoruz. İnsanları ayrıştıran donanımları çıkarınca üstümüzden doğaya ait olduğumuz ortak noktalar bizi buluşturuyor.

Bilenlerin bildiği üzere marina sözleşmemiz yok.

Denizin ortasında demirde tam zamanlı yaşıyoruz.

Yani kısaca "Millete manzara oluyoruz" 

"Tekne için en büyük masraf kalemi marina" diyorlar.

Cevap basit!

Marina yoksa masrafı da yoktur.

Valla pasarellamızı bile attık (bizdeki adıyla ‘Lata dö Pasarella’)

Sahil beslemesini çoktaan kaldırdık.

Kara bakımları veya ekstrem sağlık sorunları olmadıkça marinaya bağlanmıyoruz.

Hatta atık vermeyi saymazsak hiçbir iskele veya marinaya bağlanmadan 11 ay geçirdiğimizi biliyoruz.

Açıkçası marinaya verecek paramız yok. Olsa bile marinaya vereceğimize o parayla çok güzel gezeriz... Kışı denizde geçirmek gözümüzü korkutmuyor. Aksine kışı daha çok sever olduk. "Herkes ait olduğu yere gidince deniz çok keyifli oluyor."

Marinanın içinde teknede tam zamanlı yaşamak ile denizde tam zamanlı yaşamak hiç aynı olur mu?

Kışı denizde demirde ya da bir koyda hiç geçirmemiş,

Su, elektrik, banyo, çamaşırhane,

İstediğin an çıkıp karada yürüyüş imkânı,

Tekneyi bırakıp gitme lüksü,

15 günde bir atık verme rezilliğinden uzak,

Sıfır tedirginlik ve demirde bırakılan teknenin sigorta sorunsalı olmadan yaşamak ile demirde denizin ortasında yaşamak hiç aynı olur mu?

Dünya turuna çıkan insanların çoğu bir kış bile demirde geçirmeden yola çıkıyorlar. Bu bana biraz garip geliyor ya da normali odur.

Marinanın veya restoran iskelesinin konforu güzel tabi. Konfor denince aklıma ilk gelen şey kölelik!

Eskiden rahatlık ve huzurla ilişkilendirdiğimiz konfor; ne aradığına ulaşmanın önündeki en büyük engel diye düşünüyorum.

Bence denizcilik vazgeçmektir

Hayale kavuşmanın anahtarlarından biri de vazgeçmektir.

Mümkün olduğunca vazgeçmek.

Ne aradığımızı bulduk.

“Biz varmış insanlarız”. "Hayale ihtiyacımız yok"

Dünya turu hayalimiz de yok. Çünkü bilenlerin bildiği üzere "en güzel goy bu goy" 😉

Yorucu mu? Evet yorucu. Ama kim seçimlerinin sonucunda yorulmuyor ki?

Herkes kendi seçiminin hapishanesini yaşıyor! Ya da öğrenilmişliği kendi seçimi zannedip hayat sanıyor.

Her düşündüğümüzde bundan daha iyi bir hapishane yok diyoruz.

Denizde yaşamaya devam edebilmek tek arzumuz

Millete manzara oluyoruz…                                                                                                         

Öyle Değil

Hayat yavaş yavaş yoluna giriyordu

Çalışmayan saatin pili takılmış

Paslı musluk değişmiş

Yanmayan fener artık aydınlığa kavuşmuştu

Öyle bildiğin, sana öğretilen yol değil ha!

Bildiğin zamanın saati değil

Deniz akan çeşmenin neşesinden

Umudunu kaybetme endişesinin fenerinden bahsediyorum

Dur bir anlatayım diyorum

Her şey sallanıyor

Sandığın gibi değil arkadaş

Yıldız sallanıyor, ay yaylanıyor

Hiçbir manzara yerinde durmuyor

Hayatsa bize öğretilmeyenin ritmini tutuyor burada

Şöyle diyor sallantının sözleri

Manzarayı seyretmek değil

Manzaranın bir parçası olmak önemli olan

Ressamın resmi değil

Resimdeki yelkenli de olmak güzel olan                                                 

Youtube: Arkadaşının Teknesi

Instagram: Arkadasının Teknesi

Konuk Yazar: Cüneyt Küçükoğlu

Fotoğraflar: Cüneyt Küçükoğlu Arşivi

Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735