Rüzgâr Sert, Karar Net: Denizde Kadın Hakemler Var

''Kadınsız bir hayat düşünülemez.'' Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Deniz, bireysel yetkinliklerin ancak dayanışma ve güvenle anlam kazandığı bir alan. Yelken sporunda hakemlik, bu birlik duygusunun en somut karşılıklarından biri. Denizde alınan her karar; sporcuların güvenliğini, yarışın adaletini ve spora duyulan güveni doğrudan etkiliyor. Bu nedenle denizde kurulan birlik ve beraberlik kültürü, yalnızca sporun değil, ülke ekonomisinin ve kurumsal gelişiminin de temel taşlarından biri olarak görülmeli. Bugün spor ekonomisi; organizasyonlar, sponsorluklar, turizm ve uluslararası etkinliklerle doğrudan ülke ekonomilerine katkı sağlıyor. Güvenilir, adil ve saygın bir yarış ortamı ise bu ekosistemin sürdürülebilirliği için vazgeçilmez. Kadın hakemlerin artan görünürlüğü, yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil; karar alma mekanizmalarının çeşitlenmesi, kriz yönetimi becerilerinin güçlenmesi ve kurumsal güvenin artması açısından da önemli bir kazanım.

Bu röportajda, ulusal ve uluslararası yelken yarışlarında görev yapan beş Muğla İl kadın hakemi ile konuştuk. Onlar, rüzgârın yön değiştirdiği anlarda sakin kalmayı, sorumluluk almayı ve denizde liderlik yapmayı anlatıyor.

Deniz Kaftan: “Denizde olmak benim için bir görev değil, bir hediye”

Üçüncü yılına giren yelken hakemliği sürecinde Deniz Kaftan, ulusal ve uluslararası farklı sınıf yelken yarışlarında görev alıyor. Hakemlikten önce yaklaşık on yıl boyunca yarış organizasyonlarının farklı aşamalarında aktif olarak çalışmış olan Kaftan, aynı zamanda uzun yıllardır gemiadamı cüzdanı sahibi, denizde çalışan bir kadın denizci. Bu meslekte onu ayakta tutan en önemli gücün denizle kurduğu bağ olduğunu söylüyor: “Deniz üzerinde olduğum her an yaptığım iş bana bir görevden çok bir hediye gibi geliyor. Denize çıktığımda dünya benim için duruyor. Zorlu hava şartlarına ve uzun saatlere rağmen beni ayakta tutan temel güç bu his.”

Hakemlik yaparken en çok motive olduğu anların ise yarışın ruhunu hissettiği zamanlar olduğunu vurguluyor: “İnsanların deniz üzerinde hem sportif bir disiplinle hem de tutkuyla yarıştığını görmek beni motive ediyor. Rekabetin adil ve güvenli kalmasına katkı sunmak, yarışın gerçek ruhunu koruduğumu hissettiriyor.”

Senem Kalaycıoğlu: “Adil ve sorunsuz bir yarış için sahadayım”

2013 yılından bu yana lisanslı yelken sporcusu olan Senem Kalaycıoğlu, yaklaşık dokuz yıldır yarış organizasyonlarında görev alıyor. Son üç yıldır ise ulusal ve uluslararası düzeyde, farklı sınıf ve seviyelerde yelken hakemliği yapıyor.

Kendisini yelken hakemliği içinde tek bir cümleyle tanımlaması istendiğinde cevabı net:

“Yarışların adil, keyifli ve sorunsuz geçmesi için sahada elinden geleni yapan bir yelken hakemiyim.” Hakemliğin ona kişisel olarak kattıklarını ise denizin değişken doğası üzerinden anlatıyor: “Denizin değişken yapısı bana sabırlı olmayı, sükûnetimi koruyarak hayata tüm olasılıklarla geniş bir pencereden bakmayı öğretti.”

Bengü Tokatlıoğlu: “Önceliğimiz her zaman filonun güvenliği”

İl Hakemi ve Başhakem Yardımcısı olan Bengü Tokatlıoğlu, beş yıldır yelken hakemliği yapıyor ve ulusal yarışlarda görev alıyor. Hakemlik yolculuğu Bodrum’a yerleşmesi ve bir yat acentasında çalışmasıyla başlamış. Hakem arkadaşlarının teşvikiyle önce yardımcı personel olarak yarışlara katılmış, ardından eğitim alarak hakemliğe adım atmış.

Hakemlik sırasında en zorlayıcı anların hava koşullarının hızla değiştiği zamanlar olduğunu söylüyor: “Filo her zaman yarış yapmak istiyor; ancak filonun güvenliği ve emniyeti yarış komitesi olarak bizim için her zaman öncelik. Bu dengeyi sağlamak, özellikle değişken hava koşullarında oldukça stresli olabiliyor.”

Başak Tüzün Karabuğ: “Denge yaratmak liderlik sorumluluğu yüklüyor”

Türkiye Yelken Federasyonu’na bağlı İl Hakemi olan Başak Tüzün Karabuğ, üç yıldır ulusal ve uluslararası yarışlarda görev alıyor. Hareketli salma, sabit salma, foiller ve sörf yarışları dâhil olmak üzere birçok farklı sınıfta deneyime sahip.

Denizde, rüzgâr ve değişken koşullar altında karar vermenin kendisi için ne ifade ettiğini şu sözlerle anlatıyor: “Farklı değişkenlerin optimum halini suyun üzerine yansıtarak bir denge yaratıyoruz. Bu süreçte sakin ve sabırlı kalmaya çalışırken teknik verilerin yanı sıra deneyim ve sezgiler de devreye giriyor. Bu dinamiklerin toplamında liderlik yapmak hem çok heyecan verici hem de büyük bir sorumluluk yüklüyor.”

Sporcuların ve ekiplerin hakemlere yaklaşımının zaman içinde değiştiğini de ekliyor:

“Sosyal medya büyük bir güç. Hem olumlu hem olumsuz etkileri var. Ancak hakem ve sporcu arasında daha fazla diyalog kurulmasını ve sorunların daha hızlı paylaşılmasını da sağlıyor.”

Selva Bayyurt “Kadın beyni, doğası gereği organizasyona daha yatkın”

Yarış sırasında aynı anda birçok unsuru takip edebilmenin hakemlikte büyük bir avantaj sağladığını vurguluyor Bayyurt. “Pratik zekâyla hızlı çözüm üretebiliyoruz. Bu açıdan kadın olmak, hakemlik deneyimini çok olumlu etkiliyor” sözleriyle kadın hakemlerin sahadaki etkinliğine dikkat çekiyor. Kadın hakemlerin ve başhakemlerin sayısındaki artışın da bu dönüşümün önemli bir göstergesi olduğunu ifade ediyor.

Yelken hakemliğinin kendisine kişisel olarak kattıklarını ise disiplin ve huzur kavramları üzerinden anlatıyor. “Deniz kuralları uluslararası kurallar ve bütün dünyada aynı. Yarışta her şey kurallara bağlı,” diyen Bayyurt, bu disiplinin içinde olmanın kendisine büyük bir iç huzur sağladığını söylüyor. “Her daim denizde olmak, kişisel olarak bana çok şey katıyor,” diyerek hakemliğin yalnızca bir görev değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunun altını çiziyor.

Uluslararası yelken federasyonlarının verileri, son yıllarda kadın hakem sayısının Dünya genelinde istikrarlı biçimde arttığını gösteriyor. Özellikle Avrupa ve Akdeniz havzasında, uluslararası yarışlarda görev alan kadın hakemlerin sayısı her yıl yükseliyor. Bu artış, kadınların yalnızca sporcu olarak değil; yönetici, karar verici ve otorite figürü olarak da sporda daha güçlü bir yer edindiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de de benzer bir dönüşümün izleri görülüyor. Denizde görev alan kadın hakemler, yalnızca yarışları yönetmiyor; aynı zamanda genç sporculara, spor yöneticilerine ve geleceğin hakemlerine ilham oluyor. Rüzgâr sert estiğinde sakin kalabilen, belirsizlik karşısında sorumluluk alabilen bu kadınlar, denizde olduğu kadar karada da güçlü bir dönüşümün temsilcisi.

Olimpiyat Oyunları’nda yelken yarışlarında görev alan ilk kadın ve ilk Türk Baş Yarış Yöneticisi olan Pınar Coşkuner Genç, denizde karar veren kadınların Dünya ölçeğinde liderliğe uzanan yolunun en güçlü simgelerinden biri. Bugün Muğla’da görev yapan kadın hakemlerin sesi de bu yolun yalnızca açıldığını değil, kararlılıkla genişlediğini gösteriyor.

Birlik, güven ve dayanışma… Denizde bunlar varsa, güç artar. Güç arttıkça spor gelişir; spor geliştikçe ülke büyür.

Röportaj: Hilal Alper  

Fotoğraf: Hilal Alper Arşivi

Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735