12.09.2022
Garrucha, gece limanlarımızdan bir diğeri. Kolayımıza rüzgarla ve akıntıyla keyifli bir seyir yaptık. Kılavuz kitapta mendireğin kuytusunda kalan plaja demir atılabileceği yazıyor ancak Navily’de de demir atılmaması yazıyor. Biz demir attık. Kıyıda plaja gelmiş insanlar şemsiyelerinin altında denizin keyfini çıkarıyorlar. Bizden başka bir tekne daha var. Demir attığımızda kuzeyli rüzgar vardı. Sonrasında bizi karaya doğru döndüren rüzgar, kıbleden esmeye başladı. Akdeniz'in şımarık rüzgarlarının dönebileceğini düşündüğümüz için ona göre atmıştık demirimizi. Burası büyükçe bir ticari liman. Ancak plajın suyu pırıl pırıl. İspanya’nın güney kıyısında büyük limanlar olmasına rağmen mutlaka halkı düşünüyorlar. Plajları korumuşlar. Limanın hemen kenarında olduğu için suyun temizliği de insanı hayrete düşürüyor. İspanya’nın güney kıyısı boyunca irili ufaklı onlarca marina ve liman var. Birçoğu doğal liman değil. Düz kıyılara mendirekler yapmak şartıyla limanlar kurulmuş, kıyısındaki şehirler de bu şekilde yaşamlarını biçimlendirmiş. Marinaların fiyatları da hep uygun. Ayrıca mendireklerin içinde genelde alarga alanı da var. Marinaya girmek istemeyen denizciler için harika bir seçenek.
Sabah limandaki koca şileplerin çoktan çıktığını gördük. Hiç duymadık seslerini. Batıya gittikçe denizcilik kuralları ve nezaketi kendini daha çok gösteriyor.
İbiza’dan Almerimar’a 280 mil yol yapacağız. Bu süreçte denizler de rüzgarlar da kolayımıza olunca, yorulmadan keyifli seyirlerle ilerliyoruz.
13.09.2022

Almerimar Marina’ya doğru
Gündüz yol aldık, geceleri demirde kaldık. Almerimar Marina’ya gideceğiz. Ancak haritayı bayağı büyütünce görünüyor Almerimar. Bir önceki liman Almeria’ya yönlendirdik dümenimizi. Nedense Almeria, limanın adı; Almerimar, marinanın adıdır diye bir hikaye yazmışız Pamir’le ayrı ayrı. Almeria’ya girdik baktık, bize tarif edilen marina girişine uymuyor. Haritayı büyüttük büyüttük ve o zaman fark ettik ki Almerimar marinanın adı değil limanın adı imiş ve daha 20 mil yolumuz varmış. Tam vardık derken bu da olur mu yani. Hava da orsaya döndü. Neyse gece bastırmadan Almerimar’a girdik ve bağlandık.

Almerimar Marina ofisi
Sailing İstanbul’da orada. Marinaya geleceğimizi mesai saatlerinde haber verdikleri için ve vardığımızda mesai bittiği için görevli bizi girişte güzel marina binasının önüne aborda etmeden direk içeri aldı. Marina görevlisi de ‘’Hiç merak etmeyin, rahat olun. Sabaha hallederiz.’’ dedi. Pek yorgunuz. Cinin lambasından çıkan son 20 mil de yorgunluğun cilası oldu. Akşam yemeğini SY İstanbul’da yedik. Sonraki günlerde bu durum bir Avare’de bir İstanbul’da olacak şekilde devam etti.

Almerimar'da Avare
Puerto Almerimar değişik yapıda bir liman. Yanyana koyların kıyısına kurulmuş şehrin içinde bir marina. 60 metreye kadar yatların bağlanmasına olanak sağlıyorlar. 1100 tekne kapasiteli. Marinanın ofis binasının yanında benzin istasyonu da var. Etrafındaki binalar üç, dört katlı. Motel gibi. Marinanın sembolü girişteki masalsı ofis binası. Çalışanları esprili ve çok yardımcı. Bu marina kışlama için de çok uygun fiyat veriyor. Oldukça büyük çekek alanı var.

Puerto Almerimar
Marinanın ofis binası gün batımında harika pozlar veriyor. Bina deniz feneri gibi. Çevre düzenlemesi, limanın girişindeki boşluk hissi insanı sarıveriyor.
Restoranları, denizcilik ile ilgili dükkanlar, veteriner ve hayvanlarla ilgili güzel bir dükkan… Alman bir hanımın işlettiği çamaşırhanede bağlandığımız yerin hemen karşısında. Çamaşırları verdik, ertesi gün mum gibi ütülenmiş bir şekilde paketlenmiş olarak aldık. Temiz çamaşır kokusu gibisi yok.

Almerimar'da Pamuk
Burada bakım işlerimizi yapacağız. Pamuk da teknenin içinden kıyıdaki insanları izliyor, onlara fotoğraf çeksinler diye poz veriyor. Köpekler geçerken de tüylerini kabartarak teknesini koruyor. Tekneye konan kuşları takip etmeye, onlara pusu kurmaya bayılıyor. Allah’tan peşlerinden atlamıyor.

Almerimar'da gece
Mercadona, marinaya yürüme mesafesinde büyük bir zincir market. İspanya, sebze ve meyve konusunda çok başarılı. Buradan zeytinyağı da aldık. Fiyatları uygun ve çok lezzetli. Şarap fiyatları da çok uygun. Konserveler hayatıma bu gezide girdi. Şimdiye kadar kendi yaptığım domates konservesi dışında konserve hiç kullanmadım. Türkiye’de sebzenin tazesine ulaşımımız kolay çünkü. Ayrıca sebzeyi mevsiminde yemeyi seviyoruz. Ancak yolda öyle olmuyor.

Almerimar’a yaklaştığımızda motorun rölanti devri yükseldi. Burada motor bakımı da yapılacak. Pamir’le beraber Pamuk’da motor dairesine girdi. Oranın kapağı her açıldığında mutlaka içeri girmek istiyor. Motordan anlıyor olabilir mi? Pamir’in uğraşmaları sonuç vermese de teşhisi koydu. Tel kopmuş. Marina ofisten Yanmar ustası Paul’un numarasını aldık. 28 feet teknesiyle Dünya denizlerinde dolaşan bir İngiliz çift de methiye ile bahsetti Paul’den. Paul, İspanya'da yaşayan bir İngiliz.
Ertesi gün geleceğini söyledi ve tam zamanında geldi. Pamir, yedek parçaları hazır etmişti zaten. Paul’de beyin cerrahı gibi çalıştı. Avrupa’da saat ücreti alıyorlar. Ne iş yaparsa yapsın işçilik ücretleri çalıştıkları saate göre belirleniyor. Saati 60 Euro. Oğlunu da yanında getirmiş. Çok şeker çocuk. Babasını izliyor. Paul, işleri halletti. Her şey yolunda. Biz de rahatladık. Pamuk motor dairesinde Paul’e yardım etti tabi. Oğlum olmasa bu işler biter miydi bilmiyorum!
Atlas Okyanusu’nu geçecek bir, iki tekne ile de tanıştık. Zoro teknesinin sahibi Ryes, İrlandalı. Tek başına seyir yapıyor. Sac teknesini aldığında çok kötü durumdaymış. Her şeyini kendisi yapmış. Şimdi pırıl pırıl görünüyor. Kimberly, Yeni Zelandalı ve Ben’de Fransız. Genç bir çift. Amel marka tekneleri ile geçecekler okyanusu. Akşam bizi yemeğe davet ettiler. Hoş sohbet, güzel bir yemek sonrası teknelerimize döndük. Pamuk’la oyun sonrası bu sakin limanda deliksiz bir uyku çektik.

Çekek alanı oldukça büyük. Kışlayan ve okyanus geçişi için hazırlık yapan teknelerle dolu. Çok değişik tekneler gördük burada. Pamir tabi marka, yıl, özellikleri ile ilgili birçok şey anlattı. Bu kadar şeyi nasıl aklında tutuyor bilmiyorum. Bazı yerler zehirli boya tozuyla kaplı. Zemin toprak. Türkiye’den farklı sistemleri. Bu alanda tuvalet de yok.
Ertesi sabah temizlik yaptık. Enikonu hoplattık her şeyi. Her gündüz yol yapınca bu işlere vakit ayıramamıştık. İyi oldu.
Başak’ları yolcu ettik. Onlar La Linea’ya doğru yola çıktılar. Biz burayı çok sevdik. Uzun aradan sonra limana girmek iyi geldi. Çamaşırlar yıkandı, temizlik yapıldı, deliksiz uykular çekildi, alışveriş yapıldı. Rüzgar dümeninin halatını aldık, bağladık. Bakımlar şahane oldu. Pamuk’un mama ve kumları yeteri kadar alındı. Okyanusa hazırlıklar tamamlandı. Pamir çıkış işlemlerini de yaptı. Burada biraz daha kalırsak Pamuk’u muhtar adayı olarak gösterebilirler.
19.09.2022

Cebelitarık'a doğru dürbünle
Sabah avara olduk. Rüzgar yelkenlerimizi henüz dolduruyor. Motor yelken yol aldık. Pamuk motor sesini sevmese de yine de yanımızda, dışarıyı seyrediyor.

Sabahın ilk ışıklarında Cebelitarık
Cebelitarık’taki İspanya toprağı La Linea 70’inci limanımız olacak. Akdeniz'de 2300 mil civarında yol yaptık. Yıllarca planladığımız, düşlediğimiz yollardayız. Ne büyük heyecan bizim için. Pamir’in yıllar süren okumalarını hatırladıkça ve buraya kadar yaşadıklarımıza şahit oldukça en büyük kaptan benim kaptanım diyorum.

İzmir’den La Linea’ya 460 saat motor çalıştırmışız. Poseidon nefesini her zaman kolayımıza üflemedi. Bazen hiç üflemedi, bazen de ziyadesiyle yordu. En azından akıntı bu etapta lehimize idi. Bize izin verdi. Hadi dedi Cebelitarık’a rahat rahat gidin.

Pamir ve Pamuk Cebelitarık'ta
Akdenizin tıpası da denen Cebelitarık Boğazı’na yunuslarla beraber yaklaştık. Bize hoş geldiniz der gibiydiler. Sesleri, bakışları, cıvıl cıvıl yüzüşleri çocukça sevindirdi bizi.

Cebelitarık girişi
21.09.2022 - La Linea, Cebelitarık
Avare.
https://www.youtube.com/@SailingAvare
Yazı: Gülnur Payzanoğlu
Kamera ve Fotoğraflar: Gülnur-Pamir Payzanoğlu Arşivi
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.