Ben Berk Uzel. Kısaca kendimi tanıtmam gerekirse; 29 Ekim 1984 tarihinde, Cumhuriyet Bayramı'nda Tekirdağ’da doğmuş, Atatürk sevdalısı, spor tutkunu ama her şeyden önce bir yelkenciyim.
Evliyim ve eşimle birlikte yelken sevgisini ailece yaşıyoruz. Bizim gibi denizi ve yelkenciliği tutkuyla seven, bulduğu her fırsatta teknesiyle suya açılan 12 yaşında Rüzgar adında bir oğlumuz var.
Yelkenle tanışmam ise ailemin üçüncü kuşak yelkencisi olarak, henüz altı yaşındayken Tekirdağ Yelken Spor Kulübü'nde Optimist sınıfında başladı. Yıllar içerisinde birçok ulusal yarışta kulübümü, uluslararası organizasyonlarda ise ülkemi temsil etme onurunu yaşadım. Ay yıldızlı formayı taşımak, hayatımın en büyük gururlarından biri oldu.
Askerlik görevimi Deniz Harp Okulu'nda tamamladım. Bu süreçte ordu takımı adına yarışırken, aynı zamanda harp okulu öğrencilerine yelken eğitimi verme fırsatı buldum. O günden bugüne, yelkene başladığım kulübümde antrenör olarak genç sporcular yetiştirmeye devam ettim. Bunun yanı sıra amatör denizcilik eğitimleriyle kaptanların, Türkiye Yelken Federasyonu eğitimleriyle de birçok eğitmenin yetişmesine katkı sağladım. Ancak hayatımızda gururla anlatabileceğimiz bazı anlar vardır ki benim için bunların en özeli 2019 yılında yaşandı.
2019 yılının Ocak ayında Türkiye Yelken Federasyonu; o yıl düzenlenecek Optimist Türkiye Takım Şampiyonası'nı kazanan ekibin, tarihte ilk kez Avrupa Optimist Takım Şampiyonası'nda Türkiye'yi Milli Takım ünvanıyla temsil edeceğini duyurdu. Bu, eşsiz bir fırsattı.
18-21 Temmuz 2019 tarihlerinde Tuzla'da gerçekleştirilecek Türkiye Takım Şampiyonası'na gözümüzü diktik. Çünkü Türkiye Şampiyonu olmanın ötesinde, ülkemizi İtalya'da ay yıldızlı forma ile temsil etme hakkı kazanmak tarif edilemez bir onurdu. Üstelik bu uygulama yalnızca o yıla özeldi.
Ege, Kutsal, Ekin Su, İlayda ve Birce'den oluşan harika bir takımımız vardı. Milli takım kadrosundaki 12 sporcunun üçü bizim kulübümüzden çıkacaktı. Buna rağmen şampiyonanın favorileri arasında gösterilmiyorduk. Aslında bu bizim için avantajdı. Rakiplerin radarında değildik ve üzerimizde büyük bir baskı yoktu. Sakin bir şekilde çalıştık, eksiklerimizi giderdik ve hazırlandık.
Yarış haftası geldiğinde, iyi hazırlanmış olmanın verdiği özgüvenle mücadeleye başladık. On altı takımın mücadele ettiği Türkiye Optimist Takım Şampiyonası'nda rakiplerimizi birer birer geçerek finale yükseldik.
Finalde karşımızda favori olarak gösterilen Göztepe Spor Kulübü vardı. Ancak biz rahattık.
Yarış öncesinde sporcularımın motivasyonunu artırmak amacıyla ailelerinden kısa video’lar hazırlamalarını istemiştim. Çocuklarına ne olursa olsun yanlarında olduklarını söyleyen bu mesajlar, klasik bir motivasyon konuşmasından çok daha etkili olmuştu.
Son hazırlıkları yaparken sporcularıma benden bir istekleri olup olmadığını sordum.
"Ağabey, kazanırsak bizi Nusret'e götürür müsün?" dediler.
O dönem Nusret'in nasıl bir deneyim olduğundan pek haberim yoktu. Ancak o an ihtiyaç duydukları mesajı vermem gerekiyordu.
"Nusret size kurban olsun!" dedim.
Denize indik ve final başladı

İlk yarışı kazandık. Beklenen buydu. Ancak rakibimiz mücadeleyi bırakmaya niyetli değildi. İkinci yarışı onlar kazandı ve durum 1-1'e geldi.


Şampiyonu belirleyecek üçüncü yarışta üstünlük sürekli el değiştirdi. Finiş hattına kadar süren büyük mücadelenin sonunda, sporcularımızın inancı ve azmi galibiyeti bize getirdi.


Türkiye Şampiyonu olmuştuk

Ödül töreninde yalnızca şampiyonluk kupasını değil, 20-25 Ağustos 2019 tarihlerinde İtalya'nın Lago di Ledro kentinde düzenlenecek Avrupa Optimist Takım Şampiyonası'nın biletini de aldık.

Tören sonrasında ise verdiğimiz sözü tuttuk.
Avrupa Şampiyonası hazırlıkları hız kesmeden devam etti

Urla'da katıldığımız takım yarışlarında ikinci olduk. Yunanistan'da düzenlenen organizasyonda ise birinciliği elde ettik.

Lago di Ledro'da, Avrupa'nın en iyi 15 milli takımıyla beş gün boyunca 20'den fazla yarış yaptık. Toplam 138 mücadeleyi izleyip analiz ettik, video kayıtları aldık ve her gün kendimizi geliştirmeye çalıştık.
Zorlu organizasyon sonunda, Türkiye'yi Avrupa Optimist Takım Şampiyonası'nda altıncı sıraya taşıyarak yarışları tamamladık.
Belki madalya kazanamadık ama çok daha değerli bir başarıya imza attık

Türkiye yelken tarihinde ilk ve bugüne kadar son kez bir kulüp, ülkemizi milli takım olarak temsil etme onurunu yaşamıştı.
Tekirdağ'dan çıkan bir ekip olarak Avrupa'nın en iyileri arasında altıncı sırada yer aldık ve ay yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandırdık.
Yanımızda taşıdığımız Atatürk siluetli Türk bayrağı ise beş gün boyunca hem en büyük motivasyon kaynağımız oldu; hem de bize, ülkemizin kurucusunu ve onun dünya barışına yaptığı katkıları diğer ülkelerden sporculara ve antrenörlere anlatma fırsatı verdi.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bu hikâyenin yalnızca bir yarış hikâyesi olmadığını görüyorum.
Bu hikâye; inancın, emeğin, ekip ruhunun ve vazgeçmemenin hikâyesidir.
Ve benim için her şeyden önemlisi, bir grup çocuğun hayal kurup o hayalin peşinden cesaretle koşmasının hikâyesidir. Çünkü bazen en büyük zaferler, kupalardan çok daha fazlasını ifade eder. Bir bayrağı gururla dalgalandırabilmek gibi...

Konuk Yazar: Berk Uzel
Fotoğraflar: Berk Uzel Arşivi
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.