Tenedos isminin çıkış kaynağı mitolojik bir hikayeden gelir. Yunan Mitolojisi'ne göre; Denizler Tanrısı Poseidon'un oğullarından biri olan Kral Kyknos'un eşi vefat edince Kyknos yeniden evlenir. Üvey anne Philomene, Kyknos'un oğlu Tenes'i hiç sevmez ve ondan kurtulmak için Tenes'e iftira atar. Kendine yalancı şahit olarakta bir kavalcı bulur. Kral karısına inanır ve Tenes'i bir sandığa koyarak denize attırır. Sandık uzun zaman sonra Tenes'in büyükbabası olan Poseidon'un yardımıyla Leukophrys sahiline vurur ve Tenes bu adada sahile çıkar. Tenes'in sahile çıktığı ada Bozcaada'dır. Ada halkı onu kral yapar ve o günden sonra o adaya ''Tenes'in Adası'' anlamına gelen Tenedos denir. Kyknos kısa süre sonra oğluna iftira atıldığını anlar ve özür dilemek için adaya gelir fakat Tenes limana yanaşan gemileri görünce halatlarını balta ile keser. Yunanistan'da kullanılan ''Tenes'in Baltası İle Kesmek'' deyimi buradan gelmektedir.
Bozcaada geçmişten günümüze kadar olan süreçte, stratejik konumu açısından önemli bir noktada bulunması nedeniyle birçok uygarlığın istilasına uğramış; Pelazziler, Fenikeliler, Atinalılar, Yunanlılar, Persler, Büyük İskender, Bizanslar, Cenevizler, Venedikler ve Osmanlılar'ın hakimiyetine girmiş. En son olarak ise Balkan Savaşları sırasında Yunan Donanması 1912 yılında Bozcaada'yı işgal etmiş. Dahasonra Bozcaada, 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dahil olmuştur.
Bozcaada'nın birçok kültüre ev sahipliği yapması, geçmişinin çok uzun yıllara dayanması Bozcaada halkına alışılagelmişin dışında bir de müze kazandırmıştır.
Bozcaada Müzesi
Müze binası 1874 yılındaki yangından sonra adada yapılan binaların içinde en yüksek ve görkemli olanıymış. Bina biri 2 katlı diğeri 3 katlı olmak üzere bitişik olarak inşaa edilmiş, yıllar içinde bakımsızlıktan dolayı binanın üst katları yıktırılarak zemin kat bırakılmıştır. Yan cephelerinde gömme sütunlar bulunan binanın eski fotoğraflarına bakınca 3 katlı olan yapının 3.katında mermer sütunların yeraldığı bir teras gözüküyor.
Bu müzeyi diğerlerinden ayıran özellik mimari yapısının dışında, müzenin kurulma amacı ve müze kurma fikrini ortaya çıkaran bir de hikayesinin olmasıdır. Hikayenin başlangıç noktası M.Hakan Gürüney'in deniz kabukları biriktirmesiyle başlıyor...
Artık M.Hakan Gürüney Bozcaada ile ilgili koleksiyon yapmaya başlamıştır. Gravür, kartpostal, fotoğraf, kitap, fosil, sikke, harita, arkeolojik eser, bağcılık ve şarapcılık, belge ve dökümanlardan oluşan sayısız malzeme edinerek geniş bir koleksiyona ulaşır (Koleksiyona hergün yenileri eklenmeye devam ediyor). Bu koleksiyonu Bozcaada halkı ve adaya gelen ziyaretçiler ile paylaşmak amacıyla Ayazma yolu üzerinde bir arsa satın alır, projesini çizdirip inşaatı da bitince 2005 yılında sergi binasını ziyarete açar.Projenin ismi ''Bozcaada Yerel Tarih Araştırma Merkezi''dir. Fakat adanın merkezine yakın olmadığı için istenilen ölçüde ziyaretçisi yoktur serginin.
Bu defa yerel yönetimle görüşmeler yapar M.Hakan Gürüney ve Bozcaada Kaymakamı Bilal Özdemir tarafından 2006 yılında şu andaki müze binası, imzalanan protokol ile M.Hakan Gürüney'e tahsis edilir.
Müzenin amacı; Bozcaada'ya ait geçmiş kültürlerin tarihini şimdiki nesillere aktarmak, farklı etnik kökenlere sahip insanların dil, din, ırk ayrımı olmaksızın birarada barış ve saygı içinde yaşadığını ve yaşamaya devam ettiklerini göstermek, geçmiş ve günümüz Bozcaadası'nın müzeye gelen ziyaretçilere, gerek harita ve gravürlerle gerek sergilenen ürünler ile geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturmasını sağlamaktır. Bu nedenle M.Hakan Gürüney'e 2013 yılında UNESCO tarafından ''Bozcaada'nın Türk ve Rum Kültürüne Yaptığı Katkılarından Dolayı Ödül'' verilmiştir.
Bozcaada Müzesi'ni diğer müzelerden ayıran ve sıcak bir ortam yaratan, günümüz müze anlayışından oldukça uzak bir anlayışla ele alınması olmuş. Sergilenen meslek gruplarına gelicek olursak; Fıçıcılıktan semerciliğe, ayakkabıcıdan marangoza, eczacıdan demirciye, kasaptan meyhaneye, bakkaldan terziye, berberden dişçiye kadar oldukça geniş bir yelpaze içinde dizayn edilmiş.
Koleksiyonun önemli parçaları arasında sayısı 175'i bulan gravür, harita ve atlaslar yer alıyor. Koleksiyonun ilk parçası olan 1829 tarihli Bussiere'nin (siyah-beyaz taş baskı) Tenedos isimli gravürünü M.Hakan Gürüney 1998 yılında satın almış. Kısa zaman içerisinde İstanbul'da harita ve gravür satan dükkanlar, müzayedeler, seminerler, kütüphaneler başta olmak üzere Bozcaada'ya ait olan satıştaki tüm haritaları koleksiyona dahil etmiş M.Hakan Gürüney.
Koleksiyondaki Bozcaada ve yakın çevresini gösteren harita ve gravürlerden Bozcaada'nın 1500'lü yıllara kadar geçmişine ulaşmak mümkün. Haritaların bazıları bizzat haritacılar tarafından Bozcaada'ya ziyaretleri esnasında çizilmiş olup bazı haritalarda ise yanlış çizimlere rastlanmaktadır. Hatalı olan bu çizimlere sonradan başka haritacılar da ekleme yapmış ve yayınlamış oldukları atlaslara bu şekilde aktarmışlardır.
M. Hakan Gürüney'in tamamen kişisel çabaları ile oluşturulan koleksiyonda; Bozcaada'ya ait geçmişten günümüze kadar olan tüm süreç Bozcaada Müzesi'nde yeniden gözler önüne seriliyor.
Bozcaada'nın geçmişini yaşatan, hem maddi hemde manevi çok büyük emek sarfedilerek oluşturulmuş, oldukça önemli olan bu müzeyi bizlere kazandırdığı için M. HAKAN GÜRÜNEY'e sadece Bozcaada halkı değil hepimizin bir teşekkür borcu olduğu muhakkak...
M. Hakan Gürüney, yaşadığı topraklara olan borcunu fazlasıyla ödemiş. Şimdi sıra bizde. O halde rotamız BOZCAADA MÜZESİ...
Yapılmış Yorumlar (1)
Çok güzel ve faydalı bilgiler edindim. Teşekkürler