Truva şehri, savaştan önce…
Lise yıllarımdan bugüne mitoloji ve astronomi sevgim denizde bulunduğum sürelerde bu alanlarda bazı destinasyonları özel kılmıştır. Bu düşüncelerle özellikle Messina Boğazı, İstanbul Boğazı, Karadeniz Ereğli, Eski Foça’daki Siren Kayalıkları, Napoli Açıkları, Kıbrıs Kıyıları gibi deniz alanları benim için hep özel olmuştur. Bu yazıda denizde karşılaştığımız bazı deniz alanları ve kıyı yapılarının mitolojik ve tarihi önemlerinden bahsedeceğiz.
Karadeniz Ereğli

Karadeniz Ereğli'de bir kahraman, Herkül
Ülkemizin kuzey kıyılarında yer alan bu şirin ilçe, deniz subayı olarak çok sayıda görev için bulunduğum bir yerdir. Özellikle çileği ile ünlü bu ilçenin turistik ya da yatçılık alanında ne kadar önde gelen bir destinasyon olduğunu yorumlarınıza bırakıyorum. Mitolojik açıdan ise en sevdiğim öykülerden birinin geçtiği bir yer olması burayı benim için özel kılıyor. Karadeniz Ereğli; Herkül’ün 12 görevinden birini gerçekleştirmek üzere yer altı dünyasına adım attığı, Cehennemin Kapısı olarak anılan bir mağarayı barındırmakta. Mağaranın konumu, içerisindeki bilgilendirmeler, ilgi çekiciliği tartışmalı. Böyle bir değeri yeterince iyi kullanabilmek için gerekli düşünce henüz buraya aktarılmamış bence. Hikayenin ayrıntısına gelirsek, bir hiddet anında eşi ve çocuğunun canını alan Herkül pişmanlıkla dolar ve bu pişmanlığı gidermek üzere üstüne aldığı toplam 12 görevden sonuncusu olan Cerberos’u (Cehennem Kapısının üç başlı bekçi köpeği) öldürmek için Yeraltı’na buradaki mağaradan iner. Karadeniz Ereğli aynı zamanda Jason ve Argonautlar’ın meşhur seyrinin durakları arasındadır.
İstanbul Boğazı

Bosphorus ismi nasıl doğdu!
İstanbul Boğazı seyir için muhteşem bir destinasyon. Kuzey girişinden itibaren sancak ve iskele tarafta oldukça yoğun tarihi kalıntı ve anıtlar mevcut. Bunlar arasında en eskisi ise Anadolu Kavağı kıyılarındaki Ceneviz Kalesi. Güneye inildikçe Anadolu ve Rumeli Hisarları, Perili Köşk, Tophane, Kız Kulesi gibi çeşitli tarihi önemdeki unsurlar sayılabilir. Mitolojik açıdan ise Boğaz’ın uluslararası yazımdaki adı olan Bosphorus’a bakmak gerekiyor. Mitolojide Io adlı güzel kıza aşık olan Zeus, kıza yaklaşır ve birlikte olur, bu durumu kıskanan karısı Hera’nın da (Zeus’a birşey yapamayınca) zavallı Io’ya kötülük etmesini engellemek için onu beyaz bir ineğe çevirir. Hera, Io’nun başına bir at sineği musallat eder ve korkuyla kaçmaya başlayan Io, Anadolu’nun kuzeybatısına kadar kaçar. Karşısına deniz çıkınca da çareyi denizden karşı kıyıya geçmekte bulur. Burası da ‘inek geçidi’ anlamında Bosphorus olarak adlandırılır.
Çanakkale Boğazı
1915’de oldukça kanlı bir mücadeleye sahne olan, Atatürk’ü dünya sahnesine çıkaran Çanakkale, bin yıllar önce de Truva Savaşı’na sahne olmuştu. Çanakkale Boğazı boyunca, özellikle güney tarafında Karanlık Liman, kaleler ve tabyalar, Çanakkale Savaşı’na dair muazzam noktalar. Çanakkale Şehitler Abidesi, önünden geçen her Türk denizcinin selamını hak eden bir anıt. Daha güneyde ise Truva yer alıyor. Helen’i kandırıp kaçıran yakışıklı prens Paris, bu uğurda açıldığı ilan edilen oysa emperyalist Atina Kralı’nın hırslarıyla örülen Truva kuşatması 10 yıl sürüyor, kuşatmanın son günlerini anlatan Odyssey romanı bu bölgede tarihe yapılan ilk amfibi akın harekatını anlatıyor. Belirtmek gerek; Truva şehri 12 kez yıkıma uğramış, efsanede geçen ise 9 numaralı Truva. Bu arada filmde anlatılmayan ama orjinal Odyssey destanında insanlar arasında yaşanan bu kanlı savaşın aslında Olimpos tanrılarının bir oyunu olması ve bir yanda Ares diğer yanda Athena tarafından desteklenen insanların birbirini kırıp dökmesinin tanrıların eğlence konusu olması anlatılır. Günümüzün kavga dövüş ortamı da benzer bir durum mudur sizce?
Edremit Körfezi

Paris, 3 tanrıça karşısında Kaz Dağı eteklerinde
Aslında bu kıyılar, özellikle kuzey kıyıları oldukça önemli mitoloji açısından. Burada bulunan İda Dağı, hem Zeus’un büyüdüğü, hem de Paris’in 3 tanrıça arasındaki güzellik yarışmasını sonuçlandırdığı, Yunan mitolojisindeki en önemli destinasyonlardan biri. İlk hikaye Zeus hakkında. Uranüs, doğan her çocuğunu annelerinin yani Gaia (toprak ana) bağrına bastırmaktadır. Zeus doğduğunda ise annesi Uranüs’ü kandırıp Zeus'u İda Dağı’na gönderir; burada büyüyüp güçlenen Zeus, titanları ve babasını alt ederek tanrıların kralı olur. Diğer hikayede de haset tanrıçası Olimpos’ta bir sofrada ortaya üzerinde ‘’en güzel olana’’ yazılı bir elma atıyor ve bu elmayı gören Afrodit, Hera, Athena üçlüsü ‘en güzel benim’ diyerek birbirine giriyor. Durumu çözüme kavuşturması, yani üç tanrıçadan hangisinin en güzel olduğunun tayini istenen Zeus, çözümü İda Dağı’nda tanıştığı ve görüşlerine güvendiği çoban Paris’i görevlendirmekte buluyor. Üç tanrıça Paris’e gizlice rüşvet teklif ediyor; Hera mutlu bir evlilik, Athena savaşta başarı, Afrodit ise ‘’en güzel kadının aşkını’’. Afrodit’in rüşvetini beğenen Paris, Afrodit’i en güzel tanrıça ilan edip Helen’i kandırma şansını elde ediyor. Sonra Truva’da çarşı karışıyor tabi.
Ayvalık
Burada bulunan Şeytan Sofrası, şeytanın ayak izi olduğuna inanılan bir çukur içeriyor. Diğer ayak izi Yunan ya da İtalyan topraklarında yanılmıyorsam. Daha zor inanılacak bir hikaye ama bu yüksek tepede hem manzara hem macera mevcut.
Foça

Odysseus, Foça önlerinde Siren Kayalıklarında
Foça açıklarında bulunan Siren Kayalıkları, Odysseus’un sirenler ile karşılaştığı yer olduğu iddia edilen yerlerden biri. Hikaye, Truva’dan yola koyulan Odysseus’un sirenlerin yaşadığı bu bölgeye yaklaştığında tüm adamlarının kulaklarına balmumu tıkayıp kendisini direğe bağlattığı, adamlarına ne kadar bağırıp çağırsa, emir verse de kendisini çözmemelerini emrettiği bir deniz geçişi. Böylece sirenlerin denizcileri büyüleyen seslerini duyuyor, onlara ulaşmak için kendini denize atmak üzere çözmelerini emrediyor, personeli önceki uyarıları doğrultusunda bu emirleri yerine getirmiyor. Sirenlerin bu davranışları Karayip Korsanları film serisinin bir tanesinde de (dördüncü sanırım) işlenmişti. Siren Kayalıkları’nda rüzgardan dolayı ıslık gibi sesler çıktığı da rivayet edilir, ben duymadım. Siren Kayalıkları’nın bulunduğu iddia edilen bir başka lokasyon da Napoli Körfezi’ndeki Capri Adası.
Kıbrıs
Yunan mitolojisinde baba-oğul çekişmesi oldukça kanlı şekilde anlatılır. Efsaneye göre Kronos (Zeus’un dedesi) doğan bütün çocuklarını yutmaktadır, tıpkı zamanın her şeyi yutması gibi (krono-zaman, kronometre sözcüğünü hatırlayın). Uranüs, babasını alt etmek için onun cinsel organını keser ve buradan akan kanlar suya ulaştığında bir midye oluşur. Bu midye Kıbrıs’ta karaya vurur ve meşhur midye kabuğundan doğan Venüs tablosunda betimlendiği şekilde Afrodit doğar.
Girit
Zeus’un başka bir macerası da bir boğaya dönüşerek yanına çektiği Europa’yı sırtına atıp Girit’e kaçırmasıdır. Europa’nın gittiği bu yeni yer sonradan Europe (Avrupa) olarak adlandırılacaktır.
Denizlerde dolaşırken bu sularda dolaşmış nice denizcinin ruhunun etrafta olduğunu düşünür, buralarda geçen nice olayı hayalimde canlandırmaya çalışırım. Diğer yandan mitoloji ya da tarih sayfalarında yer almış destinasyonları görmek, deneyimlemek bir bakıma tarihe tanıklık etmek gibi bir haz verir. Her seyrimizin keyifle ve emniyetle geçmesi dileğiyle.

Konuk Yazar: Alper Günoral
Fotoğraflar: Alper Günoral Arşivi
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.