‘’Yelkenli ve Motorlu Çift’’

Her şey hayal ile başlar. Hayallerin gerçeğe dönüşebilme olasılığı oldukça yüksek olup hayalleri gerçekleştirebilmek için de mutlaka çaba gerekmektedir. Aynı zamanda kurduğumuz hayaller akıla ve mantığa da uygun olmalıdır.

‘’Yelkenli ve Motorlu Çift’’ Eda ve Mert kaptandan selamlar, sevgiler. Yelkenli teknemiz Doris hakkında biraz sohbet etmek ve kendimizi tanıtmak istedik. On beş yıldır evliyiz ve iflah olmaz gezginleriz. Eda kaptan bir Antalya çocuğu olduğu için deniz kenarında büyümüş. Mert kaptan ise Ankaralı olarak denize biraz uzaktan bakmış olsa da Tuzla, Mercan Sitesinde dedesinin kayığıyla denizin tuzunu ve istavritleri gereğince yutmuş. Eda kaptan öğretmen, Mert kaptan ise müzisyen olunca yaz aylarında deniz kenarında olmak, denizlerde olmak kaçınılmaz olmuş.

2009 yılında tanıştığımızda bir teknemiz yoktu ama kamp yapmayı çok seviyorduk ve çeşitli bölgelerdeki çadır kamplarında kalıyorduk. Mert kaptanın biz daha tanışmadan önce bir şişme botu vardı ve bu botla koyları zaten gezmekteydi. Tanıştıktan sonra ise konakladığımız kamp alanlarının yakınlarında bulunan koyları gezmeye, balık tutmaya ve denizin tadını çıkartmaya başladık. Denize olan tutkumuz artıyordu. Konakladığımız kamp alanlarında gözümüz hep teknelerin üzerindeydi. Yelkenliler, kayıklar, balıkçı takaları denizin üstünde çok güzel görünürdü bize. Doğaya uyumlu ve küçük alanlarda yaşamaya alışkın olduğumuz için de deniz hayatına kolayca adapte olacağımıza inanıyorduk. Zaten karavan olsun, tekne olsun öncelikle bize göre en önemli kriter bu olmalı; doğaya uyumlu musun, küçük ortamlara yaşamaya hazır mısın? Ancak alacağımız tekne hem bütçemize hem de üzerinde geçireceğimiz vaktimize uygun olmalıydı. O yıllarda marina ve limanlarda tekneler için yer bulunurdu. Buna rağmen teknemizde geçireceğimiz süre tekne tercihimizde belirleyici olacaktı. İşimiz gereği aylarca tekne üstünde vakit geçiremeyecektik. Alacağımız teknenin aynı zamanda karada, çekekte kalabilme özelliği olmasına da dikkat ettik. Bize uygun özellikleri taşıyan teknenin, Amerikan üretimini MacGregor firmasına ait olan 26X modeli olduğunu tespit ettik. Zaten Türkiye'ye firma iki model getirmiş. Birisi 26M, diğeri 26X modeli. 26X modelinin dış havuzluk kullanım alanı daha geniş ve Akdeniz’e daha uygun olduğu için bu model üzerinde tercihimizi kullandık.

Şişme botumuz ile yaptığımız seyirlerimiz biraz deniz tecrübesi kazanmamıza yardımcı olsa da yelken tecrübemiz yok sayılırdı. Bu nedenle yelken kursuna gitmeye karar verdik. Datça'da bulunan Ana Yelken firmasının küçük ve spor yelkenlileriyle yapılan bir kursuna katıldık. Birkaç hafta teorik ve pratik eğitimden sonra artık yelkeni de idare etmeyi başarmıştık.

2014 yılında satılık MacGregor pek yoktu, hatta yurt dışından mı alıp getirsek diye düşünüyorduk. Tam umutlarımız tükenmek üzereyken Antalya Balıkçı Barınağı’ndaki ilanı gördük. Teknenin eski sahibi Nihat Bey de çok yardımcı oldu ve teknemize böylece kavuşmuş olduk. Adını deniz tanrıçası Doris koyduk. Sonradan öğrendik, meğer en sevdiğimiz Hisarönü, Bozburun, Symi Körfezi’ne tarihte Doris Körfezi denirmiş. Bu da bizi çok gururlandırdı. Teknemizi 2014 yılında aldığımızda neredeyse hiçbir donanımı yoktu. Sadece bir motor aküsü, yelkeni ve 5lt’lik su deposu vardı. Zaten orjinali de bu şekilde. Yani Macgregor’ların tuvalet, su depoları, elektrik tesisatı, su tesisatı gibi elzem donanımları olmuyor. 

Zaman içerisinde her şeyi tecrübe ederek ve bütün gereksinimlere cevap verecek şekilde modifiyeleri kendimiz yaptık. Bu sayede hem teknemizi daha iyi tanıdık hem de elimiz işleri yapmaya daha yatkın hale geldi.Hatta daha sonraki yıllarda şakayla karışık sosyal medyada insanlar MertGregor kaptan demeye başladı Mert kaptana :)

İlk seyirlerimizi, Antalya balıkçı barınağından yaptık. Her gün yelken yapmak için fırsat kolluyorduk. Evimiz de bu bölgede olduğu için Doris’i günübirlik kullanıyorduk zaten uzun süre konaklamak için herhangi bir donanımı olmadığı için uygun da değildi. Sonrasında ise Doris’te konaklayarak gezmeye başladık ve bu anılar kaybolmasın diye Youtube kanalımız ‘’Yelkenli ve Motorlu Çift’’e video içeriği üretmeye başladık. Takipçilerimiz hızla arttı. 2014 yılında Türkiye'de tekne ile ilgili bir Youtube kanalı yoktu diye hatırlıyorum. Bu nedenle kanalımız çok izlenmeye başlamış oldu ama biz bunu fark etmedik. Sadece doğal bir döngüde video paylaşımını devam ettirdik.

Yaz gelince teknemizde daha çok vakit geçirmek istedik. Tabi, su deposu ve buzdolabı gereksinimi doğdu. İlk olarak plastik bir buzluk ile içine kalıp buz koyarak gıdalarımızı koruduk ve gittiğimiz her limanda kalıp buz arar olduk. Buzu bulmak her zaman kolay olmuyordu. Su depomuz da pet şişelerdi, tuvaletimiz ise yoktu! Bu donanımla Antalya'dan Datça'ya kadar gelmiştik ve seyir boyunca çeşitli maceralar yaşadık. Çok sert havalarda yelken yaptık. Su balastlı ve hareketli salmalı olan Doris şaşırtıcı derecede performanslı seyirler yapıyordu. Bizi güvenle her limana götürdü. Neredeyse mağaraların içlerine kadar bile yanaşabiliyorduk. Sığ sulara demir atabiliyorduk. Böylece daha özgürleşiyorduk. Kimsenin girmeye cesaret edemeyeceği koylarda yüzüyorduk. Limanlarda en dar yerlere girebiliyorduk. 50 beygir motorumuz Doris için inanılmaz güçlü kalıyordu, bu da en kötü havalarda denizle başa çıkmak için çok faydalıydı. Birkaç kere su balastını boşaltarak, tam yol ileri yapıp yaklaşık 20 knot sürat ile seyir bile yapıyorduk. Dışarıdan çok değişik görünüyordu. Yelkenli bir tekne önünü kaldırmış, uçarak gidiyor görüntüsü veriyordu. Kısacası teknemizi çok sevmiştik. Yelkenlimiz Doris artık bir aile ferdi olmuştu. Ona gerekli tüm özen gösteriliyordu. Usturmaça kılıfları neredeyse ütüleniyordu.

Zaman geçmiş artık kış gelmişti ve toplanma yani karaya dönme zamanıydı. İşte Doris’in en iyi özelliği bizi bu anlamda da rahatlattı ve direğini yatırdık, römorka çıkarttık, bir traktörle çektik ve üstünü kapatıp uykuya bıraktık. Tabi ki ayrılmak ve kara hayatına geçmek zor olmuştu ama Doris’te aklımız kalmamıştı. Çünkü karada duruyordu. Bu özelliği zaten Doris’i almamızda belirleyici olmuştu.

Sonraki yıllarda ilk hedefimiz Sadun Boro’nun Vira Demir pilot kitabını rehber edinerek Hisarönü Körfezi ve Gökova Körfezi’nde koy koy gezinmek ve Rod Heikell’in Greek Waters Pilot kitabı ile de Yunan adalarına açılmaktı. Hemen komşu adalara seyirlerimize başladık, sonrasında adalar arasında seyirler gerçekleştirdik. Bu açık deniz tecrübesi de bize çok büyük zevk veriyordu. Minik Doris tüm limanlarda sempati ile karşılanıyordu, herkes nasıl geldiniz? Nereden geldiniz? Diye sorular yöneltiyordu. Hemen çok güzel dostluklarımız olmuştu. İskelelerdeki insanlar Doris’in pupasında liman belirtme amacıyla yazan ‘’Antalya’’ yazısını görünce de şaşırıyorlardı. Antalya'dan nasıl geldiniz buralara diye sohbetler başlar olmuştu.

Yazları bizi tek üzen şey evimizdeki kedilerimizden ayrı kalmak olmuştu. Doris’i ilk aldığımızda Antalya'da üç kedimizi de tekneye getirmiştik. Fakat Doris’ten pek haz etmediler, biz de onları zorlamak istemedik. Bir kedi olsa tamam ancak üç kediyle gerçekten zor olacağını düşündük. Kedi çocuklarımızı, teknede olduğumuz sürelerde anneannelerine bırakıyoruz.

Her yaz, yeni koylar keşfetmeye ve yeni adalara gitmeye, daha da uzaklara gitmeye çalışıyoruz. Tüm seyirlerimizi kolay, zor veya iyi kötü başardık. Doris bize her defasında yeni ufuklar açtı, hep bizi eğitti. Elbette zevkli anılarımızın yanında bazı zorluklar da yaşadık. Bir keresinde teknenin tüm elektroniği bir anda çalışmaz hale gelmişti. Neyse ki motorumuz karbüratörlü olduğu için çalışmaya devam etti ve bizi demir atmaya kadar güvenle götürdü. Küçük tekne sahibi olmanın avantajıyla demiri elle bıraktık ve sadece motordaki bir sigortanın atmış olduğunu tespit ettik. Sigortayı değiştirerek elektroniğimizi yeniden devreye soktuk. Başka bir zaman, teknemiz demir taramış fakat bizim haberimiz olmamıştı. Yanımızdan çok yakın geçen bir tekneye neredeyse kızıyorduk. Meğerse biz geri geri giderek demir tarıyormuşuz. Tam o sırada Murphy kanunları devreye girdi ve motor çalışmadı, bunun nedeninin motor hortumunun içinin parçalanmasından dolayı yakıtın geçmemesi olduğunu daha sonra tespit ettik. Tabi kayalıklara doğru sürükleniyorduk. Neyse ki yedek motorumuz vardı, onu çalıştırarak teknemizi kurtardık ve yeniden demir yerimize dönüp daha güzel demir attık. Başka bir zor zamanımızda da benzin hortum bağlantı konektörü depodan sadece fazla hava alacak kadar açılmış. Biz haberimiz olmadan seyir yapmaya devam etmişiz. Gereğinden çok hava alan bujiler kararmış ve motor bir anda durmuştu. Neyse ki yelkenle seyri tamamlayıp demir atmaya yanaştığımız zaman motor bujilerini de değiştirerek sorunu gidermiştik. Bunların hepsi birer tecrübe, birer ders oluyordu.Teknenin verdiği sonsuz zevkin yanı sıra meşakkatlerinin de olduğu, hep uyanık olmak gerektiği adeta ruhumuza kazınıyordu.

Doris ile gerçekten çok ağır hava şartlarında seyirler yaptık. Tilos Adası'ndan Nisyros Adası'na geçerken çok sert bir havaya yakalandık. Yaklaşık on altı metre boyunda ve çift armalı bir klasik tekne ile Tilos'tan beraber seyre başladık ve motorumuzun yardımıyla yaklaşık iki saat içerisinde Doris, Nisyros'a varıp bağlandı. Bizden yaklaşık iki saat sonra diğer büyük tekne ancak gelebildi. Çünkü büyük teknelerin motorları kendilerine göre çok güçlü olmuyor. Hava kafadan gelince tekne neredeyse kalıyor. İşte bizim MacGregor 26X, Doris’in bir avantajı da bu olsa gerek. Özellikle On İki Adalar’ın neredeyse tüm koylarında konaklayarak gezdik. Bizim kıyılarımızın ise neredeyse hepsini bitirdik. Doris’in ve motorunun tüm bakımlarını kendimiz yaptık. Zamanla edindiğimiz tecrübeleri ve bakımları nasıl yaptığımızı Youtube kanalımızdan deniz dostlarına faydalı olması için hep paylaştık. Halen de paylaşmaya da devam ediyoruz. Gezdiğimiz, gördüğümüz yerlerde nelere dikkat edilmesi gerektiği, nelerin yenmesi, nerelerin görülmesi gerektiği ile ilgili bilgiler veriyoruz. Hem yelken hem de gezi içeriği oluşturmuş oluyoruz. Aynı şekilde motosikletimizle de yaptığımız gezileri kanalımızda paylaşıyoruz. Bu içerikler bizim gibi kısıtlı imkanlarla kısıtlı zamanları olan insanlara rehber oluyor.

Zamanında değer verilmeyen küçük tekneler ile ilgili algıyı değiştirerek birçok kişinin deniz ile buluşmasını sağladık diyebiliriz. Bizi bu konularla ilgili arayan ve soran çok oluyor. Deniz muhabbetleri en zamansız vaktimizde bile bizi heyecanlandırıyor. Bilgi vermekten ve sohbet etmekten hep zevk alıyoruz. Bazen küçük çocuklar bizi koylarda gördüklerinde Doris, Doris diye bağırarak veya kürek çekerek kanolarıyla yanımıza gelip sohbet ediyorlar. Böyle şeyler bizi çok mutlu ediyor. Paylaşımlardan sonra MacGregor markasına olan ilgiyi ülkemizde artırdık diyebiliriz. Çünkü sunduğu avantajlar bizim için çok uygun. Paylaşımlarla bizi takip eden uluslararası MacGregor tekne gruplarında Avustralya'dan tutun da Avrupa'ya kadar birçok deniz severe de ülke kıyılarımızı tanıttık.

Her sene kendimizi ve teknemizi biraz biraz geliştiriyoruz diyebiliriz. Ana yelkeni, bumbadan sarma hale getirdik. Bu projeleri hep kendimiz ürettik. Irgat yuvamız kendi mühendisliğimiz. Yüzme platformu, merdiveni ve havuzluğun altına bir platform daha ekleyerek teknedeki yürüme bütünlüğünü arttırdık. Güneş panelini tutması, botu çekmesi ve biraz daha gölge sağlaması için roll bar yaptık. Biminiyi ayakta durabilecek şekilde yükselttik. Bumbayı da bu doğrultuda biraz yukarıya aldık ve bu sayede tekneyi havuzluktan ayakta kullanabilir hale getirdik. Kıç istralya teli tek sancak taraftaydı bunu orta hat üzerine aldık. Diğer tellere de liftin ekleyerek ince ayarları yapabilir hale getirdik. Baş tarafa da bir platform yaparak baştan yanaştığımız zaman veya denize atlamak için küçük bir platform oluşturduk. Güverteyi file ile çevirerek hem eşyalarımızı hem de kendimizi güvene aldık. Balık bulucusu olan bir navigasyon ve çok güvendiğimiz için ‘’Emin ağabey’’ dediğimiz oto pilotu ekledik. Sonrasında oto pilotu daha verimli kullanabilmek için dümen sistemini hidrolik sistemine çevirdik. Havuzlukta bir şeyler yiyebilmek için katlanır bir masa yaptık. Daha uzun seyirler için ikinci bir benzin deposu aldık. Buzdolabı, iki göz gazlı ocak, lavabo, musluklar, tuvalet ve pis su tankı, temiz su tankı, elektrik tesisatı, yeni navigasyon lambaları, maceratör, sintine, sigorta panelleri, ikinci akü, akü ayırıcıları, şalterler, yeni kabin aydınlatmaları, perdeler, mobilya dolaplar, masa, tezgâh, çeşitli krom plakalar ile hareketli parçalara mukavemet, hareketli salmaya krom destek gibi şeyler zaman içerisinde yaptığımız modifiyeler oldu. Halen aklımıza bir şey gelince teknemize ekleyebiliyoruz. Mesela bu yaz deniz suyu arıtma sistemi eklemeyi düşünüyoruz.

Yeni sezon seyirlerimizi Kos Adası’ndan başlayarak kuzeye doğru planlıyoruz. Birkaç ada ve gitmediğimiz koylarda denize girmeyi hedefliyoruz. Dilerseniz bu maceraları sizlerle buradan paylaşırız. Yağmurların eksik olmadığı şu günlerde bu fikirlerden bahsetmek bile bizde şimdiden heyecan uyandırıyor. Denizlerde görüşmek üzere. ‘’Yelkenli ve Motorlu Çift’’ Youtube kanalımızı takip etmeyi unutmayın.

Sevgilerle,

Eda ve Mert kaptan

Konuk Yazar: Eda Dönmez 

Fotoğraflar: Eda - Mert Dönmez Arşivi 

Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735