
Günler haftaları, haftalar ayları kovalarken yaşadıklarım bana hiç normal gelmiyordu. O kadar çok uğursuzluk üst üste geldi ki, artık çevremdeki insanlar benimle ilgili esprili dedikodular yapmaya başlamıştı. Eşim her defasında “Evrene kötü enerji yayıyorsun, sonra dönüp seni buluyor” diyordu. Haklıydı da, sürekli karamsarlık içinde söylenip duruyordum. Ablam ise olayı daha derinlemesine ele alıp teknemdeki kızılanka kuşu figürünün bana uğursuzluk getirebileceğini iddia etti. Hatta birkaç araştırmayla bunu kanıtlamaya bile çalıştı. Sonuçta teknenin önündeki resmi boya ile kapatmak zorunda kaldım. Ben ise bütün bu sorunların, aslında benim aceleci ve heyecanlı kararlarımın geri dönüşü olduğunu düşünüyordum.
Satıcı; enjektörleri bulamadı, paramı da uzun süre göndermedi. Defalarca aradım, sonuç alamadım. En sonunda biraz tehditkâr konuşunca 12 bin TL alabildim ama 8 bin TL hâlâ içeride kaldı. Beni dolandıran arkadaşın bilmediği şey, dolandırıcıların iflah olmadığı ve hiçbir zaman düze çıkamadıklarıdır. Sezon bitmiş, soğuklar iyice kendini göstermişti. Eski motorumu çalıştığım iş yerine götürüp eksiklerini tamamlamak istiyordum. Önümde koca bir kış ve geniş bir alan vardı.
Motorumdaki sorunları sıralamak gerekirse:
Deniz suyunun dolaşımı sağlıklı değildi.
Volan bağlantı cıvataları iki kez kesilmişti.
Şanzıman kavraması zayıftı.
Enjektörlerin kontrolü gerekiyordu.
Çalışmalara başladım
Su dolaşım hattındaki tıkanıklıkları temizledim. Volan cıvatalarının kırılma nedeninin şanzımanın kasıntılı bağlanmasından kaynaklandığını tespit ettim ve önlemini aldım. Şanzımanı söküp içine baktığımda çok güzel bir ayar sistemi olduğunu gördüm. Doğru ayarlamayla bu sorunu çözebileceğimi fark ettim.

Yıllarca düşük hızlarda boşuna kullanmışım tekneyi, meğer şanzıman sağlıklı ayarlanmazsa büyük güç kayıplarına neden oluyormuş. Enjektörleri söküp sanayi sitesine götürdüm. Sadece bu işi yapan bir dükkânda bakım için 10 bin TL istediler. Mecburen verdim. Daha sonra internette araştırınca pancar motorlarının enjektörleriyle aynı olduğunu ve tanesinin 1.500 TL’ye satıldığını öğrendim. İşte memleket manzaraları… Başka ülkelerde de böyle mi, gerçekten merak ediyorum!

Yelkenli hayalim böyle sonuçlanacağı hiç aklıma gelmezdi. YouTube’da tekne sahiplerinin videoları bana çok farklı bir dünya sunmuştu. Fatih Aksu’nun “Korkunu Yen, Hayalini Yaşa” kanalındaki video’larla gaza gelip çıktığım bu yolda, motor tamircisine dönüştüm. Karadeniz’in sahil köylerini, limanlarını gezmeyi hayal ederken kendimi şanzıman ayarlarken buldum. Arada Şile’den Boğaz’a inip Beykoz’da vakit geçirmeyi, sonra limana dönmeyi planlıyordum. Paşalimanı Adası’nda küçük bir evim var, tekneyle oraya gitmek neden olmasın diye düşünürken limandan 2 mil açamaz hale geldim. Ama bu karamsar gidişatı değiştireceğimden eminim. Nasıl olacağını bilmiyorum ama bir yolunu bulacağım. O zaman geldiğinde sizlerin karşısına mutlu hikâyelerimle çıkacağım.

2025’e girdiğimiz aylarda motorun eksiklerini tamamladım, güzelce boyadım, adeta yeni gibi oldu. Teknemin bakımını işyerindeki arkadaşlarla birlikte yaptık. Her söküp takmada biraz hasar verdik ama sonunda motor yerine oturdu. Kış bitmeden, mart ayında deneme turlarına başladım. Tekne eskisinden iki kat daha hızlanmıştı. Enjektörlerin ve şanzımanın ayarlanması gerçekten hissedilir bir fark yaratmıştı. Liman çevresinde kısa turlarla güneşli havaların keyfini çıkarmaya çalıştım.
2025 yazı bize çok fazla denize açılma fırsatı vermedi. Malum, sadece hafta sonları denize çıkma şansımız oluyordu. O da Karadeniz bize izin verdiği sürece… Yine de her seferinde rüzgârı hissetmek, dalgaların sesini dinlemek bana büyük bir huzur verdi. Belki de bütün bu uğursuzlukların ardında, bana sabrı ve azmi öğretmek gibi gizli bir ders vardı. Ve ben artık biliyorum ki her fırtınanın ardından mutlaka güneş doğuyor.
Yelken ve Deniz
Rüzgârla dolan yelkenim,
Ufka doğru açar içimdeki özlemi.
Dalga dalga çağırır deniz,
Her köpükte saklı bir giz.
Gökyüzüyle yarışır mavilik,
Denizle birleşir sonsuzluk.
Bir yelken, bir umut, bir serüven,
Denizle başlar her düş, her hayal yeniden.
Sertan Sayın / Yelkecinin Gazetesi