Hayalin Peşinde - 7. Bölüm

Teknemizin epoksi boya astarını attıktan sonra sıradaki işimiz, beyaz renk epoksi boya ile teknemizi beyaz bir meleğe çevirmek olacaktı. Yanlış hatırlamıyorsam ben teknemde 7 kg epoksi boya kullanmıştım. İlk başlarda boya rulosu ile boyamayı düşünüyordum. Üç, dört m²’lik deneme yaptım. Birkaç arkadaşın fikrini aldıktan sonra biraz mat kaldığına karar verdik. Karşı  komşumda ufak bir kompresör vardı, onu aldım. İnternetten uygun fiyatlı bir adet boya tabancası ayarladım. Boya tabancası epoksi boyayı direk atamadı. Bu yüzden epoksiyi tiner ile incelterek uygulamak zorunda kaldım. 7 kiloya 2 kg epoksi tiner harcadım. İlk defa boya tabancası kullanacaktım. Önce  tabancanın ayarlarını ayarladım, ufak denemelerle ucundan çıkan boyanın akmayacak şekilde bir kıvamda olmasını  sağladım ve  boyamaya başladım. Sizinde bildiğiniz üzere teknem açık alanda korumasız ortamdaydı. Rüzgarsız ve güneş batmasına üç saat kala boyama işlemine başlamıştım. Boyayı  incelterek karıştırdım, hazırlıkları  bitirdim, tam boyamaya  başladım hafiften  rüzgar ben geliyorum dedi :) Ben boyaya toz yapışır diye korkuyordum meğer daha büyük sorun yaratıyormuş. Bunu bir litre boya havaya karıştığında anladım.

Siz ne kadar yaklaştırırsanız yaklaştırın, boya tabancayla tekne arasından uçup havaya karışıyor. Tabancayla boyamak gerçekten zevkli ve hızlı  oluyordu. İlk katı attığımda alacalı  kalmıştı, altındaki astar halen kendini hissettiriyordu. İkinci katı vurduğumda  tekne kendini göstermişti, parıl parıl parlıyordu. Üçüncü katı da vursaydım belki mükemmel olacaktı ama boyam yetmediği için iki katla yetinmek zorunda kaldım. İkinci katı ertesi gün akşam hava karardıktan sonra bitirmiştim.

Hiç unutmam Allah’a çok dua etmiştim. Allah’ım ne olur üstü toz olmasın, Allah'ım üstüne kuş  pislemesin diye :) Pek duamın kabul olduğu söylenemez. Sabah erken saatte tekneyi incelemeye geldiğimde boya kurumuş ama tam sertleşme olmamıştı. Üzerini merdivenle incelediğimde  kuşların  tekneyi hedef tahtası gibi kullandığını  gördüm.  Allah'tan martı gibi büyük kuşlar değildi diye kendimi teselli ettim:) Boya kuruduktan sonra kuş pisliklerini zımpara ile kazıyıp rulo ile rötuş  geçtim. Su hattını belirlemek biraz mühendislik gerektiren bir işti. Ben kolaya kaçtım. İnternetten aynı boy ve genişlikte teknelerin resimlerini inceledim, kendimce bir ölçü  çıkardım. Boya bandıyla  yerini işaretledim, araya güzel dursun diye başka  bir hat daha çektim. Sonra Allah'a yine dua ettim ‘’İnşallah suya indiğinde  kötü durmaz, suyun altında kalmaz.’’ diye. Kısmet, ilerleyen zamanlarda onu da göreceğiz. Tekne kendini göstermeye başladıkça hayallerimizde yoğunlaşmaya başlamıştı. Bir an önce denizle buluşsak artık diye sabırsızlıklar boy göstermeye başladı. Acele ile yapılan işler  beraberinde hataları getirebiliyordu. Bir çok işi sil baştan yapmışımdır, sıkıldığımızda  ara vermeli başka şeylerle stresi azaltmalı. Su hattı boyama işi de bittikten sonra bir tek zehirli boya işimiz kalıyor. Zehirli boyayı eğer havalar sıcaksa  mutlaka boya atıldıktan birkaç gün içinde suya indirmek gerekiyor. Çünkü  güneşe maruz kalan zehirli boya da şişmeler, kabarmalar  oluşuyor. Bu duruma başka teknelerle şahit olduğum için zehirli boya işini tekneyi indirmeye karar vereceğim günlerde atacağım.

Teknenin içinde kış aylarında ısınmak için kendi yaptığım soba

 

Sizin de bildiğiniz üzere teknenin mobilyalarının kabasını yapıp dışına  geçmiştik. Artık teknenin içine girip yaşam alanını  bitirmeliydim. Kontrplakları kesip yatak odası, oturma odası, tuvaleti ve mutfağı hazırlamıştım. Kontrplak köşe birleşme  yerlerine 10cm genişliğinde elyaf mutlaka uygulayın, esneme ve çatlak oluşumunu azaltacaktır. Teknenin tavan kısmındaki birleşme noktalarında  ben 4cm’lik desenli çıtalar kullandım. Tekneye  ayrı bir hava kattığını  söyleyebilirim.

 

 

 

Yazı ve Fotoğraflar: Sertan Sayın

Yorum Yap

Sosyal Medyada En Çok Bu Hashtag'lerle Arandık!