Bir Tutkunun Peşinde - 7. Bölüm

İnsanoğlu heyecan peşinde koşmaya arzulu olduğu sürece ne geziler biter ne de heyecanlar.

Recep Yıldız'ın denizciliğe başlama hikayesinin başlangıcını aşağıdaki bağlantılardan okuyabilirsiniz.

https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-1-bolum

https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-2-bolum

https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-3-bolum

https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-4-bolum

https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-6-bolum

Flam : 14 Haziran 2012 Perşembe

Gece yarısı 24.00’te kapatıyoruz dediklerinde dışarısı halen aydınlıktı. Bu yıl sezon erken açılmış- Nisan'da- ve Eylül sonuna kadar da açık olacaklarmış. Metcezir 1 metre ama suların yamaç diplerinde bile demirlenemeyecek kadar derin olması sebebi ile geceyi iki feribot arasına sıkışarak geçirdik ve sabah 9.00’da hareket edecek olan feribot öncesinde de köyden ayrıldık. Yaklaşık olarak 9 mil geri gidip fiyordun güney doğu koluna yöneldik. Burası da yaklaşık 10 mil uzunluğunda ve biz yine fiyordun en ucundaki Flâm'a rüzgarsız bir havada motor seyri gittik. Yol üzerinde 80 nüfuslu ve çok şirin bir köy olan Undredal marinasına uğrayıp bu bölgeye özgü keçi peynirlerinden, bal ve de reçellerinden aldım. Peynirin bir türü çikolata köpüğü renginde ve yumuşacık yapısı ile katkılı geldi ise de içerisinde hiçbir katkı olmadığını belgelerle bana ispatladı satıcı bayan. Teknemizi de çok beğendiğini söyledi ve yakından bakmak için bizden izin aldı ve gezdi.

Flam; tam bir turistik kasaba, sevmedik. Her yer feribot iskelesi, yanaşmak için epey uzak bir pontonu bize gösterdiler, oraya bağlandık. Gözümüze çarpan en şaşırtıcı olan burasının bir tren istasyonunun olması idi.

Tamamen dağlar arasındaki bu kasabaya ve çevredeki pek çok daha köye vs. tren yolu yapmışlar 170 yıl kadar önce ve biz köyde iken tren, turistlerle dolu istasyona geldi. Hemen girişte müze binası vardı ve girip gezdik. Müzenin hemen tamamı tren yolu yapım aletleri ve çalışmaları ile ilgiliydi. Güzel de bir filmini projeksiyona koymuşlar, isteyen oturup İngilizce sesli dinleyebiliyor. Biz de bir süre izledik ve filmi, filme aldım biraz. Araba yolları da yer üstünden gittiği kadar neredeyse tünellerden gidiyor. Bu kasaba yollarında 20 adet tünel varmış. Tüm dağlar granit ve bu adamlar graniti nasıl deleceğini iyi biliyor olsalar gerek:)

Flam Demiryolu Müzesi: Granit dağları delip geçtikleri basit aletleri görseniz şaşarsınız, halka açık.

Birkaç büyük oteli, karavan parkı, otobüs garajı ve en büyüğü de feribot marinası olan bu köyde tüm dükkânlarda turistik eşya satılıyor, tabi ki her yerde olduğundan da pahalı olarak. Öğlen yemeği için birkaç yere baktık ama çoğunluğu Japon olan turistlerin oluşturduğu kuyruklar uzundu ve yemeği teknemizde yemeye ve bir an önce bu turistik yerden ayrılmaya karar verdik.

Bu arada gezidaş teknemiz Blue Note ile haberleştik, onlarla biz kuzeye doğru çıkarken yolda bir yerlerde buluştuk ve sonrasında biz kuzey kolu üzerindeki  Fjaerland fjord girişindeki Balestrand'a gittik, onlar da güneye Gudvangen'e gidip akşam yemeği sonrası da artık Norveç’in en sonu demek olan bu bölgeden İskoçya geçişi için 90 mil fiyort içinden batı ağzına gitmek üzere hareket ettik.

Balestrand 800 nüfuslu bir turistik merkez, yatlar için pontonu küçük, her yer feriler için. Küçük tekneler için ufak bir marinası var ama tabi ki biz giremedik. 19. yüzyılda inşa edilmiş Kviknes oteli aynı zamanda Norveç’in en büyük ahşap binasıymış. Ayrıca dükkânlar, banka, postane, turist info vs. var.

Balestrand'dan günlük gezilerle Fzaerland glaciers/Buz nehrine otobüslerle geziler yapılıyor. 2. Dünya Savaşı sırasında Kaiser Wilhelm burada 24 saat dinlenmiş, her tarafta yazıyor bu. İngiliz kilisesi var ve bu da 2. Dünya Savaşı sırasında bu bölgede konuşlanmış İngilizler tarafından yapılmış.

Burası da bize biraz şehir havasında geldi ve de yanaşacak yeri de iyi olmayınca burada kalmayıp 13 mil kadar kuzeydeki Fjaerland'a gitmeye ve geceyi orada geçirmeye karar verdik.

Fjaerland- diğer adı ile Mundal 300 nüfuslu ve Vikingler döneminden beri var olan, hatta taş devri kalıntıları bulunan antik bir köy. 1891 yılında yapılmış ve halen aynı aile tarafından işletilen sevimli Mundal oteli, 2. el kitap satan dükkânları, tekne evi/müzesi, marketi  ile oldukça şirin bir köy. Akşam saatlerinde güneş batımına doğru bize inanılmaz güzellikte foto kareleri verdi. Hem dağların birebirine simetrisi hem de denizdeki yansımalarının simetrisi çok etkileyiciydi ve sadece şelale sesleri ve kuş sesleri ile tam bir terapi merkezi burası. Bu fiyortlarda en çok etkilendiğim yer Mundal, diğeri de enteresan benzer adlı Sundal oldu. Her ikisinin de ortak özelliği Fiyort kollarının sonunda olmaları fiyordun çok daralmış olması sebebiyle dağların yakınlaştığı ve de Buz nehirleri ile hemen eteklerindeki göletlerin ve bitki yapısının inanılmaz güzellikleri, gizli cennetler her ikisi de kısaca.

Buranın biraz daha kuzeyinde oldukça ilgi gören Jostedal glaciers/Buz Nehri’ne de müze yanından kalkan otobüslerle kişi başı 300 Kron/40€ ödeyerek gitmek mümkün ama iyi bir manzara için ayrıca 1000 metre de tırmanmak gerekiyordu. Yaya olarak ise en yakın Glaciers 4 mil mesafedeymiş. Birkaç ayrı yerde Buz nehri varmış- çektiğimiz resimlerde biz üçünü görebildik- ama otobüs ile müze ve Buz Nehri gezileri minumum 6 saatimizi alacaktı ve de saatleri de geliş saatimize uymayınca oralara gidip yakından maalesef göremedik.

Daha önce de birkaç kez belirttiğim gibi bu bölgenin tamamında, sahil boyunca tek tek evler veya köyler sıralanmış. Ama burada esas anlaşılması gereken şey Norveç’in bu kadar zor iklim kuşağında olması, bunca adaları ve adacık kayalıkları, kıyı şeridinin inanılmaz girift olmasına ve hepsinden öte her yerin son derece sert kayalık olmasına rağmen her yerde yol var ve yolları son derece güzel ve asfalt. Her yere feribot seferleri ve birçok bölgeye de tren yolları var. Arazinin son derece zor koşullarına rağmen ulaşım sorunları hiç yok.

Bugün 16 Haziran Cumartesi, her gezi gidişinin bir de hüzünlü dönüşü vardır tabi. Artık Norveç'in en uzun fiyordunun gidebildiğimiz en ucundan geriye/batıya doğru Sognafjörd ağzına doğru yaklaşık 70 millik seyrimize başladık. İçimde tuhaf bir burukluk var, adeta üzgünüm, keşke daha kuzeye doğru da çıkabilseydik. Az önce birkaç yunus bizi adeta uğurladı, onların durumu da benim gibi buruk idi sanki, yavaş hareketlerle yüzgeçlerini birkaç kez göstermekle yetindiler. Böylece 29 Mayıs’ta Keistiansen'de başlayan Norveç gezimizin bu defalık sonuna geldik sayılır, sadece fiyort ağzına kadar kastedeceğimiz 70 millik dönüş yolu var önümüzde. Daha önce bu yolu gelmiş olduğumuzdan heyecanı yok, onun için bitti dedim:) Artık yeni heyecan alanımız İskoçya ve Galler.

Olur da yeniden bu bölgeye gelecek olur isem bu defa güzel bir planlama ile karadan seyahat edip feribot, otobüs ve trenlerle sadece Stavanger ile Bergen fiyortlarını değil aynı zamanda da Trondheim ve Alesund, hatta Tromsö bölgelerini de görmek isterim. Hatta Norveç, pilot kitapta daha kuzeyler ile ilgili çok ilginç ve gezilmesi gereken yerleri de gezmek amaçlanabilirse daha heyecanlı olacağı kesin tabi. İnsanoğlu heyecan peşinde koşmaya arzulu olduğu sürece ne geziler biter ne de heyecanlar. Bu geziler için önerim sadece gerekli olan zamanı kısıtlamamak ve Norveç'in İstanbul'a göre her şeyde yaklaşık iki kat pahalı olduğunu bilerek hazırlıklı olarak gelmek:)

Sonuç olarak Norveç'te geçirdiğim 3 Haftayı kısaca özetlersem;

1- Kısa tarihçesi:

Norveç, Kuzey Avrupa'da İskandinav Yarımadasının batısında bulunan bir ülkedir. Norveç; batısında Atlas Okyanusu, doğusunda ve kuzeydoğusunda İsveç, kuzeydoğusunda Finlandiya ve Rusya ile çevrilidir. Başkenti Oslo'dur. Norveç'in resmi dili Norveççe'dir.

Norveç; İzlanda, İsviçre ve Lihtenştayn ile birlikte Avrupa Serbest Dolaşım Örgütü üyesidir ve bu örgütü terk edip Avrupa Birliği'ne geçmeyi istemeyen bir ülkedir. Norveç, Avrupa ortalamasının üstünde yaşam standartlarına sahiptir.  

Ülkenin yıllık kişi başına milli geliri 87.925 USD (2023-Dünya Bankası) ile Avrupa’da Lüksemburg ve İsviçre'den sonra 3. sıradadır.

Norveç'in en önemli sorunu azalan ve yaşlanan nüfustur. Ülkenin nüfusu, 5,3 milyon (2018), Nüfusun Etnik Dağılımı, %83 Norveçli (Sami kökenliler dâhil), %8,5 diğer Avrupa kökenliler, %8,5 diğer. Norveç öte yandan Avrupa'nın en pahalı ülkesidir.

İlk Çağlar

Norveç tarihi oldukça eskiye dayanıyor. İnsanlar Norveç topraklarına son buzul çağının sona ermesinden sonra M.Ö. 12 bin yılı civarında, Finlandiya taraflarından muhtemelen kutup ayısı avcıları kışın denizin donmuş olduğu dönemde yürüyerek gelmişler ve bugünkü Norveç'in kuzeyine, kuzey kutbuna yakın bir bölgeye yerleşmişler.

Norveç'i ilk defa tek bir bayrak altında toplayan Sarışın Harald

9. yüzyıla girerken Norveç çok sayıda küçük krallıklardan oluşmaktaydı. 872 yılında da ülkenin ilk Kralı Harald Hârfagre (Sarışın Harald) bu küçük krallıkları tek bayrak altında toplayarak Birleşik bir Norveç devleti kurmayı başarmıştır.

Orta Çağ:

8.-11. yüzyıl arasında Norveç'te Vikingler olarak bilinen kavim hüküm sürmüştür.

Savaşçı bir ulus olarak tanınan Vikingler; batıda Britanya, İzlanda, Grönland ve hatta Kuzey Amerika'ya kadar ulaşarak sömürgeler kurdular. Doğuda ise Karadeniz ve Hazar Denizi kıyılarına kadar uzanan yerleşim birimleri kurmuşlardır. İngiltere'nin büyük bir bölümü bu dönemde Viking egemenliği altında kaldı. Günümüzde İrlanda'nın en büyük kentleri olan Dublin ve Cork bu dönemde Vikingler tarafından kurulmuştur.

1000 yılı civarında Hristiyan misyonerler Norveç'te Hristiyanlığı yaymaya başladılar. I. Harald'ın oğlu I. Haakon, Hristiyanlığı kabul etmiş ilk Norveç kralıdır. Kral II. Olaf Haraldsson'un 1030 yılındaki ölümünden sonra Danimarkalılar Norveç'i aldılar. Norveç, Danimarka kralı Knud'un kurduğu Kuzey Denizi İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldiler.

Yeni Çağ:

Kalmar Birliği kuruluşundan yıkılışına kadar sorunlu bir birlikti. İsveçli soylular hiçbir zaman Danimarkalılar tarafından yönetilmekten hoşnut kalmadılar. Birlik büyük oranda kâğıt üstünde kaldı. Kral II. Christian, İsveç'i birliğe zorlamak için 7-10 Kasım 1520 tarihleri arasında 100 kadar ayrılıkçı İsveçliyi yakalatarak öldürttü. Stockholm katliamı olarak tarihe geçen bu olay İsveçlileri birlikten daha da uzaklaştırdı.

Nihayet 1521 yılında İsveç, Kalmar Birliği'nden resmen ayrıldı. Danimarka ve Norveç 1821 yılına kadar Danimarka-Norveç adı altında birlikte hareket etmeye devam ettiler. Kralları tekti ama yasaları, devlet kurumları ve orduları ayrı ayrı gelişmeye devam etti.

19. yüzyılın başlarında Danimarka Napolyon Savaşları'yla temelinden sarsıldı. Danimarka Britanya'ya karşı kendini korumak amacıyla Fransa'yla ittifaka girdi. Ancak Fransa savaşı kaybedince Danimarka 1814 yılında imzaladığı Kiel Antlaşması uyarınca savaşı kazanan tarafın üyesi olan İsveç'e Norveç'i bırakmak zorunda kaldı. 17 Mayıs 1814 tarihinde Norveç tarihindeki ilk anayasa'yı kabul etti. 17 Mayıs günümüzde Norveç'te ulusal bayram olarak kutlanmaktadır. Norveçliler İsveç yönetiminden memnun kalmadılar. Ayaklanmalar baş gösterdi.

Norveç anayasasının kabul edilmesi

Nihayet 1905 tarihinde İsveç, Norveç'in bağımsızlığını tanıdı. Danimarka prensi VII. Haakon Norveç kralı ilan edildi.

Yakın Çağ:

Norveç I. Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı. II. Dünya Savaşı'nda da tarafsız kalma niyetinde olmasına rağmen 9 Nisan 1940 tarihinde Nazi Almanyasının saldırısına uğradı. Alman kuvvetleri Oslo, Bergen, Trondheim, Kristiansand ve Narvik kentlerini işgal ettiler. Norveç ordusu uzun bir süre direndi ama 7 Haziran'da teslim olmak zorunda kaldı. Kral Haakon Londra'ya sığındı.

8 Mayıs 1945 tarihinde Almanya'nın teslim olmasına kadar Norveç işgal altında kaldı. 1349 yılında bir İngiliz gemisi ile  buraya ulaşan "kara ölüm" hastalığı ülke nüfusunun üçte birini yok etmiş.

1949 yılında Norveç NATO'ya üye oldu. 1960'ların sonunda Norveç sularında keşfedilen petrol ve doğalgaz Norveç'e büyük bir refah kazandırdı. 1972 ve 1994'de yapılan referandumlarda Norveç seçmenleri Avrupa Birliği'ni reddetti. Günümüzde Norveç, Birleşmiş Milletler raporlarına göre yaşam standartları bakımından Dünya’nın en ileri ülkelerinden biridir.

1800 ve 1900 yıllarında iki dalga halinde ABD’den bir milyon göçmen bu ülkeye yerleşti. 874 yılında İngiltere ve İrlanda Dublin'deki kralı tanımışlar ve egemenliğine girmişler. Böylece Vikingler tüm Avrupa'ya ve Akdeniz’e hatta kuzey Amerika'ya Kristoph Kolomb'dan 500 yıl önce ulaşmışlar. Çok farklı ırk ve kanların karışımı ile oluşmuş Vikingler 1300 yılına kadar gücünü küçülerekte olsa sürdürmüş, ancak iç savaşlar sonrası bölünerek 1319 yılında İsveç ve Danimarka egemenliklerinde yaşamış.

2- Günümüz Norveç’i

Bilindiği gibi son yıllarda bulunmuş kuzey denizi petrolleri gelirlerini sadece emeklilik fonları ve ülke ulaşımı için kullanıyorlar ama 4,66 milyonluk ülkenin 1 Milyar € üzerinde nakitleri varmış. Başkent Oslo 19. yüzyıldan itibaren ülkenin başkenti olarak finans ve siyasi merkezi olmuştur. Parlamenter sistemle yönetilmesine rağmen bugün bile krallık ailesi ülke yönetiminde oldukça etkendir. Oldukça enteresan bir varoluş değil mi? Bu enteresan varoluş bir de çok enteresan doğa yapısı ile birleşince gerçekten görülmesi gereken çok ilginç bir ülke bugün Norveç.

Günümüzde genelde suları kirli ve koyu yeşil görünümlü. Güneyde bu kirlilik daha yoğun idi ve kuzeye doğru çıktıkça renk ve kirlilik azalıyor. Bizdeki lacivert ve hele de ki turkuaz renkli suları buralarda boşuna aramışız. Balık çiftliklerini bile nispeten kuzeyde ve daha temiz sularda kuruyorlar, güneyde balık çiftlikleri yok.

Norveç balık ihracatında Dünya'da Çin'den sonra en büyük 2. ülke. Balıkçılık ve balık kültürü her yönü ile yani yatırımları, ARGE çalışmaları, okul eğitimleri, balık işleme fabrikaları ve ilgili teknolojisi ile çok gelişmiş. Havası son derece temiz ve bunu adeta her nefes alışınızda hissediyorsunuz. Her yer kayalık dağlarla kaplı ama her yer de yemyeşil ağaç örtüsü ile kaplı. Ormancılık, kerestecilik, denizcilik ve tekne yapımı çok gelişmiş.

Ülkenin çok dağlık ve karmakarışık ada ve kayalıklardan oluşması ulaşım konusunda ülkeyi uzmanlaştırmış ve yol, su, elektrik her kayaya ulaştırılmış. İnsanlar, genleri gereği zor koşullarda yasamış olduğundan şehir merkezlerinden çok, kıyı şeridi boyunca köylerde veya birkaç evin bulunduğu parçalı bir yerleşimi tercih etmişler. Böylece de tüm sahiller boyu ülke sınırlarını doğal koruma, gözleme kendiliğinden oluşmuş.

Norveçlilerin yaşam biçimi ve beslenmeleri oldukça sağlıklı ve bu da AB’nin en uzun ömürlü olmaları ile kendini gösteriyor. İnsanlar son derece aktif bir yaşam sürdürüyorlar. Trekking ve bisiklet için doğa son derece cömert ve hemen her yerde oto ve yaya yollarının yanında bisiklet yolları da var. Ayrıca yelken ve kayak doğal sporları adeta. Her gördüğünüz yerde insanlar genelde hareket halindeler, devamlı yürüyorlar.

İnsanlar oldukça güleryüzlüler ve ne ilginçtir ki yaşlısı, genci hepsi de çok iyi derecede İngilizce konuşuyorlar. Bu Norveç'in her yeri için geçerli. Sanırım İskoçya, İrlanda, İngiltere ve ABD’den göç etmiş 1 milyon insanın da bunda katkıları vardır.

Norveç, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların 5 yıl süre ile işgaline uğramış ve kral milyarlarca dolarlık altınları ile İngiltere'ye kaçmış, savaş sonrasında bu altınları bırakarak ülkesini geri almıştır. 1950’lerden itibaren Norveç yeniden inşa edilmeye başlanmış ve son 50 yılda Avrupa’nın en yoksulu konumundan bugünkü en zengin ülkesi konumuna gelmiş ve bugün kıskanılacak düzeyde güzel, huzurlu ve geleceğe güvenli bir yaşamları var.

Konuk Yazar: Recep Yıldız

Fotoğraflar: Recep Yıldız Arşivi

Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735