Hayalin Peşinde - 25. Bölüm

2025 yılını hafta sonları havanın kötü olmasından kaynaklı fazla denize açılmadan  geçirdik. 2025’in sonbaharında Şile Limanı’nda özel tekne sahipleri ile bir dernek kurma  ihtiyacı olduğunu anladık ve bir dernek kurmak için kolları sıvadık, vaktimin çoğunu bu oluşum için harcadım. Derneğin özel tekne sahiplerine neler kazandıracağını, ne gibi yararlar sağlayacağını düşünüp bu doğrultuda ilerledik.

İlk genel toplantıda kurucu başkanlığa seçildim. Üzerimdeki yük katlandı, bu nedenle tekneme uzun süreler uğrayamaz oldum. Tüzük çalışmaları yapıldı, belgeler hazırlandı. Uzun bir çalışmanın ardından logo ve belirlediğimiz ismimiz ile müracaatımızı yaptık. Artık Şile’nin de denizcilik alanında özel tekne ve deniz severlerin yanında olabilecek bir derneği olmuştu.

ŞİLE AMATÖR DENİZCİLER DERNEĞİ (Ş.A.D.D.) Resmen kurulmuştu. Şile gerçekten denizciler için çok zorlayıcı bir yer. Bağlama yerlerinin korunaklı olmaması, denizin karayel fırtınasına açık olması, tekne bölgesine dışarıdan çok fazla insanın girip teknelere zarar vermesi engellenemez durumdaydı. Teknelerin güvenliğinden güvenli seyire deniz ve çevre temizliğinin sürdürebilirliğini attırmak aynı zamanda çocuklara gençlere ve kadınlara denizi sevdirmeyi amaçlıyorduk, bu doğrultuda da yol aldık. Her geçen gün büyüyen bir yapıya kavuşmaya başladı. Hayırlı olur inşallah.

Tekneye gelecek olursak dernek işlerinden fazla ihmal ettim. 2026 ilkbaharında karaya almak istiyordum. Karşı komşumun bahçesine koyacaktık Mayıs’ta, komşum kendi teknesini denize indirmek istiyordu maalesef indirmekten vazgeçtiği için ben teknemi çıkaramadım. Muhtemelen yaz sonuna doğru teknemin bakımlarını yapmak için karaya alacağım, sonrası ne olur inanın hiç bilmiyorum. Çalışma hayatı ve tekne, birlikte zor yürütülüyor. En azından benim için öyle, gerçek manada iş hayatımı sonlandırabilirsem tam zamanlı tekne yaşamına geçmeyi istiyorum ama bunu belirleyecek olan şey zaman ve doğru planlama olacaktır. Ramazan bayramı ilkbahar ayına denk geldi, bu sene senelik iznimi birleştirip adadaki küçük evime  gitmeyi planladım. Denizin soğuk olacağı düşüncesiyle denizde nasıl daha fazla vakit geçirebilirim diye düşünürken aklıma kano alma fikri geldi:)

Benim her şeye heves duymama ailem alıştı artık ama istediğimi alana kadarda sınırları zorlayacağımı bilirler. Biraz internet araştırması yaptıktan sonra bana en uygun olabilecek vk46 kingfisher marka bir kano aldım. Bulabildiğim en büyük boy buydu, tam bir canavar balıkçı kanosu :) Mükemmel bir tasarım. Hemen ödeyebileceğim taksitlerle anlaşma yaptım, tatile yetişsin diye gittim yerinden görerek kendim aldım. Teknenizin boyunun, genişliğinin bir önemi yok, denize aşıksanız sizi deniz ile buluşturan her şey mükemmeldir. Kanoyu alıp kullanmaya başladıktan sonra anladım ki ben tamamen işi bırakana kadar kano benim için en ideal deniz aracı olacaktı.

Erdek’te Paşalimanı Adası’na  götürdüğüm ilk gün denemelerimi yaptım ve muazzam zevk aldım, denize hiç bu kadar yakın olmamıştım. Adada kullandığım ilk gün  dedim ki balığın dibine vuracağım. Burada her yer koy, her yer küçük adalardan oluşuyor. Eşsiz kayalıklar, eşsiz kumsallar, midyelikler, yoksunluklar… Bütün komşularım balığa doyacak kesin :) On beş gün boyunca -tahmini hesaplamalarla on beş gün boyunca- toplam 90-100 km aralığında yol yaptım. Muhtemel balık meralarını gezdim, tutabildiğim sadece 4-5 tane  kaya balığı oldu. Çok yoruldum, çok mücadele ettim ama olmadı maalesef .

lrf ve spin avcılığımı geliştirmem gerekiyor demek ki, neyseki ikinci planı devreye aldım. Zıpkınla balık avı:) Her zaman iyi, kötü rızkımı alırım  ve oltayla, kanoyla tutamadığım balığı zıpkın avcılığı ile aldım.

Neyseki  Beylerbeyi göbek rakım  mundar olmayacak. Yanına yakışır güzel bir levrekle taçlandırdım. Bir hayal ile çıktığım bu yolda yelkenli hayalinin sonuna mı geldim bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var, sağlığım elverdikçe denizden kopmayacağım.

Sizlere hikayemi dostdoğru anlatmaya gayret gösterdim. Yaşadığım birçok zorluğu ve güzel anlarımı sizlere anlattım. Benim yüzümden kimsenin karamsar olmasını istemem, bu benim hikayem. Herkesin kendi hikayesi farklı yazılır.

Sizlere artık veda ediyorum, belli mi olur ilerleyen yıllarda bambaşka bir tekne ya da bambaşka deniz konulu hikayem ile sizlerle olurum. Bu satırlarla birlikte bir hikâyenin sonuna geliyoruz. Kaleme aldığım her cümlede; denizin sonsuz mavisinden, rüzgârın özgürlüğünden ve deniz insanlarının yüreğinden bir parça taşımaya çalıştım. Sizlerin ilgisi, desteği ve her sayfada bana eşlik eden varlığınız, bu yolculuğu benim için çok daha değerli kıldı.

Birlikte bazen fırtınalara göğüs gerdik, bazen sakin koylarda umut bulduk. Paylaştığımız her anı, her bilgi ve her hatıra, deniz sevgisini büyüten birer iz olarak hafızalarımızda yaşamaya devam edecek.

Bugün bu hikâye sona eriyor olabilir; ancak denize gönül veren insanların yolculuğu hiçbir zaman gerçekten bitmez. Ufuk çizgisi nasıl her yaklaştığımızda biraz daha uzaklaşıyorsa; öğrenmenin, paylaşmanın ve denize duyulan sevginin de sonu yoktur.

Bu yolculukta bana eşlik eden tüm okurlarıma yürekten teşekkür ediyor, pruvanızın daima açık denizlere, rüzgârınızın ise umut dolu yarınlara esmesini diliyorum.

"Bazı hikâyeler son sayfada bitmez; denize bırakılan her iz, yeni yolculukların başlangıcı olur. Pruvanız neta, rüzgârınız kolayına olsun.

Sertan Sayın / Yelkencinin Gazetesi

Yorum Yap

İletişim
İletişim +90 (532)2439735