Recep Yıldız'ın denizciliğe başlama hikayesinin başlangıcını aşağıdaki bağlantılardan okuyabilirsiniz.
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-1-bolum
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-2-bolum
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-3-bolum
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-4-bolum
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-5-bolum
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-6-bolum
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-7-bolum
https://yelkenciningazetesi.com/bir-tutkunun-pesinde-8-bolum
Bugün 17 Haziran Pazar ve ben sabah 06.00-09.00 nöbetimden sonra şimdi de 15.00-18.00 nöbetindeyim. Hava kapalı, yağmur yok. Sabah 07.30’dan itibaren genellikle rüzgâr yoktu ve motorla seyir yaptık. Fakat 14.30’dan dan itibaren rüzgâr kuzeybatıdan 16-20 knot esmeye başlayınca yeniden ful arma yelkene geçtik ve keyfimiz yerine geldi, hızımız 8-8,5 mil. (59 37,4 N, 000 39.4E). İskoçya kuzeybatı ucundaki İnivermese'e 190 mil yolumuz var. Kaledonya kanalı girişindeki ilk kapak yarın akşam 17.00’de kapanıyormuş ve biz öncesinde varabilmeyi umuyoruz, varamazsak bir gün hiçbir özelliği olmayan -Brain kaptan öyle diyor- İnverness marinada beklemek zorunda kalacağız:(
Deniz ve doğa ile zıtlaşmamak gerekiyor
Belki 15 gün süren okyanus geçişlerinde den,z ve doğa ile zıtlaşmamak gerektiği daha güçlü hissediliyor ki denizciler bunu iyi bildiklerinden ‘’deniz üzerinde zamana bağlı program değil hava raporuna yani doğanın kendisine göre program’’ uygulayın derler. Kimseye şu tarihte şurada randevu vermemek, bilmeyene de bunu anlatmak lazım.
Dün akşam 18.00’de ayrıldığımız Norveç kara şeridinden bu yana 175 mil seyir yapmışız, bu da 24 saat için yaklaşık 200 mil demektir ki ortalaması 8 knot hız demek:)
Hız deyince; Gori pervaneyi daha verimli kullanabilmek için motoru stop ederken çok kısa bir süre geri vitese takip kapatmak, böylece Overdrive dedikleri motoru daha verimli kullanabilmek için de pervane açısını ayarlamak gerekiyor. Eğer OverDrive ile yol almıyorsanız hızınızdan 1,5 mil kaybediyorsunuz demektir bu. Overdriver’e geçmek için ise hız kesip iyice yavaşladıktan sonra geri vitesle en az 2-3 tekne boyu geri gidip hızınızı da 3 knot’a kadar çıkararak ve ondan sonra de vitesi ileri vermek lazım. Yelken/motor yaparken de bu zahmetli bir iş. Zamanla bunun daha bir kolayını bulurlar umarım. Gori/overdrive ile 8 knot üzerinde hız yaparken bu tekne, normali ile 6-7 knot hıza anca ulaşabiliyor. Denilen o ki Gori Pervaneler tekneden tekneye değişiklik gösterebilir ama genelde % 20 civarında maksimum verim sağlayabiliyor. Biz de buna yakın değerleri test ettik.
Çok güzel bir gün batımı olmuş ama ben ancak ufuk kızıllığını resimlerini çekebildim. Hava ufuk çizgisi hariç kapalı ve soğuk tabi. Üç saat nöbetim sırasında sancak bordadan gelen ölü dalgalarla yalpalayıp durdum, dolaplarda vs. ses yapan eşyaların arasına izolatör sıkıştırıp durdum.

Gece yarısına doğru rüzgâr çok azalınca yelkenle hızımız 6 knot altına düşünce Kaledonya kanalı giriş kapısına 18.00’den önce yetişmek için motoru çalıştırıp motor/yelken gidiyorum, hızımız da yaklaşık 9 knot oldu. 135 mil yolumuz ve 17 saat de vaktimiz var, demek ki ortalama 8 mil yapmalıyız ki bu sancak bordadan gelen dalga ile biraz zor. Bu arada 1 saatlik saat farkı imdadımıza yetişiyor, bize yardımcı olacak tabi.
18 Ocak, Kuzey Denizi’nde ikinci günümüz ve sabah 09.00-12.00 nöbetimdeyim. Hava kapalı, biraz daha az soğuk ve hafiften yağmur çiseliyor. Motor/yelken seyri yapıyoruz ama rüzgâr yok sayılır, hızımız 8.5 knot. Dalgalar da küçülmüş artık fazla yalpa ve eşya sesi yok.
İnverness Kaledonya kanalı giriş ağzına 66 mil yolumuz ve önümüzde 8+1=9 saatimiz var. Sancak tarafımızda İskoçya'nın kuzey ucundaki dağları belirdi, kara göründü. İskoçya’nın bu bölgede denizde petrol platformları var, dördü de sancak pruvamızda görünüyor, Baterice Petrol bölgesi… Hemen yanlarında iki adet de oldukça büyük rüzgar türbini var, Smith Bank. Bu bölgeyi deniz fenerleri ile çevrelemişler ve yasak bölge olarak haritalarda göstermişler, uzak duruyoruz.

İskoçya’ya yaklaştıkça genelde Kuzeye doğru uçan ama sanırım buralarda dolaşan ördek, kaz geçişleri ile suda da karabataklar bize yoldaşlık yapıyor.
Varacağımız nokta koy’un en iç tarafında ama saat 17.00’de kapanan kanalın birinci kapısından girebileceğiz gibi hesaplıyorum.
Yerel saat ile bir saatlik fark sonrasında saatimiz 14.00 ve yaklaşık 18 mil yolumuz kaldı, son dakikada kapı kapanmadan yetişeceğiz gibi. Hava daha sıcak ve güneşli ama parçalı bulutlu şimdi, kalın ve üst üste giysilerin bir kısmından kurtulduk, rüzgâr yok, sadece motor seyri yapıyoruz.
Ellös çıkışımızdan bu yana 1260 mil gelmişiz. Paysage planımızda da buraya kadar 1040 mil vardı ki bunun 300 mili Alesund idi, oraya çıkmamamıza rağmen çoğu fiyortlarda olmak üzere yaklaşık 500 mil fazladan dolaşmışız demek ki.
İskoçya girişinde ilk gördüğüm şey dik kayaların oluşturduğu dağlar ve ormanlar Norveç'te kalmış, burada daha çok denizden yüksekliği 50 metreyi geçmeyen üzeri çimle kaplı ama yer yer ağaç kümelerinin de olduğu farklı bir coğrafya. Sarı renkli kır çiçekleri ilk göze çarpanları. Doğrusunu isterseniz buna biraz da ihtiyacımız vardı:)
Az önce İskoçya Kaledonya giriş ağzına 12 mil kala bizi önce yunus sandığım bir sürü balina karşıladı, boyları yaklaşık iki metre ve 500 - 600 kg. kadar ağırlıkları ile yunus ailesinden balinalarmış dedi kaptan Brain. İnanılmaz bir gösteri ile bize İskoçya'ya ‘’Hoş Geldiniz’’ dediler. Beş, altı dakika boyunca onları filme de aldım, teknenin tam pruvasında üç, dört tanesi sancak omuzlukta, bir o kadarı da diğer yanda hangilerini çekeceğimi şaşırarak haykıra haykıra filmlerini çektim. Hayret ettim, su üzerine çıkarken bazen yan dönüyorlardı ve teknenin burnundan sarkan bana veya filme gülümsüyorlardı, inanılmaz keyif aldım tabi, sevdim ben bu İskoçya misafirperverliğini:)
Bir şeyi ise sevmedim, biz tam da rahat yetişiriz kapı kapanmadan derken koy’dan dışarıya doğru suların azalmasıyla oluşan 2,5 knot hızla bize tam ters yönde akıntı var. Şu anda su hızımız 9 knot iken kara hızımız 6,5 knot.
Sürpriz; şimdi öğrendik ki Kaledonya giriş kapısı en düşük su seviyesinden iki saat öncesi ve sonrasında kapalı oluyormuş, bu da bizim zaten giriş şansımızı azaltmış oldu ama olsun.
Biz yine de akıntıya karşı 6,5 knot hızla kanal giriş kapısına doğru gidiyoruz. Kapının kapanacağı saat 18.00 öncesi yetişeceğiz gibi ama her ihtimale karşı da Brain, kapı giriş görevlisini arayarak durumumuzu anlatıyor. Görevliden müjde haber geliyor, kapı açık ve biz olur da yetişemez isek bizi ssaat 18.30’a kadar da bekleyeceklermiş. Buna tabi ki çok sevindim. Çünkü İnverness Marina çok pis kokuyordu ve hiçte keyifli bir yer değilmiş.
Sonuçta biz hesapladığımız gibi saat 18.00 öncesi kapıya vardık ve korktuğumuz gibi olmadı. Kanal geçiş ücreti olarak, kanal içinde bağlanma, tuvalet ve çamaşırhane giriş kilidi dahil toplamda 300 euro gibi bir bedel ödeyerek kanala girişimizi yaptık. Kanal içinde kalış süre sınırlaması da belirtmediler.
İskoçya’ya girişte benim pasaportuma giriş kaşesi vurdurmam lazım deyince İngiliz bunu anlamıyor tabi, hayır gerek yok diyor ama Dublin'den uçakla çıkışta bana kesinlikle lazım olacak, mutlaka giriş kaşesi vurdurmam lazım.
Bu arada ben İsveç’ten Norveç’e girişte pasaportuma giriş kaşesi istemiştim ama ne kaşe vurdular ne de tekne giriş işlemi yaptılar, pasaportuma bakmadılar bile. Bergen’de limanda aborda olmuşken gümrükçüler gelip bizimle biraz sohbet ettiler Türk bayraklarını yan yana iki tekne gurcatasında görünce, o kadar. Evrakları bile görmek istemediler, ‘’İyi seyirler. Hoş geldiniz.’’ demişlerdi.
Bir sonraki bölüm “İskoçya Kaledonya kanalı”
Benim bu gezide Norveç’ten sonra en çok sevdiğim ve etkilendiğim yer, yaşamak için.
Devam edecek
Konuk Yazar: Recep Yıldız
Fotoğraflar: Recep Yıldız Arşivi
Yayına Hazırlayan: Doruk Ajans / Yelkencinin Gazetesi Kuruluşudur.